Nesibe Aldemir

Esas Bahar

Nesibe Aldemir

Mavi düşlerin ortasına güneş misali doğar bahar. Çiçeklerin nazlı gülüşleri sarar her yanı. Toprak bağrındaki neşeyi etrafa salar. Ağaçlar kollarını açarcasına çiçeklenir. Mavi gökyüzüne uzanır dalları. Sarı çiçekler yeşil otların içinde güneş misali parlar. Yine geldi bahar ılgıt ılgıt esen rüzgarların koynundan kopup.

Hoş geldi bahar gönlümüze, yeryüzüne…

Mor menekşeler çıldırdı seni beklerken. Dermanı kalmadı manolyaların… Gözümüzden düşen damlalara eşlik eder yağmur tanelerin. Bulutların şaha kalkar omuz omuza verip. Kapatır yüzünü güneş, gelinlik bir kız misali… Takvimden düşen yapraklar gibi ayların da düşer ve gider ömrümüzden. Umudun kokusunu yayan güller misali gelişinle mesrur olur yürekler. Çayırda meleşir kuzular, oyunlara doymaz çocuklar. Senin gelişinle yüzü güler kara toprağın.

Yeniden dirilişin kâinata zuhur eden halisin sen ey nazlı bahar! Öldüm bittim diyen nice yetim gönlün anası babasısın. Karanlık gecelerin aydınlığısın, acıları dindiren merhemsin. Kuru dalların susuzluktan çatlayan damağına abıhayatsın. Hoş geldin kanayan yüreğimizin odalarına.

Savaşlar, zulümler, ölümler sarmış dünyanın, kelepçeli insanlarına umudun kırıntısını taşı rüzgârlarınla. Masum çocuklar ölüyor, zulüm diyar diyar geziyor mazlum coğrafyaları… Ve çocuklar babalarını idama uğurluyor feryat figan… uykularımız orta yerinden bölünüyor. Acizliğin ateşinde kavrulurken gönlümüz senin yağmurlarınla nefes aldık. Annesine çiçek toplayan çocukların sevincine tutunduk. Yaşamak için bahar gibi direnen kalbimize umut ol. Gökyüzünün mavisinden ç/al da dağıt bizlere…

“Yaşamak biraz da boğazda düğüm olmaktır” demiş şair. Şairin dediği misal boğazımızda düğüm oldu yaşamak. Yangın yerine dönerken mazlum coğrafyalar, büyüdükçe büyür o düğüm.

Kışı mesken tutan gönüllere az da olsa sevinci taşır bahar. Nazlı gülüşüyle çalar yorgun gönüllerin kapısını. Ve şifa dağıtır renk renk açılan çiçekleriyle. Maviler, beyazlar, sarılar, pembeler… Perdelerimiz koyu olsa da güneşinde ısınır donuklaşan kalbimiz. Ah bahar sen ki umudun eş anlamlı kardeşisin. Sonsuzluğun iklimine aralanan bir kapısın belki de. Ölümü, hayatı ve yeniden dirilişi hatırlatansın. Bir tefekkür aynasısın. Yeşilin bin bir tonunda tazelenen tenin, kokusunu yayar dağa bayıra. Kır çiçekleri boynunu kaldırır gökyüzüne. Ardından bir gelin misali renk renk duvağını açar güneşe. Ve zikreder onu yoktan var edeni. Oda kokuları misali leylak kokularına gark olur cümle alem.

Masum bebekleri, günahsız çocukları ve nice mazlum insanları bağrında inci gibi saklar toprak. Ve bekler, esas baharın gelmesini. Usulca ve sessizce bir bekleyiştir bu. Zamanın ötesinde, mekânın ilerisinde. Nice yorgun bebelerin açlık çığlıklarını da çeker sinesine bu toprak. Soğuktur yüzü bu sebepten. Ve elem verir bizlere, dar kabirler. Unutur insan çoğu vakit; esas bahara saklanır güneşler, umutlar, hayatlar… Esas baharı bekler yorgun kalplerimiz. Yine de bir avuntusun gölümüze ey nazlı bahar, yine de hoş geldin safalar getir harabeye dönen gönül hanelerimize. Gelişinle umudun kırıntısını Hissettirene binlerce şükürler olsun vesselam. 

Yazarın Diğer Yazıları