Çantamız kimin sırtında
Nesibe Aldemir
Hayata karşı taşıdığımız sorumluluklar bir çanta misali her daim sırtımızdadır. Bu çantayı taşımakta yorgun düşeriz kimileyin. Bazen ondan tamamen kurtulmayı planlarız. Fakat can bedenden çıkmayana kadar çanta da sırtımızdan inmeyecektir. Hayatın kaçınılmaz gerçeğidir bu gerçek.
İnsanı insan yapan ulvi bir haslettir sorumluluk duygusuna karşı duyulan hassasiyet. Modern dünyanın, insanı sürükleye sürükleye çektiği rahatlık girdabı, bize sorumluluklarımızdan bir bir vazgeçmeyi fısıldıyor.
Fısıltıya kulak verenlerimiz evde, iş yerinde ve bulunduğu her ortamda "sorumluluk almaktan, bir işin ucundan tutmaktan, verilen görevi eksiksiz yerine getirmekten" olabildiğince uzak duruyor. Bu duruş insanın zamanla çantasını bir bir boşaltmasına sebep oluyor. İnsan boş çantayla yürüdüğü hayat yolunda kendini dünyanın en kârlı kişisi zannediyor. Bu zanla yüzünde bir başkasının çantasına verdiği yükten habersiz boş bir gülümseme de beliriyor.
Gayesi sıfır sorumluluk ve boş bir çanta ile yürümek olan aciz insan topluluğu, bir başka hayatların sırtında asalakça yaşayıp gitmenin adına hayat derler. Dahası insanlardan ve hayattan hep fazlasını isterler. Onların yerine koşturan, durmadan çalışan, olur olmaz her sorumluluğu üzerine alan kişilerin varlığı sorumsuz insanların sorumsuzluğunu iki katına çıkarır aslında.
Her insan hayatı boyunca sadece bir çantayı sırtında taşıma gücüne sahiptir. Bu nedenle sorumluluk duygusuna sahip olmayanları eleştirdiğimiz kadar taşıyamayacağı kadar sırtına çanta yüklenenlerimizi de eleştirmemiz gerek.
Kendi hayatlarını sorumsuz insanların önüne halı misali serenlerimiz kendine yaptığı zulmün hesabını hesaba katıyorlar mı? Hesapsızca yüklendikleri yüklerin hangisi onların kurtuluşuna vesile olacak? Hem bu dünyada hem de ahirette çantasında taşıdığı hangi ağırlık kendisine fayda verecek?
Sahi insan ne kadar da hesapsız yaşar? Bir tarafta sadece kendi nefsini düşünen insan topluluğu bir tarafta da kendi çantasının üstüne çanta takan fedailer... Sahi adaleti kimden bekler aciz insan? Hakkı hakikati bilmeyen insan güruhundan mı, gözüyle ve kalbiyle zulme şahit olduğu halde sessizliği seçen dilsiz şeytanlardan mı?
"İnsanın kendine yaptığı kötülüğü bir dünya bir araya gelse ona yapamaz" diye bir söz duymuştum. Ne kadar doğru ve yerinde söylenmiş. İnsan bilincini artırdıkça kapanan basireti açılır. Ve hayatını sorgulamaya başlar. Aldığı sorumlulukları gözden geçirir, fazla yüklerinden arınır. Kimisi buna değişim der kimisi de dönüşüm. Kimin ne dediğinden ziyade insanın kendini bulmaya başladığı noktadır “taşıdığı yükleri sorguladığı yer”. Şimdi kendimize soralım kıymetli dostlar, çantamız kimin sırtında veya kimlerin çantasını taşıyoruz dünyadan habersiz? Vesselam.