Nesibe Aldemir

Biraz Gölge

Nesibe Aldemir

Fâni dünyanın ölümlü yolcularıyız. Yaşamımızla hayata yansır, duruşumuzla hayatımızı şekillendiririz.

Dünyaya ve insanlara karşı davranışlarımız hayatımızın bütünü temsil eder. Dünyayı bir orman misali görebilirsek her birimizin ayrı bir ağaç olduğunu da sezebiliriz.

Zira ağaç olduğunun farkında olanlar etrafını serinletir. Gölgesindeki insanlara nefes olurlar. Konuşmasıyla, davranış, tutum ve tavırlarıyla yeşilin binbir tonunu içinde taşıyan gönüller, ormanın en asil duran ağaçlarıdır. Gönüllere taht kuran s/özleriyle yaraya merhem olurlar. İnsanı yormayan ve dahası insana yük olmak yerine yükünü hafifleten nice yeşil ağaçların varlığını bilmek insana bol huzur veriyor.

Meyvesiyle kalplere şifa olan, başını dalındaki ağırlıktan eğen nice zarif gönüller var, dallarıyla insanı ve insanlığı kucaklayan.

İnsan insanda dinlenir ve belki de demlenir çay misali. Rengini güzelleştirir çayın yaşamını güzelleştirdikçe. Kim rengi bulanık duran kirli bir bardak ile çay içmekten haz alır ki? Oysa çağımız insanı dinlenmeden ve demlenmeden yaşıyor zamanının büyük kısmını. İçini tam anlamıyla dökeceği bir bardak bulamıyor. Bulsa dahi bardak ya plastik çıkıyor ya da kağıt. Demini alıp dinlenmeyen insan yorgun ve soluk bakışların içinde eritiyor ömrünü. Tam anlamıyla yaşayamıyor duygularını. Kalpten söze dökülmeyen cümleler ya gözyaşı olup sızıyor dışarı ya da içeride kazıyor derin bir yara. Öyle ki paylaşmanın çok güzel haslet olduğunu çocuklarımıza öğütler dururuz. Fakat kendimizi olmadık şekilde içimize hapsederiz. Derdimizi anlatmaktan çekinir, sorunlarımıza çözüm aramaktan uzak dururuz. Bu duruş bizi hayatın akışından koparır. Hayattan kopan her insan zamanla kurumaya başlar. Koca yeşil ormanın içinde bir bir kurur ağaçlar. Sonra ne kendine faydası dokunur ne de çevresine. Odun olup yanmaktan başka bir işe yaramaz.

Kaygılar, endişeler, egolar, hırslar birer birer bizi kurutan zehirli atıklardır. Ormanın doğasını bozan, ağaçlara kim olduklarını unutturan, insan nefsini besleyen bu besinlerden ne kadar uzak durabilirsek o kadar yeşil kalabiliriz aslında. Hem soralım kendimize biraz gölge olabilsek, biraz gölge alabilsek neler değişirdi hayatımızda? Güneşin zararlı ışınları gibi bize zarar verenlerden birlikte kaçınırdık. Birbirimize gönül soframızı gönül rahatlığıyla açar paylaşımcı gönül dostları olurduk. Yeter ki biraz gölge olsun, yeter ki biraz gölge olalım.

Gönül dünyamızı Rahmanın bize vermiş olduğu güzelliklerle doldurmayı başarabildiğimiz vakit yeşilimiz yeşil olarak kalacaktır. Gölgesinde serinlediğimiz dosta olan ihtiyacımız karşılanacak ve dahi bizler de gönüllere ferahlık veren koca çınarlar misali yeşil ve gür kalacağız. Yolunuz gölgesi serin ve derin insanlara çıksın vesselâm.

Yazarın Diğer Yazıları