Yıllar önce bana gelen bir danışan vardı. Yüzünde yorgunluk, gözlerinde ise anlamlandıramadığı bir sıkıntı taşıyordu.
"Birkaç aydır aynı rüyayı görüyorum" dedi.
"Bir evin içindeyim. Duvarlardan siyah bir şeyler akıyor. Elime bez alıyorum, temizlemeye çalışıyorum ama ne kadar silsem de bitmiyor."
Sonra hayatını konuştuk. Fark ettik ki yıllardır kurtulamadığı bazı alışkanlıklar, bazı dostluklar ve bazı yanlışlar vardı. O yanlışlar sadece hayatını değil, iç dünyasını da kirletiyordu.
Rüya ona bir şey anlatmaya çalışıyordu.
Aslında çoğumuzun fark etmediği bir gerçek vardır:
İnsan sadece gündüz yaşamaz. İnsan geceleri de yaşamaya devam eder.
Gözlerimiz uykuya kapanırken bazen ruhumuzun başka pencereleri açılır.
Kimi insanlar rüyaları önemsiz görür, kimi insanlar ise her rüyayı geleceği haber veren bir kehanet sayar. Oysa hakikat bu iki uç arasında durur.
Yıllardır gördüm ki rüyaların önemli bir kısmı geleceği haber vermekten çok insanın kendisini haber verir.
Bir danışanım defalarca dişlerinin döküldüğünü görüyordu. Okuduğu bazı tabirlerden dolayı bunun ölüm haberi olduğunu düşünmüş ve korkmuştu.
Fakat hayatına baktığımızda başka bir manzara gördük. Sürekli öğreniyor, sürekli okuyor, sürekli dinliyordu; fakat bilgilerini bir bütün hâline getiremiyordu. Zihni dağılmıştı.
Rüya ona ölümü değil, zihinsel dağınıklığını gösteriyordu.
O gün şunu bir kez daha anladım:
Rüyalar çoğu zaman gelecekten çok bugünü anlatır.
İnsanın kendisinden kaçtığı gerçekleri anlatır.
Modern çağın en büyük problemlerinden biri de budur. İnsan her şeyi duymaya başladı ama kendisini duyamaz oldu.
İşte rüyalar bazen bu sessizliğin dilidir.
Bir sembol, aylarca süren bir sıkışmışlığı birkaç saniyede anlatabilir.
Bugün psikoloji de insan zihninin uyku sırasında yaşananları yeniden işlediğini, duyguları düzenlediğini ve bazı problemleri çözmeye çalıştığını kabul ediyor.
Belki de bu yüzden insanlar tarih boyunca rüyalara önem verdiler. Çünkü insanın iç dünyasının kapıları gece kapanmıyordu.
Ben rüyaların bir kısmını şahsa özel gönderilmiş mektuplara benzetiyorum.
Nasıl ki size özel yazılmış bir mektubu dikkatle okursanız, bazı rüyalar da aynı dikkatle okunmayı hak eder.
Elbette her rüya aynı değerde değildir. Her rüyayla hüküm verilmez, her rüyayla hareket edilmez. Fakat bazı rüyalar vardır ki insanı kendisiyle yüzleştirir.
Yıllardır ertelenen bir problemi gösterir.
Kırılan bir kalbi hatırlatır.
Yanlış bir yönelişe işaret eder.
Ya da insana ümidini kaybetmemesini söyler.
Bu yüzden günümüz insanının rüyalara yeniden dönmeye ihtiyacı vardır.
Dış dünyayı keşfetmekte çok ilerledik. Fakat iç dünyamızın haritasını büyük ölçüde kaybettik.
Rüyalar ise o haritanın elimizde kalan işaretlerinden biridir.
Belki de bu gece göreceğiniz bir rüya, yıllardır çözemediğiniz bir düğümün ucunu gösteriyordur.
Belki de ruhunuz size konuşmaya çalışıyordur.
Yeter ki dinlemeyi öğrenelim.
Yazarın Diğer Yazıları
Aklî Dindarlık ve Şekilsel Dindarlık
11 Ağustos 2026 00:09Eşinize Emir Vermeyin; Sevginizi Emrederek Değil, İkram Ederek Büyütün
26 Temmuz 2026 00:37Evliliği Bozan Çekinik Kalan Yanlarımız
23 Temmuz 2026 00:06Sınır Koymak Saygıyı Korur; Sayılan Sevilir
18 Temmuz 2026 00:00Çocuklarınızı Birbirinizi Eleştirerek Hasta Etmeyin!
15 Temmuz 2026 00:05