Evlilik yalnızca ekmek, su ve ev işleriyle ayakta kalmaz. Evliliğin bir de duygusal iklimi vardır. Sevgi, ilgi, güzel söz, tebessüm ve eşlerin birbirini etkileme gayreti bu iklimin yağmurudur.
Eşlerin birbirini etkileme gayreti küçümsenecek bir davranış değildir. Helal daire içinde sevgi üretmek, evliliğin bereketini artırır.
Bazı hanımlar eşlerinin ilgisini kaybediyor. Sonra şikâyet ediyor. Oysa çoğu zaman sorun sevgisizlik değil, sevgiyi coşturacak etkili hareketlerin azlığıdır. "endam", "zarafet", "giyim", "bakış", "yürüyüş", "ses tonu, cilve" erkek psikolojisi belirgin şekilde etkiler.
Allah insanı yaratmıştır ve insanın nelerden etkileneceğini de en iyi O bilir.
Bu yüzden Ahzâb Suresi'nde kadınlara şöyle buyurur:
"فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ"
"Sözü çekici bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılmasın."
Dikkat edin...
Kur'an burada bir gerçeği ortaya koyuyor:
Kadının sesi, üslubu, konuşma tarzı ve tavrı erkek üzerinde etki bırakabilir.
Yine Nûr Suresi'nde:
"وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِنْ زِينَتِهِنَّ"
"Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar."
Demek ki bir ayak sesi bile etkileyebiliyor.
Allah bunları yabancı erkeklere karşı sınırlandırırken aslında insan fıtratındaki bir gerçeğe işaret ediyor.
Peki yabancıya karşı sakınılması gereken bu etki, eşler arasında olursa ne olur?
İşte orada rahmet olur.
İşte orada muhabbet olur.
Kur'an bir kadının sesiyle, yürüyüşüyle, ziynetiyle ve görünümüyle erkeklerin etkilenebileceğini kabul ediyorsa, kadın bu Allah'ın verdiği fıtri özellikleri yabancılar yerine kendi eşine karşı kullanmalıdır."
Bir danışanım vardı.
Eşi sürekli eve geç geliyor diye şikâyet ediyordu.
Hanımefendiye sordum:
"Eşiniz eve geldiğinde onu nasıl karşılıyorsunuz?"
Bir süre düşündü.
Sonra dedi ki:
"Hocam, genellikle çocukların sorunlarını anlatıyorum. Faturaları, Masrafları anlatıyorum."
Dedim ki:
"Peki son bir ay içinde kaç defa onu güler yüzle karşıladınız?" Endamızla karşısına çıktınız , "zarafet"ve "giyimizle ona yaklaştınız, "bakış", "yürüyüş", "ses tonu ve cilvenizle ona kur yaptınız.
Sessiz kaldı.
Yapması gerekenleri ona bir bir anlattık.
Birkaç hafta sonra tekrar görüştük.
Bu defa kapıyı tebessümle açmaya başlamış.
Güzel sözler söylemiş.
Sevdiği kıyafetleri giymiş. Yürüyüşünü bile değiştirmiş.
Sesiyle Gizem yaratmış, Eşine değer verdiğini hissettirmiş.
Sonuç ne oldu biliyor musunuz?
Adamın eve geliş saati değişmeye başlamış.
İçi kıpır kıpır sevgiyle dolmuş…
Kadının nazı, cilvesi ve zarafeti; yabancıya karşı değil, eşine karşı kullanıldığında sevgiyi coşturan bir nimete dönüşür. İlginin helal adresi kocadır.
Eşinizin kalbine giden yolları ihmal etmeyin.
Güzel sözünüzü
Tebessümünüzü
Zarafetinizi eksik etmeyin.
Bir erkeğin kalbini fetheden şey büyük fedakârlıklar değil; sevildiğini hissettiren küçük dokunuşlardır.
Kadın, Allah'ın kendisine verdiği zarafeti, güzelliği, endamı, nezaketi ve cilveyi yabancılara göstermek için değil; ailesini güçlendirmek, eşinin gönlünde yer edinmek ve evindeki sevgiyi büyütmek için kullanmalıdır.
Allah'ın koyduğu ölçü şudur:
Yabancıya karşı haya...
Eşe karşı muhabbet...
Yabancıya karşı mesafe...
Eşe karşı yakınlık...
İşte aileyi ayakta tutan denge budur.