Yıllardır Ailelere Yardımcı olmaya çalışıyorum. Bana gelen birçok çiftin problemi ilk bakışta para, çocuk, kayınvalide ya da iletişim gibi görünür. Fakat biraz derine indiğimizde çoğu zaman asıl sorunun başka bir yerde olduğunu fark ederim.
Asıl sorun, iki farklı mizacın birbirini yanlış okumasıdır.
Eskiler buna İlm-i Kıyâfet derdi. Yani insanın yaratılışındaki eğilimleri, mizacını ve dışa yansıyan özelliklerini tanımaya çalışmak... Elbette bu, sadece yüze bakıp hüküm vermek değildir. Asıl amaç, insanın yaratılıştan getirdiği eğilimleri fark ederek ona uygun davranabilmektir.
Modern psikoloji de bunu farklı kavramlarla anlatır. Bunlardan biri de A tipi ve B tipi kişilik eğilimidir. Bu iki tip, insanın değerini belirlemez; sadece olaylara yaklaşma biçimini anlamamıza yardımcı olur.
A tipi insan zamanı önemser. Plan yapar. İşini bitirmeden rahat edemez. Düzeni sever. Hedef koyar. Beklemeyi pek sevmez.
B tipi insan ise huzuru önceleyebilir. Daha sakindir. Esnektir. İnsan ilişkilerine daha çok zaman ayırır. "Biraz sonra da olur." diyebilir.
Ne biri diğerinden üstündür ne de biri kusursuzdur.
Atalarımız boşuna, "Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır." dememiştir.
Bir gün derneğe gelen bir çifti hiç unutmuyorum.
Eve misafir gelecekmiş.
Beyefendi sabah erkenden kalkmış. Masayı hazırlamış, alışveriş listesini çıkarmış, saat saat plan yapmış.
Hanımefendi ise mutfakta kahvesini içerken çiçekleri suluyor.
Adam içeri giriyor:
"Misafir üç saat sonra gelecek, hâlâ hazırlanmadık."
Kadın gülümsüyor:
"Üç saat var daha... Yetişir."
O anda ikisi de birbirini anlamıyordu.
Adam, eşini sorumsuz sanıyordu.
Kadın ise eşini sürekli baskı kuran biri gibi görüyordu.
Oysa ikisi de kötü insan değildi.
Sadece biri A tipi eğilim taşıyor, diğeri B tipi eğilim gösteriyordu.
Eşlere şunu söyledim:
"İkiniz de aynı saate bakıyorsunuz; ama zamanı farklı okuyorsunuz."
İşte o izahtan sonra birbirlerini ilk defa anlamaya başladılar.
Başka bir çiftte ise durum tam tersiydi.
Hanımefendi son derece planlıydı.
Evde yapılacak her işin listesi vardı.
Beyefendi ise;
"Bugün olmazsa yarın yaparız."
demeyi seviyordu.
Kadın bunu "beni önemsemiyor" diye okuyordu.
Erkek ise "Ne yaparsam yapayım yetmiyor." diye içine kapanıyordu.
Aslında kavga bulaşık yüzünden değildi.
Kavga, iki farklı mizacın birbirini yanlış tercüme etmesiydi.
İşte aileyi yoran da budur.
Ben danışmanlıkta eşlere hep şu soruyu sorarım:
"Eşiniz size benzemek zorunda mı?"
Bu sorunun cevabı değiştiğinde evlilik de değişmeye başlar. Aileyi ayakta tutan, benzerlik değil; farklılıkları merhametle yönetebilmektir.
A tipi eşe hep şunu söylerim:
"Her işin zamanında yapılması güzeldir; fakat bazen eşinizin gönlü, yapılacak işten daha değerlidir."
B tipi eşe ise şunu söylerim:
"Esneklik güzel bir nimettir; fakat sorumluluk paylaşılmazsa, sevgi zamanla yük taşımaya dönüşebilir."
Bir evde A tipi varsa düzen gelir.
B tipi varsa huzur gelir.
A tipi geleceği planlar.
B tipi bugünü yaşatır.
A tipi hareket kazandırır.
B tipi nefes aldırır.
İkisi birbirini değiştirmeye çalışırsa yorulur.
Birbirini tamamlamaya çalışırsa güçlenir.
Atalarımızın dediği gibi:
"Bir elin nesi var, iki elin sesi var."
Ben eşlere birbirlerini değiştirmelerini tavsiye etmiyorum.
Önce tanımalarını tavsiye ediyorum.
Çünkü tanınan insan anlaşılır.
Anlaşılan insan değer görür.
Değer gören insan ise değişmeye değil, gelişmeye başlar.
İşte aileyi koruyan en büyük sır budur.
Eşiniz sizin kopyanız değildir.
Allah onu size benzemesi için değil, sizi tamamlaması için yaratmıştır.
Yazarın Diğer Yazıları
Eşinizi Değiştirmeye Çalışmayın Önce Mizacını Tanıyın
06 Temmuz 2026 00:33Erkeğin kalbine giden yol midesinden değil, huzurundan geçer
21 Haziran 2026 00:38Rüyalar ruhumuza gelen özel mesajlardır
20 Haziran 2026 00:00Hanemiz bir mekteptir
13 Haziran 2026 00:09Kadının Kocasını Etkilemesi Günah Değil, Evliliğin Gıdasıdır
10 Haziran 2026 09:27