"Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer" derler. Bana göre bu söz, aile psikolojisini tam olarak anlatmıyor.
Bir erkeğin kalbine giden yol çoğu zaman evindeki huzurdan, annesiyle eşi arasındaki dengeden ve kendisini yalnız hissetmediği bir aile ortamından geçer.
Psikolojide bilinen gerçeklerden biri şudur: İnsan, sevdiği iki kişi arasında kaldığında ağır stres yaşar. Anne ile eş arasında sıkışan erkek, çoğu zaman taraf seçmek zorunda bırakılır. Bu durum zamanla sevgiyi değil, yorgunluğu büyütür.
Çinliler, "Bir evde iki kaplan kavga ederse orman huzur bulmaz" der. Kavga büyüdükçe herkes kaybeder.
Peygamberimizin aile hayatına dair verdiği önemli ölçülerden biri de şudur:
"Lâ tuqabbihû" — Kötülemeyin, çirkin göstermeyin.
Bu sadece eşler için değil, aile ilişkilerinin tamamı için büyük bir prensiptir. Bir insanın annesini, babasını, kardeşini veya yakınlarını sürekli kötülemek; aslında o kişinin kalbinde taşıdığı değerlere saldırmak gibidir. İnsan sevdiği kişilerin aşağılanmasını duydukça savunmaya geçer, kalbi daralır ve ilişkiler yıpranır.
Bir kadın eşinin annesini sürekli eleştiriyor, küçümsüyor ve kötüleyip duruyorsa; aslında sadece kaynanasını değil, eşinin iç dünyasını da yormaktadır. Çünkü bir erkek için anne ile eş arasındaki bitmeyen mücadele, eve taşınmış görünmez bir savaş gibidir.
Burada eşlere çok önemli bir tavsiyem var:
Eşiniz o an öfkeyle annenizden veya babanızdan şikâyet ediyorsa hemen savunmaya geçmeyin. Tartışmayı büyütmeyin. Anne-babanızı haklı çıkarma yarışına girmeyin. Önce eşinizin yanında durun. Onun duygusunu anlayın. Hatta daha önce sizin de benzer bir kırgınlık yaşadığınızı anlatarak ona anlaşıldığını hissettirin.
Çünkü o anda eşiniz haklı olmak değil, anlaşılmak ister.
Daha sonra ortam sakinleştiğinde, eşref saatinde, uygun bir zamanda işin diğer tarafını nezaketle anlatabilirsiniz. Böylece hem eşiniz yalnız kalmaz hem de anne-babanız gereksiz bir tartışmanın konusu olmaktan çıkar.
Sağlam evliliklerde eşler birbirine karşı değil, problemin karşısında birlikte dururlar. "Senin annen", "benim annem" dili yerine "biz bu meseleyi nasıl çözeriz?" dili hâkimdir.
Psikolojide buna takım ruhu denilebilir. İnsan kendisini eşi tarafından desteklenmiş hissettiğinde beyninde güven ve aidiyet duyguları güçlenir. Eşler birbirlerinin yandaşı olduklarında evlilik bir mücadele alanı değil, bir sığınak hâline gelir.
Anne de kadın, gelin de kadın...
Birbirini rakip gören iki kadın, en çok arada kalan erkeği yorar. Birbirini anlamaya çalışan iki kadın ise aynı evin bereketini artırır.
Benim gördüğüm şudur:
Erkeğin kalbine giden yol mutfaktan önce huzurdan geçer.
Huzurun yolu ise sürekli haklı çıkmaya çalışmaktan değil, kötülemeyi bırakmaktan, birbirini anlamaktan ve eşinle aynı safta durabilmekten geçer.
Yazarın Diğer Yazıları
Aklî Dindarlık ve Şekilsel Dindarlık
11 Ağustos 2026 00:09Eşinize Emir Vermeyin; Sevginizi Emrederek Değil, İkram Ederek Büyütün
26 Temmuz 2026 00:37Evliliği Bozan Çekinik Kalan Yanlarımız
23 Temmuz 2026 00:06Sınır Koymak Saygıyı Korur; Sayılan Sevilir
18 Temmuz 2026 00:00Çocuklarınızı Birbirinizi Eleştirerek Hasta Etmeyin!
15 Temmuz 2026 00:05