Sezon Bitti, Amigo Yorumcular Tatile Çıkabilir
Abdullah Ergün
Süper Lig’de uzun ve yorucu bir sezon daha sona erdi. Son hafta maçlarının ardından küme düşen takımlar netleşirken, futbol kamuoyu şimdi gözünü Süper Lig’e yükselecek son takımın belirleneceği Çorumspor ile Esenler Erokspor karşılaşmasına çevirdi. Bir sezon boyunca sahada futbol konuşulmasını bekleyen milyonlarca insan için ise geriye yine aynı tablo kaldı: Tartışmalar, polemikler, hakem kararları ve bitmeyen kaos…
Belki de Türkiye Futbol Federasyonu’nun son yıllarda yaptığı en doğru işlerden biri, tüm baskılara rağmen ligleri tescil etmesi olacak. Çünkü ülke futbolunda artık her olumsuz gelişmenin ardından “Ligler dursun” çağrıları yapılır hale geldi. Oysa futbolun devam etmesi, saha içinde çözüm aranması gereken bir oyunun sürekli masa başına taşınmasını engelliyor. Sezonun tamamlanmasıyla birlikte, ekranlarda aylar boyunca tarafgir yorumlarıyla adeta amigoluk yapan futbol yorumcuları da takımlarla birlikte tatile çıkacak. Belki de Türk futbolunun en çok ihtiyaç duyduğu sessizlik dönemi şimdi başlıyor.
Ancak değişmeyen gerçek şu ki; Süper Lig’in gündemi artık futboldan çok başka şeylerle şekilleniyor. Her sezon olduğu gibi yine hakem kararları haftalarca konuşuldu, kulüpler birbirine sert açıklamalar yaptı, sosyal medya üzerinden algı savaşları yürütüldü. Sahada oynanan oyunun kalitesi ise çoğu zaman ikinci plana itildi.
İşin en dikkat çekici tarafı ise ligin izlenme oranlarıyla futbol kalitesi arasındaki ters orantının artık kronik hale gelmesi. İnsanlar futbolun güzelliğini izlemek için değil, yaşanacak tartışmaları görmek için ekran başına geçiyor. Çünkü Türk futbolunda artık maçların ardından skor kadar hakem yorumları, VAR kayıtları ve kulüp açıklamaları konuşuluyor. Futbolun kendisi çoğu zaman arka planda kalıyor.
Yakında başlayacak Dünya Kupası’nda Türk hakeminin bulunmaması da bu tablonun önemli bir sonucu aslında. Her turnuva öncesinde aynı serzeniş tekrar ediliyor: “Neden Türk hakemi yok?” Ancak dönüp kendi ligimize baktığımızda cevabı bulmak çok zor değil. Sezon boyunca istikrarlı performans ortaya koyamayan, her hafta başka bir tartışmanın merkezinde kalan hakemlerin uluslararası arenada güven kazanması kolay değil.
Üstelik hakemler üzerindeki baskı da her geçen yıl daha da büyüyor. Özellikle büyük takımların maçlarında yapılan en küçük hata bile günlerce tartışılıyor. Kulüp yöneticilerinin maç sonlarında yaptığı “Bu hakemi bir daha maçlarımızda istemiyoruz” açıklamaları artık sıradan hale geldi. Bu söylemler yalnızca hakemleri değil, doğrudan futbol iklimini de zehirliyor. Çünkü bir hakemin hata yapma korkusuyla sahaya çıkması, doğal olarak karar mekanizmasını da etkiliyor.
Elbette hakem hataları eleştirilebilir. Ancak Türkiye’de sorun eleştirinin çok ötesine geçmiş durumda. Artık sistematik bir baskı kültürü oluşmuş durumda. Herkes kendi takımının lehine adalet isterken, futbolun geneli için aynı hassasiyet gösterilmiyor. Sonuçta ortaya güven duygusunun tamamen kaybolduğu bir ortam çıkıyor.
Türk futbolunun belki de en büyük problemi tam burada başlıyor. Futbolun gelişmesi için altyapı, oyun planı, oyuncu yetiştirme sistemi ve teknik kalite konuşulması gerekirken; biz hâlâ haftanın hakemini, VAR odasını ve televizyon tartışmalarını konuşuyoruz. Avrupa ile aramızdaki fark yalnızca ekonomik değil, zihinsel bir fark haline de dönüşmüş durumda.
Sezon sona erdi ama Türk futbolunun temel problemleri yine yerinde duruyor. Yeni sezon başladığında muhtemelen aynı tartışmaları yeniden yaşayacağız. Yine hakemler konuşulacak, yine kulüpler sert açıklamalar yapacak, yine futbolun önüne başka gündemler geçecek.
Ve belki de en acı gerçek şu: Herkes futbolu konuştuğunu sanacak ama aslında kimse futbolu konuşmayacak.
Futbolun asalakları şimdiden yeni sezonun başlamasını dört gözle bekliyor. Çünkü onlar için futbol, sahada oynanan oyundan çok bitmeyen tartışmaların, çıkar ilişkilerinin ve kaosun adı. Daha top yuvarlanmadan transfer dedikoduları yayılacak, hakem polemikleri ekranları dolduracak, sosyal medya kavgaları büyüyecek. Taraftarın tutkusu üzerinden beslenen bu düzen, yeni sezonla birlikte yeniden hareketlenecek; futbolun güzelliğinden çok gürültüsünden kazanç sağlayanlar yine en önde yerini alacak.