Abdullah Ergün

Sevinç ve Hüzün

Abdullah Ergün

Liglerde sona doğru geliyoruz. Sezonun tamamlanmasından sonra sevinç ve hüzün aynı anlarda yaşanacak. Doğruları yapan kulüpler, doğal olarak başarıyı kutlayacaklar. Futbol doğrularının uzağında “ben bilirim” mantığıyla hareket eden kulüpler ise başarısızlığı yanlarında görecekler.

Futbolumuzda işler uzun yıllardan beri iyi gitmiyor. Saha dışında başta kulüp yönetimi ve futbolun en tepesinde yer alan karar mercileri hata üstüne hata yapmaları kulüpleri daha da zor hale getirdi.

Yabancı futbolcuların sayı olarak fazla olduğu ligimizde yerli oyuncuların mukavele şartlarında ikinci plana itilmeleri, sezon içinde yaşanan olumsuz görüntüleri de beraberinde getiriyor.

Oysa konunun Avrupa bölümünde futbolcular, iş ahlakı ve yaptıkları sözleşmelere harfiyen uyarak forma giydikleri kulüpleri başarıya götürmek için mücadele ediyorlar.

70’li yıllarda ülkemize gelen dönemin yaşlı Yugoslav futbolcuları bile iş ahlakı bakımından çok iyi konumdaydılar.

İlerlemiş yaşlarına ve bedenlerinin izin verdiği ölçüde takımlarına büyük katkılar yapmışlardı.

Şimdilerde durum tam tersine dönmüş durumda.

Yaptıkları sözleşmelerle memleketlerine gidiş tarihlerinde bile uçak biletleri hazır olan, özel villalar, özel araba ve diğer sosyal konularda büyük imtiyazlar sunan kulüpler, yaptıkları hataların diyetini mali kongrelerde ödüyorlar.

Kalite noktasında Avrupa’nın alt sıralarında yer alıyoruz.

Dışarıdan gelen yabancı futbolculara ödenen rakamlar noktasında iyi konumdayız.

Kalitemizin hızlı bir şekilde geriye düşmesine engel olamayan, futbolun tepesinde yer alan karar mercileri hiçbir şey olmamacasına yapılan yanlışlara göz yummaya devam ediyorlar. 

Ülke futbolunun gerek kalite gerekse yaşanan olaylar sonrasında eski görüntüsünden uzaklaşmasından dolayı sektör olumsuz etkilemeye devam ediyor.

1970’li yıllardaki masun futbolun yerini gerilim ve futbolun içinde yerel anların sivri demeçleri sonrasında farklı fakat olumsuz bir futbol kültürü ortaya çıktı.

70’li yılların babacan futbolcuları ve futbolunun çok uzağında olan futbol yöneticileri farklı bir keyif sunuyorlardı.

Statları dolduran futbolseverler piknik havasında maçları seyrediyor ve rakibe saygı düşüncesinin en güzel örneklerini veriyordu.

Duayen Gazeteci İslam Çupi’nin maç yazıları ve yorumları bugünün köşe yazarları gibi fanatizm ve kin içermiyordu.

Saha içinde futbolcular birbirlerine saygılı ve maç sonrasında birlikte soyunma odasının yolunu tutarlardı.

Rakip taraftarlarının sınırsız şekilde tribünlerde yer aldığı ortamlarda birbirlerine saygı derecesinde takımlarını desteklemelerini yaşamış biri olarak yıllarda futbolumuzda yaşananlar karşısında büyük üzüntü duyduğumu yazmak istiyorum.

Peki, neden bu hallere geldik?

Futbolu fazla bilemelerine rağmen futbolunun babacan yönlerini ortaya koyan kulüp başkanları kadar futbol fiziği günümüz futbolcularından farklı olan o yılların futbolcuları antrenman ve maç dışında kalan zamanlarını halkın içinde geçirerek bir anlamda farklı bir düşünce ortaya koyuyorlardı.

 Böylece tribünlerde büyük bir keyifle izledikleri futbolcularla saha dışında özlem gideriliyordu.

O yıllarda futbol, bugünlerdeki gibi taktiksel anlamda etkin değildi.

Bugünkü kadar hızlı oynanmıyordu.

Fakat yetenekli futbolcular, oynadıkları futbolla izleyicilere keyif veriyorlardı.

 Gazetelere ve ekranlara yansıyan gerilim, küfür ve diğer olumsuzluklar fazla yaşanmıyordu.

Futbol farklı bir kültür ile sahada yer alıyordu.

O yıllardaki futbolcular, saha ve futbolcu malzeme şartları bakımdan bugünlerin çok gerisinde kalmalarına rağmen kalite olarak çok daha iyi konumdaydılar.

Klasik 4-3-3 modeli sadece ülkemizde değil diğer ülkelerde de tercih edilen sistemdi.

Bugünlerde Mbappe ve Vinicus Juniur gibi sprinter oyuncuların kısa mesafede yaptıklarının bir başka versiyonunu Fenerbahçeli Cemil yapıyordu.

Rıdvan Dilmen’in çabukluğu, Tanju Çolak’ın son vuruş ustalığı, Malatyaspor’lu Oktay Çevik’in kurnazlığı bugünün futbol kültüründen çok daha iyiydi.

Futbol bugün çabuk ve farklı sistemlerle oynanmaya devam ediyor.

 Futbol topunun oyunda daha çok kalması ve daha çabuk oynanması için yeni kurallar hayata geçirilmeyi bekliyor.

  70 ve 80’li yıllarda sadece ülkemizde değil dünyada futbol adına yaşanan görsel güzellikler anılarda kaldı.

Yıllar öncesinin saha içi ve saha dışındaki masum görüntüsünden eser kalmadı.

Maddi anlamda sıkıntı yaşayan kulüpler yaptıkları hatalarla futbolumuzu geriye götürme konusunda birbirleriyle yarışıyorlar.

Geçmişte futbolun samımı ortamını yaşayanlar, bugün yaşananlar karşısında futbola küsmelerini normal karşılamak lazım.

Yaşadıkları dost ortamları, renklerin kardeşliğini en iyi şekilde yaşayanların güncel ortamda yaşananlar karşında ki sitemlerine saygı gösterilmesi gerekiyor.

Yazarın Diğer Yazıları