'Malatyalılar Nerede' Sorusunun Düşündürdükleri
Abdullah Ergün
Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Malatya Valiliği tarafından 17-21 Temmuz 2026 tarihleri arasında 28’incisi düzenlenen Malatya Kayısı Festivali ve Fuarı’nın en önemli etkinlikleri arasında yer alan konserlerde yaşanan görüntüler ve sahneden yükselen söylemler, beraberinde tartışmaları getirdi. Festivalde beklenen seyirci yoğunluğunun oluşmaması ve sanatçıların bu duruma ilişkin yaptıkları açıklamalar, organizasyonun planlama sürecindeki aksaklıkları gündeme taşıdı.
İlk gün sahneye çıkan Elif Buse Doğan, okuduğu ilk parçanın ardından sahnenin önündeki seyirci sayısının beklenenin çok altında olduğunu görünce mikrofondan, "Malatyalılar nerede?" diye sordu.
Seyirciler arasında gelen "Kayısıdalar." cevabı alanda kısa süreli bir tebessüm oluşturdu. Ancak sanatçının hemen ardından yönelttiği "Malatya'da herkes kayısıda mı?" sorusu, aslında gecenin fotoğrafını çekiyordu.
O an sorgulanması gereken, Malatyalıların nerede olduğu değil; neden orada olmadığıydı.
Festival düzenlemek sadece sanatçı getirmek değildir. Organizasyonun en önemli başarısı, sanatçı ile vatandaşı aynı noktada buluşturabilmektir. Eğer sahnedeki sanatçı seyirciyi arıyorsa, ortada organizasyon açısından sorgulanması gereken ciddi bir problem olduğunu gösterir.
Aylarca hazırlığı yapılan, tanıtımı yapılan ve kentin en önemli kültürel organizasyonu olarak sunulan bir festivalin ilk konserinde ortaya çıkan görüntü, "Her şey planlandığı gibi mi gitti?" sorusunu kaçınılmaz hale getirmiştir.
Asıl tartışılması gereken konu ise konserlerin yeniden Orduzu Fuar Alanı'na alınmasıdır.
Bu karar alınırken kimlerin görüşü alındı?
Malatyalıların konser yeri beklentileri gerçekten araştırıldı mı?
Şehrin ulaşım imkanları, vatandaşın festival alanına erişimi, gençlerin ve ailelerin katılımı hesaplandı mı?
Yoksa yıllar önce doğru olan bir uygulamanın bugün de aynı sonucu vereceği varsayıldı mı?
Bugün Malatya'nın sosyal yapısı da, şehir merkezi de, ulaşım alışkanlıkları da değişmiştir. Buna rağmen organizasyon anlayışı değişmiyorsa, ortaya çıkan tablo kimseyi şaşırtmamalıdır.
An itibariyle şehrin batıya doğru kaydığını bu şehrin seçilmiş ve atanmışları da çok iyi biliyor.
Şehirde konuştuğumuz vatandaşların önemli bir bölümü konserlerin 100. Yıl Parkı'nda yapılmasının daha doğru olacağını ifade ediyor. Çünkü mesele sadece konser izlemek değil; insanların kolay ulaşabileceği, sosyal hayatın içinde bulunan bir noktada festivali yaşayabilmesidir.
Buna rağmen ortaya çıkan görüntü, yıllardır dile getirilen eleştirilerin dikkate alınmadığını düşündürüyor.
Bir başka dikkat çeken konu ise festival boyunca kentin en büyük organizasyonunun yeterince sahiplenildiği yönündeki tartışmalardır.
Böylesine önemli bir festivalde, yöneticilerin sadece açılış konuşmalarında değil, organizasyonun tamamında görünür olması beklenir. Çünkü festival yalnızca belediyenin düzenlediği bir etkinlik değil, Malatya'nın vitrini, şehrin ortak değeridir.
Öte yandan Orduzu’da bulunan Fuar Alanı'nın yıllardır çözülemeyen sorunları da bu festivalde bir kez daha kendisini gösterdi. Çevrede faaliyet gösteren açık hava düğün salonlarının oluşturduğu ses karmaşası, ulaşım güçlüğü ve trafik yoğunluğu artık istisna değil, organizasyonun kronik sorunları haline gelmiş durumda.
Bütün bunlara rağmen kimse çıkıp da "Her şey çok güzel geçti." diyorsa, ortada ciddi bir özeleştiri eksikliği var demektir.
Elbette yıllar sonra Kayısı Festivali ve Fuarı'nın yeniden düzenlenmesi önemlidir. Ancak sadece fuarı yeniden yapmak başarı ölçüsü olamaz. Başarı; alanı doldurabilmek, vatandaşın memnuniyetini sağlayabilmek ve sanatçıya dolu bir meydanda konser verebilmektir.
Kısaca herkesin mutlu olacağı ortamı oluşturmak.
İlk gecede yaşanan tablo, alkışlanacak bir organizasyondan çok, yeniden değerlendirilmesi gereken tercihleri ortaya koymuştur.
Çünkü bir festival, sahneye çıkan sanatçının "Malatyalılar nerede?" diye sormasına neden oluyorsa, sorun Malatyalılarda değil; o sorunun sorulmasına zemin hazırlayan organizasyon anlayışındadır.
Aslında o sorunun muhatabı, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er olmalıydı. Çünkü festivalin ev sahibi olan Büyükşehir Belediyesinin en üst düzey temsilcisi olarak, konser alanındaki seyirci sayısına bakmaksızın festival boyunca sanatçıların ve vatandaşların yanında bulunması gerekiyordu.
Başkanın sadece bir konsere katılması elbette önemlidir. Ancak Malatyalıların yıllardır beklediği organizasyonda, sahneye çıkan her sanatçıya ve festivale gelen her vatandaşa aynı ilgiyi göstermek, organizasyona verilen değerin de en somut göstergesidir. Belediye başkanının festival süresince alanda daha görünür olması hem sanatçılar hem de vatandaşlar açısından anlamlı bir destek olacaktı.
Çünkü böylesine önemli organizasyonlarda belediye başkanının varlığı yalnızca protokol gereği değil, şehrin festivaline sahip çıktığının da güçlü bir mesajıdır.
Şimdi yapılması gereken, eleştirileri savunmaya geçerek karşılamak değil; bu tabloyu ortaya çıkaran kararları cesaretle masaya yatırmaktır. Aksi halde gelecek yıl aynı sahneden yine aynı soru sorulacak, değişen yalnızca sanatçının adı olacaktır.
Bu yılki Kayısı Festivali ve Fuarı'nda konserlerde yaşanan tablo, gelecek yıl organizasyonun konser bölümünün yeniden gözden geçirilmesini zorunlu hale getirmiştir. Görünen o ki, festival boyunca yaşananlar, konserlerin gelecek yıl 100. Yıl Parkı'nda düzenlenmesi gerektiği yönündeki görüşleri daha da güçlendirmiş, hatta bu tercihin artık kaçınılmaz olduğunu ortaya koymuştur.
Konserde sahne alan iki Malatyalı sanatçının Malatya özlemini anlatan söylemlerinin yanı sıra sahne performansları uzun süre konuşacak gibi gözüküyor.
Genç yaşta Mozart Ödülü'nü alan ve bu başarısıyla adından söz ettiren Ali İnsan'ın yanı sıra festivalin son gecesinde sahne alan Mehmet Erdem için de bu konserler unutulmayacak anılar arasında yerini aldı.
Her iki sanatçının da sahnede doğdukları topraklara duydukları özlemi içtenlikle dile getirmeleri, dinleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Onların memleket hasretine ve heyecanına ortak olmak ise festivalin en anlamlı anılarından biri olarak hafızalarda yer etti.
Geçtiğimiz yıl kayısı üreticilerinin yaşadığı zorlu süreç, depremin kentte bıraktığı derin izlerle birleşince Malatya uzun süre sevinçlerini ve düğünlerini ertelemek zorunda kalmıştı. Ancak bu yıl hem kayısıda yaşanan bereketli sezon hem de Kayısı Festivali'nin yeniden düzenlenmesi, ertelenen mutlulukların yeniden filizlenmesine vesile oldu.
Eksiklikleri, yanlış tercihleri ve eleştirilecek yönleri elbette vardı. Ancak bütün bunlara rağmen Malatyalıların yüzünde yeniden tebessüm oluşturabilen bir festival düzenlenmiş olması, belki de bu organizasyonun en büyük başarısı ve en değerli ödülü olarak hafızalarda kalacaktır.