Perde Açılsın, Sayfalar Çevrilsin
Abdullah Ergün
Malatya’da bugünlerde tatlı bir heyecan yaşanıyor. Geçtiğimiz yıl sadece fotoğraflara bakarak mutlu olduğumuz kayısı bu yıl gerçek görüntüsüyle bizleri karşıladı.
Kayısının Malatya için ne kadar önemli olduğunu yazmama gerek yok.
Bir yıl ertelemeli bazı şeyler bu sezon hayata geçecek.
Kayısı, Malatya için sadece bir tarım ürünü değil; ekonominin, umudun ve yeniden ayağa kalkmanın simgesidir. Bu yıl bahçelerde yaşanan bereket, aslında şehrin geleceğine dair verilen en güçlü mesajlardan biridir.
Depremin ardından uzun süre acılarla, kayıplarla ve eksiklerle yaşadık. Ancak artık sürekli geçmişe takılı kalmanın kimseye faydası yok. Geçmişi unutmadan, geleceğe bakmayı öğrenmek zorundayız. Çünkü bir şehir sadece binalarla değil; kültürüyle, sanatıyla, festivalleriyle ve sosyal hayatıyla yeniden ayağa kalkabilir.
Bu anlamda Yeşilyurt Kiraz Festivali'nin bu yıl bir günlüğüne de olsa yeniden yapılacak olması oldukça değerlidir. Dört yıl aradan sonra yapılacak olan festival geleneklerin yeniden canlanması açısından önemli bir başlangıçtır.
Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Malatya Valiliği iş birliğiyle 11’incisi düzenlenen Malatya
Anadolu Kitap ve Kültür Fuarı da deprem sonrası şehrin en anlamlı organizasyonlarından biri oldu.
Bugün yaşadığımız birçok sosyal sorunun temelinde ise okuma alışkanlığının giderek zayıflaması yatıyor.
Madde ve teknoloji bağımlılığı, sosyal medya üzerinden yayılan olumsuz yaşam biçimleri ve küfür kültürünün gençler arasında normalleşmesi artık görmezden gelinecek boyutu çoktan aştı. Toplu taşıma araçlarında, kafelerde, alışveriş merkezlerinde hatta ailelerin yanında bile rahatlıkla kullanılan argo ve küfürlü dil, aslında kültürel yozlaşmanın en açık göstergelerinden biri haline geldi.
Dinledikleri müziklerde aileye isyanı, uyuşturucuyu ve şiddeti özendiren sözleri hayatın doğal bir parçası gibi benimseyen gençlerin sayısının artması üzerinde hepimizin düşünmesi gerekiyor. Bu tabloyu sadece eleştirerek değiştiremeyiz.
İşte tam da bu yüzden kültür ve sanat faaliyetleri her zamankinden daha büyük önem taşıyor.
Malatya Büyükşehir Belediyesi hizmet binasında açılan “Şehir Kütüphanesi”'ni gezerken bunu bir kez daha hissettim. Modern yapısı, çalışma alanları ve özellikle gençlerin gösterdiği ilgi, geleceğe dair umut verici bir tablo ortaya koyuyor.
Bir şehirde insanlar ne kadar okuyorsa ne kadar sanatla iç içeyse ve ne kadar kültürel etkinliklere katılıyorsa gerçek kalkınma da o kadar güçlü olur.
İşte bu noktada uzun süredir yapılamayan Malatya Uluslararası Film Festivali'nin yeniden hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor.
Festival en son 2021 yılında, "Arslantepe" temasıyla gerçekleştirilmişti. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Arslantepe'nin uluslararası alanda tanıtımı açısından da önemli bir fırsat olmuştu.
Bugün deprem sonrası yeniden ayağa kalkmaya çalışan Malatya'nın dünyaya vereceği en güçlü mesajlardan biri yine bu festival olabilir.
İstanbul Film Festivali, Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali ve Ankara Uluslararası Film Festivali yıllardır düzenlenerek şehirlerine hem ekonomik hem de kültürel değer kazandırıyor. Aynı başarı hikâyesini Malatya da yıllarca yazdı.
Dönemin Valisi Ulvi Saran'ın büyük gayretleriyle başlayan Malatya Uluslararası Film Festivali, kısa sürede Türkiye'nin en önemli sinema organizasyonlarından biri haline gelmişti. Şener Şen, Cem Yılmaz, Nuri Bilge Ceylan başta olmak üzere Türk sinemasının birbirinden değerli isimleri Malatya'da buluşmuş, şehir günlerce ülke gündeminde kalmıştı.
O dönemde Büyükşehir Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat'ın ortaya koyduğu irade, Genel Sekreter Yardımcısı Ertan Mumcu'nun organizasyon başarısı ve Festival Koordinatörü Suat Koçer'in sinema ve festival tecrübesi, Malatya'nın kültürel vizyonuna önemli katkılar sağlamıştı.
Şimdi yeniden aynı heyecana ihtiyaç var.
Çünkü Malatya’nın festivallere, kitap fuarlarına, konserlere, tiyatrolara, sanat atölyelerine ve kültürel üretime de ihtiyacı var.
Şehrin seçilmiş ve atanmışlara bu konularda büyük görev düşüyor.
Şehir kültürle güçlendikçe, uyuşturucu tacirlerinin hareket alanı daralacaktır. Gençliğin umudu arttıkça, zehir tüccarlarının kazancı azalacaktır.
Sanata yapılan her yatırım, aslında ailelerin en büyük umudu olan çocukların geleceğine yapılan yatırımdır. Çünkü sanat, sadece yetenek değil; karakter, özgüven ve yaşam bilinci de kazandırır.