Abdullah Ergün

Bir Erken Veda Hikayesi

Abdullah Ergün

Dünya kupası yola devam eden ülke takımlarının onur mücadelesiyle devam ediyor.

Büyük gösterişler ve gaz verilen açıklamalarla kendini ABD ve Kanada’ya atan milli takım için “elini kolunu sallayarak gruptan çıkar” diyenler kafalarını kuma gömdükleri gibi sahil beldelerinde erken tatillerine başladılar.
Yapılan eleştirilere Futbol Federasyonu Başkanımız sert tepki gösterdi.

Buda yetmezmiş gibi Teknik heyet ve futbolculara sahip çıktı.

Tabi ki bu kendisi açısından en doğal görüntü.

Elinde futbol tarihimizin en etkili oyuncu grubu olan Vincento Montelli’ye bu takımı iki-üç beden büyük geldi.
“Bizim halimizden en iyi biz anlarız” mantığı bu ülkeye dünya üçüncülüğü getirmişti.
Dünya kupası maceramız kısa sürdü. Futbolcularımız erken tatil için hazırlıklarına başlayabilir.
Bizler milli takımsız maçları izleyemeye devam edelim.

İlk defa dünya kupasına katılan ve nüfusu Battalgazi ilçemizin yarısı dahi etmeyen Curaçao ilk defa katıldığı dünya kupasında ilk gol ve ilk puan almanın haklı onuruyla mesaj vermeye devam ediyor. 

ABD’nin İran ulusal takımına uyguladığı baskı sonrasında Meksika’da kamp kuran ve maç günleri ABD’ye giriş yapan İran’ın sahadaki onurlu mücadelesi ve hırsları övgüyü sonuna kadar hak ediyor.

***
Ülkemizde futbolun içinde yer alan o kadar çok kişi var ki. Kimi oynuyor, kimi yönetiyor, büyük bölümü izliyor. Futbolun cazibesine kapılmayan yol gibi. 

Bu kadar çok konuşulmasına ve yazılmasına rağmen yanlışların azalmasını bekleyenler tam tersi futbol adına yapılan yanlışların artmasını canlı canlı izliyorlar.

Oysa bu konuşmalarda kulüpleri konuşmak yerine futbol eğitimine önem veren konuşmalar yapılsa en azından bundan sonraki futbol kültürümüz daha olumlu hale gelebilir.
Çünkü futbolda iyi bir kalite, spor performansı çocuklukta ve genç yaşta elde edilir.

Buna yönelik çalışmaların başlangıç noktasını futbolun en tepesinde yer alan kurum olan Futbol Federasyonunun uygulamaya koyması lazım.

Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ülkeyiz.
Futbolu da çok seviyoruz.

Fakat futbolun doğruları noktasında maalesef beklenen seviyede değiliz.
Her ne kadar statlara ilgi gösterilmese de TV ekranlarında bu işi en ince ayrıntısına kadar takıp ediyoruz.
Ama bir konuda Avrupa’nın çok üstündeyiz.

Teknik direktör değişikliğinde Avrupa’nın en tepesinde yer alıyoruz.
Kulüplerde işler kötü gidince en kolay yol olan “teknik direktör” değişimi bu sezon lig kalitemizin düşmesine paralel artmış durumda.

Futbolun içinden gelmeyen kulüp başkanları ve yöneticilerin olduğu kulüp yönetim sisteminde bu rekor daha da artacaktır.

Hep konuşulur ya…

Yıllar önce Arsenal ve Manchester United’ın teknik direktör noktasında yaşadığı istikrarın en azı bile kulüplerimizde geçekleşmiyor. Bizde bu işlerin olma şansı hiç olmayacak.
Futbolun en temel unsuru olması gereken “ istikrar” noktasında hayal ötesi konuşmaların dışında hiçbir şey yapılamıyor.

Alt yapı konusunda sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen kulüplerin dışında  “olsa da olur olmasa da olur” mantığı devam ediyor.

En tepedeki teknik adamın aldığı para ile alt yapıda görev yapan antrenörün aldığı para arasında uçurumlar olduğu sürece bu konuda bir adım öteye gidemeyiz.

Büyük rakamlar karşısında göreve gelen teknik adamlar alınan saha içi sonuçlarına göre görev süresi şekil alınca ortaya sağlıklı bir tablo çıkmıyor.

Alt yapıya önem veren Avrupa kulüpleri bu işin en üst seviyesinde olmanın keyfini sürmeye devam ediyorlar.
Bugün bu kulüplerin bünyesinde genç oyuncular sahada yer alarak bizlere futbol dersi vermenin yanı sıra kıskandırmaya da devam ediyorlar.

Futbolda iyi bir kalite, spor performansı çocuklukta ve genç yaşta elde edilir. Bu da gösteriyor ki, oyuncu performansındaki kalitenin “Öğretme” veya “Antrenörlük” kalitesi ile direkt bağlantısı vardır. Geleceğin futbolunda görev yapacak olan futbolcuların altyapı antrenörlerinin sorumluluğunda alacakları eğitim geleceğimiz için büyük önem taşıyor.

Aslında kulüpler kurtuluşun bu modelden geçtiğini biliyorlar.

Tek sıkıntıları bunu hayata geçirirken camialarının koyacağı tepkiden korkuyorlar.
Onlar için önemli olan sezonluk başarı bu başarının yakalanması için maddi ve manevi anlamda her şey yapılmalı mantığı her zaman olmuştur.

Böyle giderce bu düşünce daha çılgın hale gelecektir.
Futbolda devrim gibi kararları uygulamaya koyacak kulüplerin sayı olarak fazlalaştığı günleri acaba görecek miyiz? 

Kulüp yöneticilerinin” Bilen insan değil, bildiklerini uygulayabilen insan” dönemini başlatmaları halinde ilk ateş yakılmış olacak..

Aksi halde her turnuva öncesinde büyük hedefler koyar, büyük sözler verir, büyük beklentiler oluştururuz. Sonrasında ise erken vedaların, kaçan fırsatların ve bitmeyen mazeretlerin arkasına sığınırız.
Kısacası; futbolun doğrularını hayata geçirmediğimiz sürece biz daha çok turnuvalara erkenden havlu atar, başarıyı ise uzaktan izlemekle yetiniriz

Yazarın Diğer Yazıları