Dur Yolcu!
Abdullah Ergün
Şanlı tarihimizin en önemli savaşları arasında yer alan Çanakkale Zaferi’nin üzerinden 107 yıl geçti.
1984 yılında Nemrut Dağını görmek için Malatya’ya gelen Yeni Zelanda’lı Brigitte ve arkadaşının “Çanakkale Savaşları” ile ilgili anlatımlarından çok etkilenmiştim.
Brigitte ,”Dedesinin Çanakkale savaşlarında yer aldığını, savaş sonrasında dedesinin Yeni Zelanda’ya geldiğini, aile bireylerini sık sık bir araya toplayarak, Türk askerlerinin savaş süresince sergiledikleri davranışlarından bahsettiğini, yanında getirdiği Türk bayrağının ölene kadar odasının duvarında asılı kaldığını ve vasiyetleri arasında bu odada Türk bayrağının hep kalması yönünde çocuklarına telkinde bulunduğunu anlatınca bende Çanakkale heyecanı yaşandı.
Kader bu ya..
Yıllar sonra devlet memuru olarak ilk görev yerim Çanakkale’ye çıkınca büyük heyecan yaşamıştım.
Yeni Zelanda’lı Brigitte’in anlattıklarını artık yerinde bende yaşayacaktım.
1990-92 yılları arasında her ay tarihi yarım adaya gidiyordum.
O yıllarda tarihi yarım ada bugünkü gibi bakımlı değildi.
Anzak askerlerinin mezarları daha bakımlı ve ziyaretçi sayısı daha fazlaydı.
Oysa şehitlerimizin ziyaretçi sayısı onlar kadar değildi.
Abidenin baş tarafında tek başıma şehitliğe bakarak ağladığım anlar olmuştu.
Anzakları ziyarete gelen yabancı ziyaretçilerin sayıca fazla olmaları beni çok üzüyordu.
Yıllar önce gittiğim ve her defasında gözyaşları içinde terk ettiğim tarihi yarım adaya sahilden bakınca 57. Alay’ın son Cuma namazı ve yediği son yemek aklıma geliyordu.
Onlar, bu kutsal savaşın her karesinde Türk askerinin hangi şartlarda olursa olsun maneviyatın getirisini kullanarak gelecek nesillere büyük ve anlamlı bir mesaj vermişti.
Hiçbir savaşta hiçbir asker yaralı düşman askerini sırtında taşıyarak karşı düşman mevzilerine taşımamıştır.
Yeni Zelandalı Brigitte, bu ve buna benzer Türk askerlerinin yaptığı işlevleri canlı olarak dedesinden dinlemişti.
Ve anlatılanların ışığında tarihi yarım adayı ziyaret ettiğinde ilk olarak Türk askerlerinin bulunduğu şehitliği ziyaret etiğini söylemişti.
Şanlı tarihimiz, Çanakkale Savaşıyla dünyaya bir savaştan daha fazlasını sundu.
Sayı ve mühimmat olarak kendisinden daha güçlü konumda olan dünyanın değişik ülkelerinden gelen ve yeni heyecanlar yaşayacaksınız diye kandırılan gençlerden oluşan ordu karşında “Çanakkale Geçilmez “dediler.
Türk şehitliğini önünde dalgalanan devasa Türk bayrağının gururla dalgalanmaya devam ediyor.
Yıllar sonra da olsa ziyaretçi sayısındaki artış beni mutlu etti.
O Bayrak hep gururla dalgalanacak.
Tarihi yarım adada görev yapan rehberlerin yerli ve yabancı ziyaretçilere, Türk askerlerinin vatan topraklarını korumak için verdikleri destansı mücadelesi anlatılırken o anda yaşananları herkes görmeli.
Brigitte ve diğer Anzak askerlerinin torunları Türk askerlerinin özgürlük ve vatan sevgisi karşında neler yapacaklarını bizler gibi biliyorlar.
İskelenin hemen yan tarafında tarihi yarım adanın Çanakkale’ye bakan yüzünde yazılı olan
‘Dur Yolcu Bilmeden Gelip Bastığın Bu Toprak Bir Devrin Battığı Yerdir.’
Yazısı Çanakkale Zaferi’nin gurur tablosu olarak sonsuza kadar kalacaktır.