Vahdettin Yiğitcan

Az Gittik Uz Gittik Dere Tepe Düz Gittik!..

Vahdettin Yiğitcan

Değerli okurlar,

Tıpkı masallarımızdaki tekerlemeler gibi Malatya'nın ticaret ahvali yaşadığımız depremlerin üzerinden yaklaşık üç ay geçmesine rağmen bir arpa boyu yol alamadı.. Halâ yerle bir. Sebebine gelince Afet Koordinasyon Merkezinde ticaret sektörünün içinden gelen en azından üç uzman temsilcinin bulunması gerekirdi. Oysa her gün toplanan Malatya'nın afet koordinasyon merkezi ticari hayatın canlanması açısından yerli yerinde bir iş ortaya koyamadı. Becerdikleri tek iş sadece fotoğraf çektirip dağılıyorlar. Çünkü muhterem merkezimiz bürokrat karakterli bir yapı; pratik, sahadan gelen ve ticaretin ruhunu bilen üyelerden yoksun. 

Evet, yaşadığımız felaket öngörülemez devasa boyutlarda yıkımlara ve çaresizliğe yol açtı. Bunu görüyoruz, kolay değil, eyvallah.

Ancak zaman içerisinde suhuletle ve ortak akılla mutedil adımlarla yol alınsaydı bugünkü belirsizlik yaşanmazdı. Yerli yerinde adımlarla şimdiye kadar geçen süre içerisinde kayda değer iyileştirmeler yavaşta olsa sağlanabilirdi.

Malatya'da ticaretin nabzının attığı yer şehir merkezinde yoğunlaşmıştı.. Depremin en etkili olduğu bu bölge, hayli eski yapılardan ve hiçbir mimari özelliği olmayan ilkel köhne iş hanlarından oluşmuştu. 

Vilayet binasının cephesine göre şehrin kuzey kesiminde yüzlerce dönümlük alan üzerinde kurulmuş çeşitli iş kollarının bir araya gelerek oluşturdukları tematik çarşılar bulunuyordu. Asrın Felaketi olarak nitelendirilen deprem afeti bu çarşıları yıkarak dümdüz etti. Şimdi o çarşıların yerinde yeller esiyor. 

Sekiz yüz bin nüfuslu Malatya insanının çoğunluğu alışverişini bu çarşılardan yapıyordu. İş günleri bu çarşılarda insan kalabalığından adım atacak yer bulamazdınız...

Bir şehrin gelişmişlik ölçütünün en önemli kriteri ticari hayatının canlılığıyla hesaplanır. 

Konteyner Çarşılar Oluşturulurken Dikkat!

Deprem nedeniyle büyük bir korku ve endişe yaşayan Malatya ahalisinin en az üçte biri şehrimizi terk ederek diğer şehirlere gittiler.

Geride kalanların önemli bir kısmı da köy ve kasabalarına sığındılar. Tahmini itibarla nüfusun yarısı Malatya'yı çeşitli nedenlerle terk etmediler.

Hayat devam ettiğine göre insani ihtiyaçların karşılanması bir zaruret. Özellikle gündelik ve sürekli ihtiyaçların temini için çarşı tabir ettiğimiz envai çeşit emtianın satıldığı yerlerin teşekkülü idarenin görevi. 

Depremin ilk zamanlarında barınmak için çadır ve konteyner ihtiyacı had safhada iken bu esnada çarşı kurulması tali bir sorundu. Ancak zaman geçtikçe kaçınılmaz olarak ticari işyerlerinin açılması başta esnafların mağduriyetinin giderilmesi akabinde de vatandaşa bu hizmetin sunulması mecburiyeti konteyner çarşıları gündeme getirdi.

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası ile Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden aldığımız bilgiye göre çarşı kurulumları bilgisi ve konteynerlere yerleştirilecek esnafların yukarıda saydığımız kurumlarca onaylanmış belgeli talepleri Malatya Valiliği bünyesinde toplanıyormuş. Teslimat aşamasına gelen çarşılara yerleştirilecek esnaflar kura çekilmesi yöntemiyle belirleniyormuş.  

Malatya'nın alışveriş kültüründe çarşı kavramı ve mekânı büyük önem taşır. Esnaf ile selamlaşma, karşılıklı güven ihdası esastır. Satışa sunulan ürünün evsafı hakkında bilgilenme ihtiyacı ancak satıcı müşteri konuşmasıyla giderilir. Çarşı, sosyal hayatın bir alanı olarak çok zengin kültürel çeşitlilik içerir, aynı zamanda canlı görgüye dayalı gözlem okuludur.

İğneden ipliğe akla gelebilen her türlü ihtiyacın temin edilebildiği bir mekândır çarşılarımız.

Son yıllarda yaygınlaşan zincir marketler müşterilere bazı kolaylıklar sağlamakla beraber organik insan sıcaklığından uzak mekanik, ruhsuz ve robotik tekdüze adeta tek yönlü alış yapma makinaları gibidirler.

Valiliğin konteyner çarşılara depremzedelerin ihtiyaçlarını dikkate alarak esnaf iş kolu dağılımını dengeli yapmalıdır.

Belediyeye Büyük Görev Düşüyor

Az hasarlı evlerini terk etmeyen ve Malatya'nın muhtelif semtlerinde yaşayan depremzede vatandaşların diledikleri ürünü alabilecekleri çarşı ihtiyaçları had safhada. Yaklaşık üç aydır birçok besin ürününe hasret yaşıyorlar. 

Deprem nedeniyle yaşadıkları ağır korku ve endişenin yanı sıra sağlıklı beslenememe sıkıntısı depremzedeleri manen ve maddeten yıpratıyor.

Örneğin balık, tavuk, et, ciğer turfanda sebze ve meyveler nerelerde satılıyor? Belediye bu konularda halkı bilgilendirmiyor.

Şehir merkezi ağır hasarlı binaların yıkım çalışmaları nedeniyle toz bulutu altında, İstasyon Caddesi üzerinde tezgâh açan esnafların ürünlerinin üzerlerini bir karış toz kaplamış. Sebzeler, meyveler daha da vahimi köftecilerin tezgâhları toz altında.

Şimdi diyebilirsiniz ki, bu durumda belediye ne yapabilir?

Hemen söyleyelim. Belediyeler konteyner çarşı kurulan en kapsamlı çarşılara şehrin en kalabalık semtlerindeki vatandaşları bu çarşılara ring seferleri düzenleyerek taşıyabilir. Bu otobüs seferleri ile ticaret canlanacak dolayısıyla da Malatya’nın ayağa kalkması aynı oranda hızlanacaktır.

Hangi semtte konteyner çarşı kurulmuşsa ve hizmete giren dükkanların hangi sektörde hizmet verdiği bilgisi basın aracılığıyla halka duyurulmalıdır. Ayrıca belediyelerin internet sitelerinde çarşıların ayrıntılı bilgileri yer almalıdır.

Elemtere Fiş Kem Gözlere Şiş

Kuş uçmaz kervan geçmez dağ başıydı Konteyner-Tekno-Kent kurulmadan önce orası...

Malatya Merkeze 10 km mesafede bir arazi üzerine depremzedelere geçici barınma konteynerleri yerleştirildi.

Sağolsun Devletimiz elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı ve içerisinde on bin kişinin barınacağı bir konaklama merkezi yaptı.

Alt yapısı, suyu, Elektriği hatta gecikmeli de olsa İnternetiyle o dağ başında azami insan konforunu sağlayacak barınma merkezi oluşturuldu.

Şu an orada en az on bin kişi yaşıyor.

Malatya Büyükşehir Belediyesi konteynerler arasındaki ham toprak yola asfalt sererek konteyner kent sakinlerini yazın tozdan, sonbahar ve kışın da yağmur ve kardan korumuş oldu.

Şimdi bu muhteşem asfalt hizmetini kimin yaptığını bilmesi her depremzedenin hakkı değil mi? 

Ayrıca Malatya'da birden fazla belediye var, depremzedeler hangisinin yaptığını nerden bilecek?

Üstelik Depremzedeler yaşadıkları travma nedeniyle dalgın ve unutkan olduklarından dikkatlerini çekmek gerekmez mi?

Bu ihtimallerin yanı sıra bir de yapılan güzel hizmetlere kem gözlerce nazar değmesi ise işin manevi risk boyutu!..

İşini hakkıyla yapan Selahattin Gürkan'ın sermiş olduğu gıcır gıcır asfalta BÜYÜKŞEHİR imzasını atması pek tabii hakkı olsa gerek!...

Yazarın Diğer Yazıları