Ali Yiğit

Buruk bayram..

Ali Yiğit

Bir bayramı daha geride bıraktık.

Son yıllarda dillere pelesenk olmuş bir cümle kullanırdı hep büyüklerimiz.

İç çeke çeke nerde o eski bayramlar diye başlarlardı cümleye de birçoğumuz kulak arkası edip anlamlandıramazdık. 

Aslında bayram bayramdı ancak sekülerleşmenin verdiği haz ile bayramın içini boşaltan yine bizlerdik.

Daha bayram gelmeden modern dünyanın yükünden bir nebze uzaklaşmak için tatili hangi otelde geçireceğimizi düşünmeye, hatta günler öncesinden oteldeki yerimizi ayırtmıştık.

Modern dünyada ''Bayram'' eşittir tatil anlamına geliyordu.

Dokuz günlük bayram tatilinde iç turizmin patlama yapmasından tam anlamıyla anladık.

Bayramların insanlar üzerindeki samimiyet, dayanışma ve bütünleştirici etkisinden çoktan uzaklaşmıştık oysaki…

Kıymetini fırsatımız varken bilemedik bayramların. Zaten bir şeylerin değerini kaybettiğimizde anlamıyor muyuz hep.

Kurban’ında anlamı yitirilmeye çalışılıyor.

Alacağı Kurban'ı gidip yerinde görmek, pazarlık etmek, behini vermek, daha sonra bayram sabahı aldığı Kurban’ın başına giderek kendisi kesmeyecekse vekalet verip kesecek kişi ile birlikte tekbirler eşliğinde kurban kesilirdi.

Kurban'ı modernleştirme gayreti başladı.

Kim gidip alacak, kim kesecek, kim getirecek, eringenlik vs.

Rabbine adayacağı kurban için eringeçlik baş gösterdi.

(Fakat unutmayın ki, onların ne etleri Allah'a ulaşır, ne de kanları. Fakat O'na ulaşan, yalnızca sizin iyi niyet ve samimiyetinizdir. İşte bu amaçla onları sizin yararınıza sunuyoruz ki, O'nun sizi doğru yola iletmesine karşılık, O'nun şanını yüceltip tekbir getiresiniz diye. Öyleyse güzel davrananları müjdele)

Marketler koli ile kurban hissesi getiriyordu ne de olsa.

Bursa'da iddialara göre binlerce kişinin koli ile kurban hissesi almak için bir restoran sahibine kişi başı 7100 TL ödediği, kolilerde ise salam, sosis ve bayat et çıkması üzerine olay polise intikal ediyor.

Koli ile Kurban tesliminin caiz olmadığı ne kadar söylense de kulak ardı edildi.

Velhasıl kendi elimizle yaşatmadığımız, yok ettiğimiz kültürlerimizi anlamsızlaştırmaya başlayınca, ''Nerede o eski bayramlar'' demeden geçemiyoruz.

Acının, gözyaşının, yetimliğin, kayıpların yaşandığı yerlerde bayramlar buruk geçer.

Depremin yaşandığı illerde ise bayram en buruk bayram oldu diyebiliriz.

Arefe haftasında cıvıl cıvıl olan  çarşımız yoktu bayram öncesi..

Çarşıya uğrayanların namazını kılacakları ''Yeni Camii ve Söğütlü Camii'' yoktu artık.

Yeni cami ile söğütlü camii arasındaki ayakkabıcılar, kuyumcular çarşısının yeri bomboş bir meydana dönüşmüştü.

İki yüz metre ileriden kokusundan anlardınız peynirciler çarşısına geldiğinizi..

Arefe günü kalabalıktan adım atmanın imkansız hale geldiği gel vatandaş gel nidaların yerini sessizlik almış ve biz  ''Akpınar'' sız karşıladık bayramı.

Kadayıfçılar dersen hepsi bir yere savrulmuştu.

Bakırcılar çarşısında bir melodi misali kulakları tırmalayan çekiç sesleri kesilmişti.

Bayramda ellerini öpeceğimiz büyüklerden kimileri yurtta kimileri bir yakınının yanında il dışına gitmişlerdi.

Bayram sabahı çoluk çocuk birlikte gittiğiniz mahalle camisi de yıkılmıştı. 

Kolonya ve şekerler bu bayram çadırlarda kendilerine yer buldu.

Günler öncesinden bayram temizliğine başladığımız evlerin yerini konteynır veya çadır almıştı.

Bayram temizliğinden de yoksun bir bayram geçirdik.

Çocuklar yakınındaki çadır ve konteynırlarda şeker toplayarak bir nebzede olsa bayramı yaşadılar.

Büyükler ise eskiden yaşadıkları o bayramlar için iç geçirerek uzaklara daldılar.

Kırışmasın diye geceden döşeğin altına koyulan pantolon, arefe günü alınan ayakkabıya gece yatmadan önce bir kez daha bakıp sonra yatmak, sabah erkenden kalkmak, şeker toplanacak poşetin akşamdan ayarlanması, hangi evde hangi şekerin, hangi evin balon ve harçlık verildiğini, bir önceki bayramdan bilindiği, mahallenin bir başından diğer başına kadar sağlı sollu bulunan evlerin es geçilmeden uğranıldığı, sonrada toplanan şekerlerin bir bir sayıldığı günler.

Şimdilerde ne mahalle eski mahalle nede bayram eski bayram.

Bu bayram ise bizim için bir başka buruk bayram.

Geçmiş bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım.

Yazarın Diğer Yazıları