Kupa Mesaisinde Kadro Yönetimi
Abdullah Ergün
Futbolda uzun lig maratonunu sadece 11 oyuncuyla tamamlamak mümkün değil. Hele bir hedefiniz, bir iddianız ve sezon sonuna kadar taşımak istediğiniz bir mutlu varsa, kadrodaki her futbolcuyu hazır tutmak zorundasınız. Bunun yolu da zaman zaman rotasyondan geçiyor. Ancak futbolda her tercihin bir karşılığı, her rotasyonun da bir riski vardır.
Yarın Siirtspor ile oynanacak kupa karşılaşması tam da böyle bir sınav niteliğinde. Ligde galibiyet serisi yakalamış takımda Mehmet Ak’ın bazı oyuncularını dinlendirmek istemesi son derece doğal. Özellikle attıkları gollerle ön plana çıkan Tayyip Kanarya ve Enes Nalbantoplu'nun yanı sıra, kendi bölgelerinde önemli işler yapan futbolculardan Koray Uzun ve Eren Şimşek gibi isimlerin de dinlendirilmesi ya da kenarda tutulması anlaşılabilir bir tercih. Üstelik hafta sonu Yeni Malatyaspor maçının oynanmayacak olması, oyuncular açısından dinlenme ve toparlanma fırsatını daha da değerli hale getiriyor.
Fakat işin bir de kupa tarafı var. Kupa maçlarının en büyük özelliği, futbolda hesapların her zaman kağıt üzerinde yapılmadığını göstermesidir. “Rakip daha zayıf, nasıl olsa kazanırız” düşüncesi futbolun en tehlikeli yanılgılarından biridir. Çünkü kupa, sürprizleri sever. Bir takım ligde ne kadar iyi durumda olursa olsun, kupa karşılaşmasında yapılacak küçük bir hata, bir anlık konsantrasyon kaybı veya rakibin yakalayacağı bir fırsat bütün hesapları altüst edebilir.
Avrupa futbolunda bunun örneklerini defalarca gördük. Almanya'da Bayern Münih, İngiltere'de ise Manchester City, Manchester United ve Chelsea gibi kadro kalitesi yüksek takımların amatör liglerde yer alan takımlara karşı aldıkları sürpriz sonuçlarla kupanın dışında kaldılar. Büyük takım olmak, her karşılaşmayı kazanacağınız anlamına gelmiyor. Asıl büyük takım olmak, hangi maçı ne kadar ciddiye alacağınızı bilmekten geçiyor.
Bu nedenle Siirtspor karşılaşmasında yapılacak rotasyonun kendisinden çok, rotasyonun nasıl uygulanacağı önemli. Elbette forma bekleyen oyunculara şans verilmeli. Elbette yorgun futbolcular dinlendirilmeli. Elbette sezonun tamamı düşünülerek kadro yönetilmeli. Ancak sahaya çıkacak takımın oyun disiplininden, mücadele gücünden ve kazanma arzusundan taviz verilmemeli.
Çünkü rotasyon ile rehavet arasındaki çizgi çok ince. Teknik direktörün birkaç oyuncuyu değiştirmesi rotasyondur; takımın ciddiyetini kaybetmesi ise başka bir şeydir. Kupa maçında bunun bedeli de ağır olabilir. Ligde kötü oynadığınız bir karşılaşmanın telafisi vardır. Bir sonraki hafta yeniden ayağa kalkabilirsiniz. Ama kupada elendiğiniz zaman önünüzde telafi edebileceğiniz başka bir maç kalmaz.
Bu nedenle yarın Siirtspor karşısında sahaya kimlerin çıkacağından daha önemli olan, çıkacak oyuncuların formanın hakkını verip vermeyeceğidir. Tayyip Kanarya oynar, Enes Nalbantoplu oynar, Koray Uzun veya Eren Şimşek forma giyer ya da başka isimler sahaya çıkar. Bunun çok fazla önemi yok. Önemli olan, formayı kimin giydiğinden ziyade o formanın ağırlığının hissedilmesidir.
Takımın yakaladığı galibiyet serisi elbette önemli. Ancak bu serinin verdiği özgüvenin rehavete dönüşmesine de izin verilmemeli. Tam tersine, kazanma alışkanlığının her karşılaşmaya taşınması gerekiyor. Siirtspor maçı da bu açıdan sadece bir kupa karşılaşması değil, takımın kadro derinliğini ve alternatif oyuncularının seviyesini görmek açısından önemli bir fırsat.
Rotasyon yapılmalı. Buna kimsenin itirazı yok. Uzun lig maratonunda oyuncuları diri tutmanın başka yolu da yok. Ancak rotasyon yapılırken kupanın da ciddiyeti unutulmamalı. Çünkü futbolda bazen en kolay görünen maç, en zor maç haline gelebilir.
Yarın sahaya çıkacak rotasyonlu takımın sahadaki performansı önemli. “Biz kadromuzdaki herkesle kazanabiliriz” mesajı mı verilecek, yoksa “Nasıl olsa bu maç geçer” rahatlığı mı sahaya yansıyacak?
Cevabını sahadaki mücadele gösterecek.
Ama kupa gerçeği değişmiyor: Rotasyon şart, rehavet ise affedilmez.