Değerli okurlar,
Yeryüzünde insanoğlu yaratılalı beri doğası gereği hep bir çatışmanın ortasında ve mücadele içerisinde bulmuştur kendini, istese de istemesede de.
Alınan her nefesin bir bedeli vardır, bedeli ödenecek diğer ihtiyaçları varın ince ince, bir bir hesaplayın bakalım sonunu getirebilecek misiniz?
Mücadele etmek çok zor, hatta kimi hallerde imkânsız gibi görünse dahi, yaşamak için bu savaşı vermek zorundadır insanoğlu.
Çok ileri gitmeden, sıradan, gündelik hayatın içerisinde hergün, her an karşı karşıya olunan savaşlardan başlayarak düşünelim.
Açlık, barınma, güvenlik, her biri ayrı ayrı canhıraş mücadele gerektiren madalyonun ön yüzündeki masum sıradan savaş konuları... Diğer yanda ise madalyonun arka yüzünde, sinsice konuşlanmış savaş pususunda bekleyen hazırlığını yapmış düşmanınıza karşı teyakkuzda olmanız ikaz ediliyor.
Hangi dinden, hangi kavimden olursanız olun, insanoğlunun fıtratında, insanın doğuştan gelen tabiatında iyilik ve kötülük yapabilme özellikleri mevcuttur. Hangi özelliklerinin öne çıkacağını kişinin çocukluğundan başlayarak ailesinden, en yakın çevresinden almış olduğu bilgi, görgü, eğitim ve öğretim süreci belirler.
Çocukluktan çıkan genç insan ergenlik dönemi içerisinde de o güne kadar oluşan kişilik değerlerini aklî bir süzgeçten geçirerek yüceltme veya tashih etme imkânını elde eder.
Sözün tam burasında benim şahsi kanaatim şöyle ki; yeryüzünün her yerinde dil, din, renk, ırk, kavim, kabile ayırt etmeksizin yaşayan insanoğlunun fıtraten "salih" bir tabiat üzere yaratıldığı şeklindedir. Kirletilmemiş fıtratlar salihlik özelliklerini korurlar, fıtratları dumura uğramış insanlarsa salih bir ruh taşımaktan mahrum kalırlar.
Dünya Sınav Salonu Aslında
Üzerinde yaşadığımız şu küçücük güzelim Dünya kısa bir süreliğine geldiğimiz muhteşem bir sayfiye yerimiz.
Yüce yaradanın, Allah'ın arzı, hor baktığımız, habire kirlettiğimiz.
İnsanoğlunun hizmetine sunulmuş bir güzel muazzam emanet bu Dünya.
Tadını doyasıya çıkarmak varken, kısacık bir süre için bizden farkı olmayan bir başka insana hayatı ne diye zehir ederiz?
Bu sözü şöyle de söyleyebiliriz, kısacık bir süreliğine geldiğimiz bu güzelim hayatı ne diye bize zehir ederler?
İnsanlığın tarihi apaçık savaşlar tarihi, esasen bizden istenen ve aslolan sulh ve sukûn.
Gel gör ki, kime anlatırsın. Anlatabilir misin?
Üç gün önce Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump Venezuella Devlet Başkanı Maduro'nun evini kuşatıp basarak yatağından kaldırıp eşiyle birlikte derdest edip Amerika'ya kaçırdı. Düpedüz Karayip Korsanlığı yaptı. Ne adına yaptı, petrol, altın, para ve uyuşturucu adına yaptı.
ABD Başkanı Donald Trump Venezuella Devlet Başkanı Maduro ve eşini kaçırarak düpedüz Karayip Korsanlığı yaptı
--------------------------------------------
Trump'ı bu haydutluğundan ötürü kim alnından öptü?
Terörist İsrail'in katil Başbakanı Netanyahu sapığı.
Anlayacağınız Bozacının şahidi Şıracı...
Maduro haydutluğundan önce Netanyahu Katilini ağırlayan Trump, asıl niyetini pek anlayamadığımız bir ciddiyetsizlikle sürekli Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a olan sevgi ve saygısını ifade ederken bu kez Netanyahu'nun da Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a saygı duyduğunu söyledi.
Aman ne saygı ne saygı...
Bu kez de Şıracının şahidi Bozacı misali şirinlik tulûatı.
Çağlar ötesinden gelen hakikatli bir sözümüz var.
Zulüm İle Abad Olanın Ahiri Berbat Olur... İnşaallah

