Vahdettin Yiğitcan

Malatya'nın Müzminleşmiş İki Tescilli Sancısı

Vahdettin Yiğitcan

Değerli okurlar,

Uzun bir ayrılığın ardından yaklaşık on yıl önce Malatya'ya geldiğim ilk günlerde farkettiğim öncelikli iki husus hiç değişmemişti...

Her iki husus da Malatya'yı, gerek yurtiçinde gerekse de yurtdışında hem kadim bir medeniyet merkezi olarak hem de dünyada kendine özgü tadıyla sadece Malatya'da yetişen ünlü kayısı meyvesinin anavatanı olarak, eşsiz bir konuma yükseltiyordu.

Pek haklı gerekçelerle Malatyalılar için bu iki iftihar vesilesinden biri şehrin ekonomisinin motoru olan kayısıdır, diğeri ise insanlığın karanlığa gömülmüş kadim tarihine ait 7 bin yıllık geçmişini bağrında barındıran Arslantepe Höyüğü'dür.

Kendimi bildim bileli kadrini idrak edemediğimiz her iki tescilli zenginliğimizin de kördüğüm olmuş sorunları yerli yerinde duruyor ve gömülmeyi bekleyen cenaze gibi vatandaşın hergün karşısında, gündemdeki yerini koruyordu.

Malatya'nın Müzminleşmiş İki Tescilli Sancısı

Çözüm bekleyen bu kördüğüm olmuş sorunların müsebbiplerini kısaca 'piyasa ve siyasa' diyerek tanımlayabiliriz.

Kayısının Başşehri olarak tanınan Malatya'da kayısı piyasası, ekseri, Malatya'nın kadim kültüründen ve günümüz insanının hassasiyetlerinden bihaber sonradan Malatya'ya yerleşmiş bedevi ruhlu esnafların hakimiyetinde.

Malatya'nın siyasi fotoğrafında da kadim Malatya insanını göremezsiniz. Siyasetin çok alengirli bir sanat olduğunu bildiklerinden uzak durmayı yeğlediklerinden ortam bu sahada da sonradan Malatyalılaşan siyaset esnaflarına terk edilmiştir.

Hâl böyle bedevi bir işleyişle teşekkül edince haliyle ortaya çıkan tablo da doğru orantılı olarak bedevice olmaktan öteye geçemeyecektir.  

On yıl önce Malatya'ya henüz yeni geldiğim günlerde güzelim kayısımızın alınıp satıldığı Akpınar'da Şire Pazarını şöyle dünya gözüyle bir gezip görmek istedim. Affınıza sığınarak söylüyorum, pazara girmemle ikrah ederek çıkmam bir oldu. Gördüğüm kadarıyla değerlendirmemi, baştan sona pespayeliğin hüküm sürdüğü, hijyen kurallarının tanınmadığı şeklinde özetleyebilirim. Ayrıca orada normal bir vatandaşın alışveriş yapamayacağı karmaşa hakimdi her yere.

Pazarın tam orta alanında perakendeci müşterilere sergilenen kayısı çeşitleri, diğer kuru meyveler ve pestil çeşitleri döküntünün döküntüsü, sözde organik (külliyen yalan), ıskartanın ıskartası bir görünümdeydi.

Bir yanda iftiharla yere göğe sığdıramadığımız kayısımız, diğer yanda kayısımıza reva görülen rezil rüsvay bir Şire Pazarı.

Tam o günlerde bu sahnenin vehametini dönemin Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi'ye Net Haber vasıtasıyla aynen anlatmıştım.

Bu Şire PazarI halâ yerli yerinde, ama son günlerini yaşıyor, anlattıklarıma inanmıyorsanız gidip kendi gözlerinizle görebilirsiniz.

Malatya'nın Müzminleşmiş İki Tescilli Sancısı

Çok şükür ki, Selahattin Gürkan'ın Belediye Başkanlığı döneminde yapımı gerçekleştirilen yeni Şire Pazarı her yönüyle derli toplu bir merkez oldu.

Ve böylece Malatya müzminleşmiş tescilli bir sancısından kurtulmuş oluyordu.

Acil İhtiyaç Karşılama Merkezi

Şehrimizin siyaset sahnesine çıkan her siyasetçinin övgüyle diline doladığı ve tarihi değerine vurgu yaparak nutuklar irad ettiği yegâne insanlığın ortak değeri kadim zenginliğimiz Arslantepe Höyüğü...

İnsanlığın karanlığa gömülmüş kadim tarihine ait 7 bin yıllık geçmişini bağrında barındıran Malatya'da insanlığın ortak mirası olan Arslantepe Höyüğü'ne gelince...  

On yıl önce Malatya'ya henüz yeni geldiğim günlerde Arslantepe Höyüğünü de ziyaret etmek nasip olmuştu.

Höyükte onlarca yıldır yapılan kazılar sonucunda elde edilen bulgular ve yapılan değerlendirmelerle günümüzden 3.000 - 4.000 yıl önce bölgede yaşayan insanların sosyal yaşamlarını kurallarla düzenlediklerini belirlemişlerdir.

Dünyadaki tüm insanların ilgisini celp edecek ehemmiyette değer taşıyan böylesi bir tarihi zenginliğe sahip Malatya, dünyanın dört bir köşesinden ve ülkemiz içerisinden Arslantepe Höyüğünü ziyaret etmek için gelecek ziyaretçiler için on yıllarca kulağının üstüne yattı ve kılını kıpırdatmadı. Burada kulakları üstüne yatanın, Malatya'nın yöneticileri, siyaset esnafları ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri olduklarını herhalde anlamışsınızdır.

Önceki cümlemi tekrarlıyorum. On yıl önce Malatya'ya henüz yeni geldiğim günlerde Arslantepe Höyüğünü de ziyaret etmek nasip olmuştu.

Ne ziyaret ne ziyaret...

Tepenin girişinde bir bekçi kulübesi, bekçi sizi karşılıyor, girişinize izin veriyor ancak hiçbir şeye karışmıyor! Eyvah!

Eyvah ki, ne eyvah! İnsanlık tarihinin yedi bin yıllık kerpiç yapıları korunaksız çıplak halleriyle ziyaretçinin insafıyla başbaşa!

Siz kendiniz ziyareti gerçekleştireceksiniz. Ne bir refakatçi, ne de bir rehber, hak getire!

Tahtalar dizili bir yol üzerinden bildiğiniz şöyle hafifçe bir tepeye tırmanıyorsunuz.

Malatya'nın Müzminleşmiş İki Tescilli Sancısı

Karşınızda muhteşem Arslantepe Höyüğü... Yedi bin yıllık tarihle yüzyüzesiniz, inanılmaz heyecan...

Kazı alanın üzeri, eserler yağmur, kar ve güneşten zarar görmesin diye o yıllarda teneke sac ile üstünkörü kapatılmıştı. Daracık toprak labirent sokaklar ve odacıklar şeklinde bölümleri görüyorsunuz. Sağolsunlar İtalyan Kazı Heyeti kimi eserlerin yanı başında tablolarla, Türkçe ve İngilizce açıklayıcı kısa bilgileri ziyaretçilerin istifadesine sunmuşlar.

İnsanlığın ortak mirasını görmek için buraya gelen ve gelecek olan insanların ihtiyaç duyacakları ne bir sosyal alan var ne de bir tuvalet.

O yıllarda Arslantepe Höyüğü ilkelliğin şahı çırılçıplak bir dağ başıydı...

Hepi topu bu kadar. Oldu da bitti maşallah, öyle mi sevgili Malatya?

Değerli Arslantepe Höyüğümüz 2021 yılında UNESCO Kalıcı Dünya Mirası Listesine girince rahat bir nefes aldık.

Malatya'nın Müzminleşmiş İki Tescilli Sancısı

Arslantepe Höyüğünün Malatyalılara bırakılmayacak kadar önemli olduğunu gören Kültür Bakanlığı Höyüğün hemen kenarında mükemmel bir Karşılama Merkezi inşa etti ve açılışını gerçekleştirdi...

Açıldığından beri Karşılama Merkezine birkaç defa gittim. Daha önce höyük çevresinde ziyaretçilerin insani ihtiyaçlarını karşılayacak bir yer yoktu.

Oysa şimdi Karşılama Merkezinde Arslantepe hakkında bilgi panoları, haritalar, dev ekranlar, canlandırmalar ziyaretçileri aydınlatmakla kalmıyor; ziyaretçiler çayını, kahvesini yudumlayabilecek ve hatıra küçük hediyelikler alabilecek imkâna da sahipler.. Zaman zaman Merkezde sergi ve panel gibi bilgilendirici etkinlikler de düzenleniyor.

Kültür Bakanlığı Arslantepe Karşılama Merkezini Malatya'ya kazandırmakla, böylece Malatya'nın ulusal ve uluslararası yüzkarası utancını örtmüş oluyordu...

Arkeoloji Müzesine Gelince

65 yıllık İtalyan kazıları sonucu Arslantepe’de ortaya çıkarılan binlerce eserin Malatya Müzesine teslim edildiği biliniyor. Başka buluntularla birlikte müze envanterinin epey zenginleştiği biliniyor. 70’li yılların şartlarına göre yapılmış müze artık ihtiyacı karşılamıyor; depolardaki eserlerin uygun olanlarının hepsinin sergileneceği bir müzeye ihtiyaç duyuluyor. Günümüzde müzecilik sadece eseri vitrinde sergilemek anlamına gelmiyor. Dijitalleşmenin kullanıldığı, geniş, ferah, eğitim imkanının da olduğu müzelere ihtiyaç duyuluyor.

Malatya'nın Müzminleşmiş İki Tescilli Sancısı

Bugünlerde Malatya’ya bir Arkeoloji Müzesi inşası konuşuluyor. Yer olarak yıkılan Şehit Kemal Özalper Endüstri Meslek Lisesinin alanı gösteriliyor. Bu kesinlikle yanlış bir karar olacaktır. Yaklaşık bir yıl önce Arslantepe’nin bitişiğinde yapılan karşılama merkezini, höyüğün ziyarete açılan diğer bölümlerini (ziyarete açılan alan en az 2 kat arttı), burada devam eden kazıları düşünürsek böyle bir müzenin Arslantepe Karşılama Merkezinin yanı başında bir yere inşa edilmesi gerekmektedir.

Malatya Arkeoloji Müzesinin Karşılama Merkezinin yanı başında kurulması halinde ziyaretçiler muhteşem bir Arslantepe deneyimi yaşayacaktır. Arslantepe bir höyük olduğundan bulunan eserlerin tamamını orada sergilemek mümkün değildir. Örneğin, dünyanın en eski kılıçları burada bulunmuştur; ziyaretçi bunun bilgisini höyükte öğrenip müzeye girdiğinde de zihninde etkileyici bir izlenim kalacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları