Değerli okurlar, sizlere dilim döndüğünce doğru bildiklerimi ve bana gelen haber nitelikli ihbar ve bilgilerin doğruluğunu bizzat teyit ettikten sonra yazarım. Önceki hafta dile getirdiğim yazımda Yeşilyurt'a bağlı Dilek Mahallesinden bir vatandaşın yol sıkıntısı şikayeti üzerine üşenmeden ve yürüme sorunum olmasına rağmen ayağımın ağrısına aldırmadan şikayete konu olan yolları yerinde görmek üzere tam iki günümü harcadım.
Çevreyolu'nun Niyazi Mısri cephesinde bulunan MOTAŞ'ın Toplu Ulaşım Durağından gerek özel halk otobüsleri gerekse de MOTAŞ'ın Büyükşehir Belediyesine ait otobüsleriyle iki gün boyunca Şahnahan, Topsöğüt, Samanköy, Dilek, Gölpınar, Mahmutlu, Başpınar ve Küllü Mağara yönlerine gittim. İyi ki gittim, bir Malatyalı olarak çocukluğumda gördüğüm Şahnahan hariç diğer mahallerin adını duyardım ama gitmek nasip olmamıştı... Yol incelemelerim sırasında gördüklerim karşısında Malatya adına doğrusunu söylemek gerekirse hem çok üzülerek hayretler ettim, hem de mutlu oldum. Üzüntüm, yolların son derece bakımsız ve bozuk oluşu, mutluluğum ise çevre temizliği açısından yol kenarlarında hiç eksik olmayan çöp konteynerleri nedeniyledir. Hayretler içerisinde kaldığım üzüntümün kaynağı ise belediye başkanlarımızın verdikleri ve beyan ettikleri sözlerinin sahada karşılığının olmaması. Mesela, Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar müteaddit defalar yol yapım ve asfaltlama çalışması sırasında yapmış oldukları açıklamada "Yeşilyurt'ta Asfaltsız Yol Bırakmayacağız" demiştir. Örnek mi istersiniz işte:
Mehmet Çınar tam dört yıl önce şöyle diyordu : “Planlı ve sürekli devam eden çalışmalarımızla Yeşilyurt’ta asfaltsız yol bırakmayacağız. 82 Mahallede çalışmalarımız sürüyor ve Yeşilyurt’un her noktasına hizmet götürüyoruz. Yol medeniyettir anlayışından yola çıkarak ilçemizdeki ulaşım ağını her geçen gün daha nitelikli hale getiriyoruz. Kırsal mahallelerimizin en ücra yerlerine kadar hizmet ulaştırma gayreti içerisindeyiz."
El insaf Mehmet Çınar, yukarıda tekrar ettiğim sözlerinizi tam dört yıl önce söylemişsiniz. Bugün aradan dört yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen büyük bir özgüvenle söz verdiğiniz medeniyetin ölçütü olarak değerlendirdiğiniz yol hizmetinizden mahrum mahalleniz var. Ne dersiniz? İsterseniz bir de sizinle o yerleşim yerlerinizi birlikte görelim, ister misiniz?
Üç bin Kilometre Asfalt İddiası
Bahsini ettiğim "yol"suzluk sıkıntısı Yeşilyurt Belediyesi'ni ilgilendirdiği kadar maalesef Büyükşehir Belediyesini de ilgilendirmektedir. Ne diyordu Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, 3000 Km yolu asfaltla kapladık. Sayın Gürkan böyle bir konuşmayı meydanlarda yapabilirsiniz, halka böyle anlatabilirsiniz normaldir. Ancak yaptığınızı iddia ettiğiniz hizmeti belgelendirmek durumundasınız. Harita üzerinde nereden nereye kaç kilometrelik bir mesafe; bunun reel ve somut bir açıklaması olmadan biz basın mensuplarını inandıramaz ve ikna edemezsiniz. Bu tür açıklama ve beyanlara affınıza sığınarak söylüyorum argo bir tabirle "Desteksiz Atış" derler. Evet, Malatya basını kahir ekseriyetle resmi ve sivil kurumlardan gelen ve işinize geldiği gibi basın danışmanlarınızca dikte ettirilen haber (reklam desek daha isabetli olur) bültenlerinizi olduğu gibi tashih dahi etmeden yayınlıyorlar. Malatya Basınının bu tutumunu çok görmüyor ve kınamıyorum. Biliyorum ki bahsini ettiğim titizlik maddi imkânlarla sınırlı.
Musahhih, uzman muhabir istihdamı ve araştırma giderleri gibi harcamalar taşrada 4. Kuvvet denilen basını felç ederek demokrasiyi rafa kaldırıyor. Basın denetleyemiyor ve meydan maalesef boş kalıyor.
Yeşilyurt Belediyesinden Arandım
Dilek Mahallesinden bir vatandaştan aldığım yol şikayeti üzerine yerinde yaptığım incelemeler neticesinde kaleme aldığım aşağıdaki yazı ilgilileri çok incitmiş ve gerçekleri yansıtmıyormuş. O yazıyı bilgilerinize yeniden sunuyorum ve Yeşilyurt Belediyesinden aranma hikayemi yazının sonunda anlatacağım.
"Mehmet Çınar'ın Tutmadığı Sözü"
"Söz üzerine sayısız söz söylenmiş ve yazılmış olduğunu hepimiz az çok bilir ve söyleriz. Bilhassa siyasi kişilerin verdikleri sözler kamuoyu indinde haklı olarak beklentilere yol açar. Verilen sözlerin yerine getirilmesi ya da getirilmemesi ise toplumda güven duygusunu temelden etkiler.
Gençlik yıllarımda İstanbul'da yaşıyoruz ve ben Ankara'da öğrencilik yapıyorum. Her hafta sonu Ankara İstanbul arasında Mavi Trenle iki şehir arasında mekik dokuyorum, yıl 1976. O dönemde sosyal ve düşünce içerikli bir dergi çıkarıyoruz, derginin tanıtımı için halka Ankara Hacıbayram Cami önünde Bayram Namazı çıkışında bildiri dağıtacağız. Ben bayram akşamı İstanbul'dan otobüsle yola çıkarak bayram sabahı Ankara'da Hacıbayram Camisi önünde arkadaşlarla buluşmaya gidiyorum. Otobüsümüzün mola yerlerinde zaman kaybetmemek için aynı Gazanfer Bilge firmasının daha erken kalkan bir diğer otobüsüne binerek yolculuğumu hızlandırıyorum.
Sabah Ankara Hacıbayram Camii'ne gittiğimde ise cemaat dağılmaya başlamış ve ben 10 dakika geç kalmıştım. Bu 10 dakikalık gecikmem üzerine arkadaşım bana o gün öyle bir söz söyledi ki, o gün bugündür hiç aklımdan çıkmamak üzere bilinçaltıma kurşun gibi yerleşti. Arkadaşımın bana söylediği, Mevlana'ya atfen "Öl de söz verme, öl de sözünde bulun" sözüydu. O günden beri bu sözün gereğini yerine getirmeyi şiar edinmişim dersem abartmış olmam.
Günümüzde gerek halk arasında gerekse de siyasilerce sarf edilen sözlerin ciddiyet yoğunluğu öylesine seyreltildi ki halk bu seyrelmiş sözlere "duy da inanma" demeye başlamıştır.
Bizim medeniyet tasavvur ve anlayışımızda sözün önemi "Söz Namustur" ilkesiyle ifadesini bulmuştur.
Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar yaptığı yol hizmetleri dolayısıyla “İlçe genelindeki tüm mahalle ve ara sokaklarda sıcak asfalt serimi, sathi kaplama çalışmalarını sürdürüyoruz. Yapılan planlama doğrultusunda asfaltsız yol bırakmamakta kararlıyız” diyordu oysa Dilek Mahallesinin Göl Pınar, Mahmutlu, Samanköy, Başpınar ve Küllü Mağara yolları ciddi anlamda ilgi bekliyorlar.
Özellikle Gölpınar ve Mahmutlu yolu delik deşik ve daracık, karşılıklı iki araç geçemeyecek darlıkta. İşin tuhaf tarafı bu yörelere Toplu Ulaşım Şirketi MOTAŞ'ın düzenli otobüs seferleri var. Ne MOTAŞ belediyeye talepte bulunuyor ne de Dilek Muhtarı bu yol sorunu için Belediyeden yardım istiyor. Sizin anlayacağınız bölge halkı ve MOTAŞ'ın otobüslerinin yol sıkıntısının giderilmesi bir başka baharı bekleyecek gibi görünüyor..."
Ben Özel Kalem Müdürü Mehmet Kayhan
Telefonum Malatya'ya ait sabit hattan tanımadığım bir numaradan arandı ve açtım.
Karşımdaki ses önce kiminle konuştuğunu sordu ben kendimi tanıttıktan sonra o da kendini tanıttı:
- Ben Yeşilyurt Belediye Başkanı Özel Kalem Müdürü Mehmet Kayhan.
Memnuniyetimi ifade ettikten sonra çok kısa daha önceden tanışmadığımız halde hal hatır ettik. Mehmet Bey hemen konuya girdi.
26 Ekim Çarşamba günkü Net Haberde yayımlanan "Mehmet Çınar'ın Tutmadığı Sözü" başlıklı yazımın başlığını tekrar ederek üst perdeden "Neymiş o tutulmayan söz" diyerek bir soru yöneltti.
Ben gayet sakince, konunun ne olduğunu ve MOTAŞ'ın işlettiği otobüslerle bahsi geçen yörelere giderek yolların ve güzergâhın durumuna dair gözlem yaptığımı ve olanı biteni kendi yorumumla olduğu gibi yazımda aktardığımı belirttim.
Bu ifadem üzerine o yolların yüzde doksan beşinin Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu söyleyerek Yeşilyurt Belediyesi'nin sorumlu tutulamayacağını belirtti.
Kim sorumluysa, Yeşilyurt veya Büyükşehir bu yolları kış gelmeden acilen yapmalılar.
Bu kez ben de bölgenin Yeşilyurt İlçesi sınırları içerisinde olduğunu ve ortada vatandaşın yaşadığı bir ulaşım mağduriyeti bulunduğunu anlattım. Nerde bir mağduriyet ve haksızlık varsa basın mensubu olarak yazmam gerektiğini söyledim. Hatta kendisiyle birlikte Belediye Otobüsüyle olmak kaydıyla o yörelere giderek yaşanan yol çilesini bizzat görmesini önerdim.
Bu teklifim üzerine Mehmet Bey, Belediyenin Fen İşlerinden bir görevliyle bahsini ettiğim Şahnahan, Topsöğüt, Samanköy, Dilek, Gölpınar, Mahmutlu, Başpınar ve Küllü Mağara yörelerine giderek hangi yolların Yeşilyurt hangi yolların Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu bir haritada ve sahada gösterebileceklerini önerdi ve ben de kabul ettim.
Yeşilyurt Belediyesi Fen İşlerinden gelen Makina Mühendisi Onur Bey'le geçtiğimiz Çarşamba günü sabah saat 10'00''da buluşarak yaklaşık üç saat boyunca sözünü ettiğim Dilek Mahallesi başta olmak üzere Kozluk, Yeşilyurt, Gündüzbey, Banazı mahallelerinin en ücra yerlerindeki hizmetleri yerinde müşahede etmiş oldum. Bittiğini sandığımız Banazı Üzümünün yaşatılması adına üzüm bağlarına kadar yapılan yol hizmetleri için özellikle Yeşilyurt Belediyesi Fen İşlerini tebrik ederim.
Evet, ortada güzel hizmetler olduğu gibi inkâr edilemez ihmal edilmiş yöreler de az değil... Korkarım bu hizmetler oy potansiyeli hesabıyla yapılmıyordur, Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda olduğunu öğrendiğim Gündüzbey-Yukarı Banazı yolunun durumu çok kötü dilerim Büyükşehir Belediyesi'nin Fen İşleri sesimizi buradan duyarlar.