Değerli okurlar,
Kesinlikle canınızı sıkmak istemem, ancak olan biteni de görmezlikten gelemeyiz.
Ayan beyan her şey gözümüzün önünde yaşanıyor.
Sizler hışım gibi şehirlerimizi enkaz yığınına çeviren yeryüzünün beşyüz yıllık birikmiş öfkesi deprem felaketini yaşadınız mı?
Hem de kış ortasında gecenin en derin vaktinde, uykunun en tatlı olduğu saat, 04.17'de...
Saniyeler içerisinde yüzbinlerce insan uykusundan enkaz altında uyandı 'ne oldu, neler oluyor?' Diyemeden onbinlercesi feci şekilde can verdi, binlercesi enkazdan güç bela canlı çıktı ve milyonlarca insan da korku ve panik içerisinde kendini yatak kıyafetiyle sokağa attı... Dışarısı kar, yağmur, fırtına üstüne üstlük hava ise sıfırın altında dondurucu değerlerde...
Yaklaşık 11-12 gün boyunca enkaz altından mucizemsi hikâyeleriyle depremzedelerin canlı kurtarılmasına gözyaşlarıyla şahitlik ettik. Hele bir tanesi var ki, içiniz parçalanır; üç dört yaşlarında Yağmur isimli bir kız çocuğunun 48 saat sonra enkazdan çıkarılırken "Çok üşüyorum babaaa" diye titremekli ses tonuyla seslenmesi beni bitirmişti...(https://www.youtube.com/watch?v=xrkw3hWIfd0)
Sizler hiç yeryüzünün beşyüz yıllık birikmiş öfkesi deprem felaketini yaşadınız mı?
Bizler bu anlatılmaz afeti iliklerimize kadar yaşadık ve halâ da yaşamaktayız, hiç aklımızdan çıkacağa da benzemiyor...
Milletimizin olayı haber alır almaz hemen organize olarak deprem bölgesini adeta yardım bombardımanına tuttuğunu şükran duygularıyla belirtmeliyim. Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Öfkemiz samimiyetsiz simsarlaradır. Öfkemiz sorunun ilk halkasından son halkasına kadar hukuk önünde hesap sorulacağına dair duyduğumuz güvensizlik nedeniyledir.
Ülke olarak zifir karanlık bir tünelin içerisindeyiz. Ne zaman bu karabasan kâbus tünelinden çıkacağız meçhul.
Işığa erişmek ve gün yüzüne kavuşmak için ortaya konulan çabalar üst üste yapılan toplantılardan öteye gitmiyor.
Evet inkâr edilemez; şehirlerimizin yeniden yapılaşması ve kültürel özellikleriyle yeni baştan ayağa kaldırılması için atılan adımlar kılı kırk yararcasına hesaplanıyor, üst yönetimin gösterdiği bu titizlik gözümüzden kaçmıyor. Takdirle karşılıyoruz.
Ancak yerel yöneticilerimiz pişkin pişkin tek kelimeyle havanda su dövmekle meşguller.
Depremin olduğu ilk günden itibaren gözümüzün önünde gerçekleşen tek şey toplantı üstüne toplantı yapılıyor olması...
Deprem literatürü diliyle söyleyecek olursak Artçı Toplantı Fırtınası yaşatılıyor şehrimize.
Bu toplantılarda ne alınan kararlardan ne de atılacak adımlardan haberdarız?
Bildiğimiz bir şey var halâ enkaz altında olduğumuzdur.
Şehrimizin toplu taşıma hizmeti kapalı yollar nedeniyle felç. En rahat erişilmesi elzem olan hastanelere kolaylıkla ulaşım mümkün değil.
Şehrimizin ticaret yapılan çarşıları enkaz yığını altında kaldı. Yaklaşık kırk gün geçmesine rağmen esnaflarımıza geçici bir alan kurulmadı. Bu durum yaşanan mağduriyeti tahammül edilemez işkenceye dönüştürmüş bir halde...
Başkanlar habire çadır kentler arası dolaşarak "Vatandaşımızın Yanındayız" fotoğrafları çektiriyorlar.
Şehir ahalisi olarak bir yanda insanlığın şimdiye kadar yaşamadığı büyüklükteki deprem afetini yaşadık.
Diğer yanda içinde çırpındığımız çaresizliğe çözüm üretmesi gereken yerel sorumluların sorumsuzluklarını...