Necip Cengil

'Fonumuza Kadar Yolunmak'

Necip Cengil

Günlerdir yolunan fonlardan, nice kişinin götürdüğü milyarlardan bahseden haberleri “kulaklarımızın duyduğuna hayıflanarak” seyrediyoruz. Seksenli yılların başından beri şahit olduğum ve daha öncesini de eklersek neredeyse asırlık, bedeller ödenmiş mücadelesinin “milyarlara boğdurulmasının” karşısında ne diyeceğimizi bilemeyecek durumdayız ve şaşkınız.

Bu durumu mizah yoluyla ele alanlardan “fonumuza kadar yolunduk” ifadesini kullananları okudum. Yazının başlığını bu ağlanacak halimize yapılan mizahi yaklaşımdan aldım.

Şimdi tefekkür zamanı; “fonumuza kadar yolunmanın” serüvenini tefekkür etmememiz yani aynada kendi gerçekliğimizi görmemiz lazım.

Kitap şimdi yeni inmiş gibi sesleniyor:

“Ey insan seni rabbin hakkında aldatan nedir?”

Seni hesabı yok sayan, hafife alır hale getiren nedir?

Paranın çok olması mı yoksa Allah’ın senden razı olması mı zenginliktir?

Tefekkür aynasında kendine baktığında, kendini Âdem mi yoksa İblis olarak mı görüyorsun, hiç denedin mi?

Kısa yoldan malı götürmenin büyüsüne nasıl kapıldın, seni köşe dönmeye iten nedir ve bu köşenin “gayya çukuruna” döneceğini hiç düşündün mü?

Evet ağlanacak, tefekkürle doğru sonuçlar çıkarmamız gereken bir hale şahitlik ediyoruz.

Yüklü meblağ söz konusu, kime uzanacağına dair içten içe tartışmalar ve hatta beklentiler var.

Bir anda zengin olmak hayali nice insanı yakmış görünüyor.

Bu bir tezgâh ise zaten tezgâh sahiplerinin kaçışı olmaz.

Belli ki "iman edilen ‘Kitap’tan" kopmalar var.

Hayır buradan birilerine kitabın kullandığı terimlerle hitap etmeyeceğim zira o terimleri kullanmak Allah'a ait, kula değil, böyle inanıyorum.

Lakin işin tersliğini de görüp izah etmek gerekir.

Mesela bir yere yönetici oldunuz mu, bilin ki; sizden önce birilerinin olduğu, belki de iyi idare edemediği bir yere gelmişsinizdir.

Veya iktidara getirildiniz... Belli ki sizden önce birileri vardı, iyi yönetemediler ve değiştiler ve siz "denenmek için" iktidara getirildiniz.

Bir Müslümanın şu ayeti tefekkür edip, yöneticiliği veya iktidarı değerlendirmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu tefekkürde tembellik edilirse veya zamanla unutulursa sonuç hüsran olur zira daha önceki yöneticinin ve iktidarın neden oradan uzaklaştırıldığını müşahede etmiştik.

"onlardan sonra sizi yeryüzünün halifeleri (yöneticileri) yapıp bakacağız; nasıl amel ediyorsunuz" (Yunus 14)

Bu iktidar döneminde iki kesim ortaya çıkacak:

1-"bizimle karşılaşmayı (gelip hesap vermeyi) ummadılar; dünya hayatına razı oldular, onunla gerçekten itminan oldular. Onlar ayetlerimize karşı gaflettedirler" (Yunus 7)

"onlara ayetlerimiz okunduğunda, bu okuduğunu değiştir veya yenisini getir derler" (Yunus 15)

2-"iman edip salih amel işleyenler, Allah onları bu imanları (eminlikleriyle) hidayete (doğruya) erdirir." (Yunus 9)

Şunu vurgulamak istiyorum; geleceğe dair bir hedefiniz varsa, bu ve benzeri ayetleri doğru tefekkür etmelisiniz.

Ve bir yere yönetici olduğunuzda, iktidara geldiğinizde, hatta bir iş kurduğunuzda, görevinize başlarken ve görev süresince " Rabbim doğrulukla başlamayı ve doğrulukla sürdürmeyi nasip et. Ve karşılaştığım müşkülleri aşabilmek için katından bana bir güç ver" (İsra 80) diyebilmelisiniz. Zira o size verilen ile deneneceksiniz; ya batacak, batıracak veya hidayete (doğruya) ereceksiniz.

Denir ki “bir hedefiniz varsa, o hedef ile ilgili fıkhı kuşanmalısınız” yoksa boşluğa düşersiniz ve boşluğun sizi nereye sürükleyeceğini kestiremezsiniz. Mesela bir yüksek idarecilik hedefiniz var, araya koymadığınız kimseyi bırakmadınız, ille de olsun diyorsunuz ama yukarıda anladığım mealini verdiğim isra suresindeki ayet hiç ilgi alanınıza girmedi. Veya “onlar iş başına geldiklerinde ekini ve nesli yok ederler” ayeti de sizi tefekküre yöneltmiyor. Tek hedefiniz var “orada olmak”, “muktedir olmak!”

Bu mudur?

Sonuç “fonumuza kadar yolunduk” ifadesine muhatap olmak!

Hayır, hiçbir şey için geç değil, yolu temizlemek mümkün…

Yazarın Diğer Yazıları