WhatsApp Diyalogları 'İslamcılık Üzerine…'
Enes Tarım
Enes Tarım: “Arkadaşlar İslamcılık sizce nedir? Bir ideolojimidir yoksa dinin kendisi midir? Dinin kendisi ise İslamcı olmayan Müslümanların durumu ne olacak?”
Ali Yalçın: “İslamcılık ile ilgili oldukça kapsamlı yazılabilir. Siyasi literatüre giriş tarihçesi, Arap dünyasında, Osmanlıda, Türkiye’de ve dünyada çıkış zeminleri farklı... Ama en temelde siyasallaşma ile gelen bir boyutu olduğu söylenebilir.”
Enes Tarım: “Seyyid Kutup gibi, İslamcı olmayanları cahiliyeden mi sayacağız... Cahiliye müşriklerinden...”
“Eğer islamcı olmayanları Müslüman kabul etmeyeceksek bu bir tekfircilik hareketi sayılmaz mı? Veya haricilik...”
Veysel Tay: “Ne garip değil mi bir kesime önce tekfirci sonradan harici diyerek İslam dışı sapık inanca sahip olduğunu iddia etmek; yani tekfir etmek…”
Enes Tarım: ” Yok. Soruyorum. Sorguluyorum...”
Veysel Tay: “Cübbeli bir gün televizyona çıkmıştı; “ selefi gruplar çoğaldı bunların en büyük sapıklıkları tekfirci olmaları oysa tekfircilik sapıklıkdır dinden çıkmaktır” dedi.
Enes Tarım: ”Yani sadece İslamcılar mı Müslüman? Sadece İslamcıları Müslüman saymak tekfircilik değil midir?”
Veysel Tay: “Yok ben öyle demedim. Tekfircileri, tekfirci olmakla suçlayarak tekfir etmek garip geldi sadece…”
Ali Yalçın: “İslamcılık bir kavram... İktidarın din ile nasıl şekilleneceği sorusu ilk başlarda yok... Peygamber yaşıyorken zaten din izah edilerek yorumlanıyordu. Ancak zamanla yani "peygamberden sonra " DEVLET KURUMLARI İLE ŞEKİLLENMEYE BAŞLAYINCA kurumlar yeni tanımlarıyla iktidarı somutlaştırdı. İktidar Peygamber dışı bir güç olarak şekillendi. Dinamikleri de değişti. İktidara gelmek için AYAK OYUNLARI ORTAYA ÇIKTI... Ayak oyunlarının dine eklemlenmesi ve bu şekilde otoritenin din temelli oluşmasına İSLAMCILIK diyebiliriz. Zamanla yani süreçte SİYASAL İSLAM, İSLAMİ KÖKTENCİLİK olarak da adlandırıldı. 16 .yy da modern devlet tanımları gelince de devletin üzerine oturacağı esaslar da modern kavramlarla yol bulmaya çalıştı. Anayasal alt yapı kavramları... Yani devletin üzerine inşa edileceği kodlar...”
“Osmanlı son döneminde devlet neye dayanırsa dağılmaktan kurtulur veya canlanır düşünceleri kendiliğinden devlet ve otoritenin İslami açıdan tanımlanmasını da beraberinde getirdi. Biraz da yeni Osmanlıcıların Abdülhamit e karşı tavırları da etkili oldu ve İslam nasıl daha çok öne çıkar görüşleri, yeni tartışmalar doğurdu. Sırât-ı Müstakîm dergisi etrafında İslâmcılık fikrini oluşturmak üzere toplanan aydınlar bu yönde fikirler beyan ettiler... Ahmed Hilmi, Said Halim Paşa, Mehmed Âkif, Mustafa Sabri, Said Nursi, Mûsâ Kâzım gibi gibi ilim, fikir öncüleri ile başlayan, başka coğrafyalarda da taraftar bulup derinleşen misal, Mısır’da Cemâleddîn-i Efgānî-Muhammed Abduh çizgisi, Hindistan’da Seyyid Ahmed Han gibi çabalar İSLAMCILIK fikrini olgunlaştırdılar. Seyyid Kutub da temelde islam-isyaset-iktidar düşüncesinden kopuk değildir. “Toplumun az bir kesimi bu yönde hazırsa İslam egemen olabilir” der... Dikkat edersek İSLAMCILIK İSLAMIN KENDİSİ DEĞİL SİYASAL YOL VE YÖNTEMLERLE İKTİDAR KILINMASI ÇABASIDIR Şimdilik benden bu kadar... Ama açılabilir…”
Enes Tarım: “Yani o halde dinin kendisi değildir... Öyle mi? Dinin bir yorumu mudur?”
Veysel Tay: “Dini iktidara getirme gayretidir özetle...”
Ali Yalçın: “Yani eğer Müslümanlar neden bu halde, bu denli dibe vurmuşlar, gelişemiyorlar, neden sömürülüyorlar, neden hurafelere dalıp gidiyorlar, bu din bu kadar mükemmelken neden Müslümanlar bağnaz, neden gelişip değişemiyorlar dersen aslında din-iktidar alanını da sorguluyorsun...”
Devam edelim inşallah....
Selam ve dua ile...
Not: İrticalen doğaçlama bir sohbet paylaşımıdır…