12. Yargı Paketi Üzerine Değerlendirmeler
Emre Apak
12. Yargı Paketi, 16 Temmuz 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Teklif, 25 Haziran 2026’da TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçmiş; komisyon görüşmeleri sırasında eklenen önergeyle TCK 158’e 4. fıkra ihdas edilerek IBAN mağdurlarına yönelik düzenleme metne eklenmiştir. Genel Kurul görüşmeleri sırasında iki madde önergesiyle paketten çıkarıldı; kanun 31 Temmuz 2026 tarihinde 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Günümüzde oldukça yaygın bir dava türü olan izale-i şuyu davalarında önemli bir değişiklik yapıldı. Dava sonrası başlayan ihale sürecinde açık arttırma ile satılan taşınmazlarda miras malları açısından önemli bir usul değişikliği getirildi. Şöyle ki ihale sürecinde mirasçılardan başkası ihaleye girebilir mi diye yöneltilen kalıplaşmış soru nihayet cevaplanabildi. İhaleler ilk ihaleden sonra alıcının çıkmaması veya ilk sırada yer alan ihale kazananının ödemeyi yapmaması sonucu ikinci ihale ile devam ediyordu. İşte burada artık ilk ihale aşaması sadece mirasçılar arasında yapılmış olacak ve mirasçılar dolayısıyla malik olduklarından dolayı herhangi bir teminat yatırmadan ihaleye girebileceklerdir. Ancak buradaki önemli olan husus dava konusu miras malının tamamen mirasçı sıfatı ile edinilmiş olmasıdır. Yani tüm malikler yasal veya atanmış mirasçı olacak ve intikal yolu ile mal edinilmiş olacaktır. Dolayısı ile sonradan bir üçüncü kişinin ortak olması veya hisse alması kanunun uygulanmasını mümkün kılmayacaktır. Nitekim değişiklik maddesi gayet açık bir şekilde ifade etmiştir bu konuyu;
''9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 114 üncü maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümleler eklenmiş ve yedinci fıkrasının (6), (8) ve (9) numaralı bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Tüm maliklerin miras yoluyla edindikleri ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlar bakımından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak açık artırmalarda birinci artırma sadece malik olan mirasçılar arasında yapılır. Sadece malik olan mirasçılar arasında yapılacak bu artırma usulü bir defaya mahsus olmak üzere uygulanır.''
Bu değişiklik mülkiyet hakkının kutsal olması ve tam kapsamlı bir koruyuculuk içermesi nitelik ve ilkesinin uygulanabilirliğini arttırmıştır. Nitekim miras yolu ile edinilen bir taşınmaz için paylı mülkiyete çevrilip yapılan hisse satışı hem başkaca davalara kapı aralamakta (şufa davası) hem de malik listesine yabancı bir ismin girmesi demek olacaktır ki bu durum miras hukukunun gerekçe ve saiki ile bağdaşmayacaktı. Değişiklik bu anlamda müspet bir adım atarak miras malı olan taşınmaların izale-i şuyu davalarındaki ihale süreci için diğer mirasçılar açısından adeta bir rahatlama sağlamaktadır.
Kamuoyunda gündemi bayadır meşgul eden bir diğer konu olan iban mağdurlarının da ihtiyacı olan ceza düzenlemesi nihayet gelmiş bulunmaktadır. Nitekim kendisine veya bir başkasına menfaat sağlamak için ibanını kullandıran, kiraya veren ve ibanı üzerinde yasal olmayan eylemlere dolaylı olarak onay verenler de 5237 Sayılı TCK-157 ve 158 kapsamında basit dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçlarında - iban, banka bilgileri, kripto hesap bilgileri başta olmak üzere eylemi iştirak halinde işleyen; ancak eylem sınırları sadece bahse konu hesap bilgilerini vermek olan sanıklar için yarı oranında ceza indirimi gelmektedir. Bu durum infaz aşamasında hafifletici bir etken olacak ve bir daha böyle hataların yapılmaması adına bir uyarı mahiyeti taşıyacaktır. Değişiklik TCK 158/4 olarak şöyle demektedir;
“(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”
Bu değişiklikte eleştirilecek olan nokta şu olacaktır ki cezasızlık algısının önlenmesi adına bir defaya mahsus bu indirimden yararlanılması da eklenmesi gereken bir cümle olmalıdır bize göre. Nitekim her tekrarlanan eylemde cezanın yarısının uygulanacak olması cezasızlık algısı ile mücadeleyi de sekteye uğratabilecektir. Ancak bir defaya mahusus bu hatayı yapanlar için ise ceza indirimi gayet yerindedir. Bununla birlikte önemle belirtmek isteriz ki daha önce bu suçlamalardan ve eylemlerden yargılanıp ceza alanlar değişiklikle ile birlikte hemen yargılamanın yenilenmesi müracaatı yaparak yeni yasadan faydalanabileceklerdir.
Bir diğer değişiklik ise Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması müessesesidir. 5271 Sayılı CMK-231 gereğince gerekli şartları sağlayan sanığın cezası da 2 yılın altı ise hükmü açıklanmamakta ve 5 yıl boyunca ertelenerek kasıtlı olarak herhangi bir suça karışmaması gerektiği kanunda yer almaktadır. Öncelikle eski halinde itiraz tabi olan kararlar artık istinafa tabi olmaktadır. Yine BAM tarafından verilen red kararlarına karşı da CMK-286 gereğince temyiz kanun yoluna başvurulabilecektir. Ayrıca işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında HAGB uygulanmayacaktır. Değişiklikle birlikte bu 5 yıllık süre için mahkemeler gerek görürse 1 yıllık denetim süresi uygulayacak ve sanığa bazı yükümlülükler getirecektir. Denetim içinde yükümlülükleri yerine getiren ve kasıtlı bir suça karışmayanlar için ise 1 yılın sonunda kalan 4 yıl beklenmeyecek ve dosyada düşme kararı verilecektir. Kanun lafzı uzun olduğundan dolayı buraya taşımamakla birlikte isteyenlerin Resmi Gazete de okuyabileceklerini belirtmek isteriz. Yine benzer durum içinde olanların lehe yapılan değişiklik sebebi ile tekrar müracaat edebileceklerini vurgulamak isteriz.
Değişikliğin gayet yerinde olduğunu ve olumlu katkılarının bulunacağını belirtmek isteriz.Nitekim basit suçlarda dahi vatandaşların 5 yıllık süre dolumunu beklemeleri ve de 5 yıl içinde herhangi bir kasıtlı suça karışmış olmaları durumunda ilk HAGB hemen açıklanıp infaza dönüşmekte ve sonraki yeni dosyalarda HAGB verilmediği gibi seçenek yaptırımlara çevirme durumu da söz konusu olmamaktadır. Değişiklik ile bu durum bir nebze yumuşatılarak HAGB nin belki de görülmeyen katı tarafı yerinde bir alternatife çevrilmiştir.
Kaçak sanıklar hakkında artık sorgusuz mahkumiyet hükmü kurulamayacaktır.Bu durum yargılamanın yenilenmesine konu olacaktır.Nitekim değişiklik şöyle demektedir;
''(3) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde kaçak sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini belirterek yargılamanın yenilenmesini talep edebilir.”
Hukuk yargılamalarındaki dava değerinin ıslahı konusunda en önemli değişiklik nihayet yapılmıştır. Belirsiz alacak davası ve kısmi alacak davası ikilisinden özellikle kısmi dava zamanaşımı bakımından getirdiği dezavantajlar ile sorun yaşatmaktaydı. Değişiklik ile birlikte bu durum kökten çözülmüş kısmi davada da bir defaya mahsus olmak üzere yapılan bedel artırımı sonradan arttırılan bedel için zamanşımını kesen durum olacaktır. Değişiklik şöyle demektedir;
''(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”
Paket içinde duruşma sürelerin aralığı (maksimumum 3 ay istisnalar hariç) yüksek mahkeme çalışma usulleri,idari yargıda tek hakimli çalışma usulleri, noterlik işlemlerinde bir takım değişiklikler, yasal faiz oranının uygulanışı ve destekten yoksun kalma tazminatı başta olmak üzere başkaca değişiklikler de olmuştur. Ancak kamuoyunun beklediği efektif değişiklikler hala gündeme alınmamaktadır. Nitekim ceza evlerinin doluluk oranı,infaz yasasında kalıcı olacak esaslı değişiklikler, bir takım suçlar içinde daha caydırıcı ceza ve infaz değişiklikleri, süresiz nafaka konusu, çoğu zaman nakit para akış sirkülasyonunun yerini alan kıymetli evrak olan çekin bedelsiz kalması durumunda daha caydırıcı düzenlemelerin yapılması, SSÇ'ler için daha caydırıcı cezai değişikliklerin yapılması, uzayan yargı süreçleri ve hakim/savcı izinleri ve sürencemede kalan dosyaların sayısal çokluğu başta olmak üzere içtimai ve iktisati hayatın her alanında her gün karşılaştığımız hukuki çıkmazlar ve konuların daha etkin bir sonuca kavuşturulması ihtiyacı tazeliğini korumaktadır.