Daha Yazılacak Çok Şey Var
Abdullah Ergün
Bir sezonun ilk haftaları, bir takım adına büyük hükümlerin verileceği kadar uzun, hiçbir şey söylemeyecek kadar da kısa bir zaman dilimidir. Yine de bazı başlangıçlar vardır ki, rakamların ötesinde bir anlam taşır. Malatya Yeşilyurtspor'un üç maçtan üç galibiyet çıkararak hanesine dokuz puan yazdırması da böyle bir başlangıç. Sonuç kusursuz; fakat asıl merak edilen, bu üç galibiyetin önümüzdeki haftalarda yalnızca puan hanesine değil, takımın oyununa, özgüvenine ve saha içindeki kimliğine nasıl yansıyacağı.
Yenilenen bir takımın sezona nasıl başladığı kadar, nasıl devam edeceği de önemlidir.
Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü'nün lige üçte üç yaparak başlaması, üzerinde özellikle durulması gereken bir tablo. Üç maç, üç galibiyet… Rakamlar son derece net. Takım, sezona istediği gibi bir başlangıç yaptı ve hanesine maksimum puanı yazdırdı. Ligdeki takımların sezon başındaki değerlendirmelerinde Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü'nü artık farklı bir başlık altında ele aldıklarını düşünüyorum. Rakiplerin Malatya Yeşilyurtspor'a karşı hazırlığını, oyun planını ve sahaya çıkış yaklaşımını da değiştirecek bir mesajdır. Bundan sonra Malatya Yeşilyurtspor'un karşısına çıkan hiçbir takımın onu sıradan bir rakip gibi görmeyeceği kanaatindeyim.
Ancak futbolun güzel tarafı da tam burada başlıyor.
Üç galibiyet tabelada önemli bir karşılık buluyor. Fakat asıl mesele, bu galibiyetleri getiren futbolun ne zaman gerçek kimliğine kavuşacağı. Bu anlamda skorlara fazla takılmamak lazım. Ancak takımın nasıl bir futbol ortaya koyacağı, hangi oyun anlayışıyla yoluna devam edeceği ve sahadaki gerçek gücünün ne olduğu önümüzdeki haftalarda daha net görülecek.
Çünkü sezon başında alınan puanlarla sezon ortasında alınan puanların öyküsü aynı değildir.
İlk haftalarda fiziksel hazırlığı iyi olan, mücadele gücü yüksek ve oyun disiplinini daha çabuk yakalayan takımlar öne çıkabilir. Fakat haftalar ilerledikçe rakipler birbirini daha iyi tanıyacak, oyun planları daha fazla analiz edilecek ve fiziksel farklar giderek azalacaktır.
İşte o noktada takım olabilmenin değeri daha fazla ortaya çıkacak.
Bir futbol takımının sahaya 11 oyuncu çıkarması başka, gerçekten takım halinde hareket etmesi başka bir şeydir. Oyuncuların birbirinin ne yapacağını sezmesi, savunmada aynı anda hareket etmesi, hücumda doğru zamanda birbirine destek olması ve zor anlarda oyundan kopmaması zaman isteyen bir süreçtir.
Futbolun alfabesi haline gelen bu kuralın gelişimi çok önemli.
Bu nedenle sezonun ilk haftalarında sadece skor tabelasına bakmak yeterli olmaz.
Malatya Yeşilyurtspor, oynadığı üç maçta pozisyona girme noktasında ciddi bir sıkıntı yaşamadı. Geriye dönüşlerde yaşanan bazı sorunların ise takım savunmasına olan güven arttıkça zaman içerisinde daha fazla çözülebileceğini gördük.
Hazırlık kampları da burada önemli bir ayrıntı olarak karşımıza çıkıyor.
İyi geçirilen bir kamp döneminin karşılığını ilk haftalarda fiziksel direnç olarak görmek mümkün. Maçın son bölümünde rakibe göre daha diri kalan, ikili mücadelelerde ayakta kalan ve oyun temposunu düşürmeden sürdürebilen takımlar, bunun avantajını puanlara da yansıtabilir.
Fakat fiziksel üstünlük tek başına sezon kazandırmaz.
Futbol, kondisyonla başlayan ama teknik direktör teknisyenliğiyle birleşen bir oyun. Fiziksel olarak hazır olmak, takım oyununu desteklediği ölçüde anlam taşır.
İyi hücum, iyi savunma…
Bunların tamamı takım organizasyonunun bir parçasıdır. Oyuncuların koşması kadar nereye ve ne zaman koştuğu, mücadele etmesi kadar birbirinin açığını kapatması önemlidir.
Malatya Yeşilyurtspor'un önünde de şimdi tam olarak böyle bir süreç var.
Üçte üç, takımın özgüvenini yükseltecek önemli bir başlangıç oldu. Ancak bu başlangıcın gerçek değerini belirleyecek olan, yalnızca önümüzdeki haftalarda alınacak sonuçlar değil, takımın göstereceği gelişim olacak.
Tam anlamıyla hazır olmayan bir takımın kalesinde gördüğü birkaç tehlikeyi alıp bütün oyunu bunun üzerinden eleştiriye dönüştürmek, futbolun yalnızca görünen kısmına bakmaktır. Daha açık söyleyeyim: Bir takımın kaç pozisyon verdiğini saymak başka, o pozisyonların neden oluştuğunu analiz etmek bambaşka bir iştir.
Rakibe verilen pozisyonun temel dayanağı nedir?
Ön alan baskısının zamanlaması mı yanlıştır? Beklerin çıkışıyla stoperlerin arasındaki mesafe mi açılmıştır? Orta saha savunma hattına yeterince yaklaşmamış mıdır? İkinci toplar mı rakibe bırakılmıştır? Yoksa rakip zaten kaliteli bir hücum organizasyonuyla mı o pozisyonu üretmiştir?
Futbol tam olarak burada başlar.
Sadece “pozisyon verdi” demek, analiz değildir.
Takımın fiziksel seviyesi oturdukça, oyuncular birbirini daha iyi tanıdıkça ve teknik ekibin oyun planı sahaya daha net yansımaya başladıkça Malatya Yeşilyurtspor'un gerçek kapasitesi de daha görünür hale gelecektir.
Bu süreci yıllarca takıp eden birsi olarak yazıyorum.
İlk haftaların başarısını gereğinden fazla büyütmeden, olası bir kötü sonuçta da gereğinden fazla küçümsemeden sürece bakabilmek.
Çünkü uzun lig maratonlarında bir maç kazanmak kadar, istikrarı korumak da değerlidir.
Daha iyisini yapmak için bundan iyi bir başlangıç olamazdı.
Bugün puan cetvelinde üçte üç yazıyor olabilir. Yarın başka bir tabloyla karşılaşabiliriz.
Futbolun içinde bu değişimler her zaman var.
Fakat asıl önemli olan, takımın her hafta bir önceki haftadan daha iyi bir görüntü verip vermediğidir.
Üçte üç güzel… Asıl öykü bundan sonra başlayacak.