Toplumsal duruş sergilenmeli
Malatya'da düzenlenen 'Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Çalıştayı'nda değerlendirmelerde bulunan Vali Seddar Yavuz, şiddetin artmasının sadece asayiş tedbirleriyle değil, aile içindeki yetiştirilme tarzı ve medeniyet kodlarındaki kaymalarla da ilgili olduğunu belirterek, 'Şiddetin türlerine göre değil, şiddetin tamamına karşı toplumsal bir duruş sergilenmesi elzemdir, acildir.' dedi.
Türkiye’de kadına yönelik şiddet giderek artıyor. Şiddetin sonlanması ve mücadele yöntemlerinin konuşulması amacıyla Malatya’da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Eylem Planı Çalıştayı" düzenlendi. Çalıştayda konuşan Malatya Valisi Seddar Yavuz, şiddetin sadece kadına değil, çocuğa, sağlık çalışanına ve güvenlik güçleri gibi birçok alana yayılan mikroba benzediğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Toplumsal bir sorun olarak ortaya çıkan bir günün sonunda çözebilecek bir husus gibi görünmüyor. Dikkat ederseniz yayılıyor. Nitekim geçmişte de bu şiddet ortamının çok körüklendiği dönemlerde neredeyse bu şiddeti görmezden gelen kör ve sağırlar ve hiç aramızda vardı. Yani kız çocukları mesela dağlara kaldırılırken, öldürülürken hiç kimsenin bunlarla ilgili bir doğru söyleşi de bu dönem hiç olmadı yani. O yüzden biz şunu söylemeye çalışıyoruz. Yani şiddetin kime yöneldiğinin önemi yok. İster kadına yönelsin, ister bir çocuğa yönelsin, ister güvenlik güçlerine yönelsin ama şiddet ortamını bir mikrop üreten, bunu yayan bir husus olarak ben değerlendiriyorum.”
Tarihimizde yok
Kadınlara ve çocuklara fiziksel olarak uygulanan şiddetin Türk medeniyet tarihinde bulunmadığını belirten Yavuz, “Rekabet şansı daha az olan fiziksel olarak kadınlar ve çocuklarla en öne çıkan kadınlar. Örneğin sağlık çalışanları da tedavi etmeye gittiği bir hasta tarafından ya da yakın tarafından hayatına son verilen ya da darbediliyor. Maalesef geçmişte hiç yok veya çok az rastladığımız eğitim kurumlarında bugün yönelmiş olan, bizim medeniyetimiz değerlerimizde neredeyse hiç olmayan hususlar bunlar.” dedi..
Çözüme odaklanılmalı
Yavuz, şiddet konusunda insanların birbirini suçlamak yerine çözüme odaklanması gerektiğini vurgulayarak, “Zaman zaman suçluyorlar böyle siz bunu engelleyemiyorsunuz böyle dedim dedim ki vallahi bilsem ben vali olduğum için insanlar ya da kadınlar ölüyor bugün bırakırım bu mesleği. Burada ve kurtulmuş oluruz bu işten. O yüzden birbirimizi suçlamak yerine yani işte polis, jandarma, vali, bakan, hükümet suçlamak yerine biz her birimiz birbirimize dönsek acaba biz bu sorunu nasıl çözebiliriz diye bir odaklansak.” dedi.
“Erkek çocuklar şımartılıyor”
Türkiye’deki toplumsal yapıda erkek çocuklarına "dokunulmaz" anlayışın hakim olduğunu ifade eden Yavuz, şunları kaydetti:
“Bakın genelde yaygın olarak Orta Anadolu'su, batısı, doğusu yok. Kadınların da ciddi şekilde erkek çocuklarına zaafı var. Bak dikkat edin, kızlarla babalar, erkek çocuklarıyla anneler ilgilidir. Ve çoğunlukla mirastan faydalanmaması konusu dahil olmak üzere genelde annelerin Türkiye'de kabahattir.
Çünkü erkek sembolik dünyada üç olarak kabul ediliyor. maalesef anneler çocukların, erkek çocukların daha fazla izleniyor. Daha fazla onlara ağırlık veriliyor. Kız çocuklarına hizmet ettirirken erkek çocukların tabak dahi almasını istemiyoruz. Erkek çocukları bu toplumdan şımartılmamalıdır. Ama erkek rolünü oynayabilecek hale getirmelidir. Ben şimdiki dönemde erkek çocuğumu, kız çocuğumu tanıyamıyorum çocukları. “
“Sorunu siyasallaştırarak çözüm üretemeyiz”
Şiddet olaylarının siyasi tartışmaların konusu haline getirilmesinin çözüm üretmeye katkı sağlamadığını belirten Yavuz
“Lütfen kadın cinayetlerini ya da genel anlam cinayetleri siyasallaştırmayın. Bak açık şekilde söylüyorum. Siyasallaştırırsanız çözüm bulamazsınız. Vali ben değil siz olsanız yarın bir şey değişeceğine inanıyorsanız siyasallaştırın. Bu şehrin gücünden ben sorumluyum. Kimle beraber bak burada Emniyet Jandarma burada beraber istihbarat gücünden ben sorumluyum. Bütün sorumluluğu üzerime alıyorum. Yarın ayrıldığımız gün bu sorun çözülecek diye inanıyorsanız o zaman istediğiniz kadar bu olayı basitleştirebilirsiniz. Yani birisinin tutumuna, birinin davranışına, birinin sözüne yönelebilirsiniz. Ama sorun keşke bu kadar basit olsaydı.
Elektronik kelepçe uygulamaları ciddi şekilde takip ediliyor. Ama buna rağmen bitirebiliyor muyuz? Biliyor musun sorunun cevabı? Hayır. Demek ki alışkanlıklarımızı değiştirmek gerekiyor. Netice itibariyle hep aynı şeyleri yapıp farklı bir sonuç beklemek akılcı bir yöntem değil olsa gerek, değil mi? Hep aynı şeyleri yapıyoruz ama sonuç bir türlü değişmiyor. Demek ki farklı bir şey yapmamız gerekiyor.” diye konuştu.
Toplumsal duruş sergilenmeli
Şiddetin artmasının sadece asayiş tedbirleriyle değil, aile içindeki yetiştirilme tarzı ve medeniyet kodlarındaki kaymalarla da ilgili olduğunu söyleyen Yavuz, çözümün toplumsal bir duruş sergilemekten geçtiğini ifade etti. Akran zorbalığının ve dijital mecraların şiddeti körüklediğini hatırlatan Yavuz, şu şekilde konuştu:
“Sorun daha derin. Yetişme biçimi ile ilgili, davranışlarla ilgili, sorun çözme becerisi kazandırmamayla ilgili, bencillikle egoistlikle ilgili, psikolojik ve psikiyatrik tabanı olan bir sorun bu sorun. Dolayısıyla birçok sebebe bağlı bir işle uğraşıyoruz. Ama hepimizin içi yanıyor yanıyor değil.
Biz böyle yaptığımız sürece sorunları çözemeyiz. Şiddet bana göre akademisyenlere göre nedir? Şiddet bana göre bir kültürdür. Bir ortamdır ve bu ortamdaki büyür, çoğalır.
O yüzden şiddet türlerine göre değil şiddetin tamamına karşı toplumsal bir duruş sergilenmesi elzemdir, acildir. bugün akran zorbalığı başta olmak üzere şiddet maalesef sosyal medya, dijital mecra araçlarıyla yaygınlaşıyor. Bu yüzden de sevgi ve şefkatin hâkim olduğu, doğru rol modellerinin toplum önüne serildiği bir ortamı artık kurgulamayız.”
Bakmadan Geçme