Huzursuz bacak sendromu nedir? Belirtileri nelerdir?
Bacaklarda karıncalanma, yanma ve hareket etme isteği gibi şikâyetlere neden olan huzursuz bacak sendromu yaygınlaşıyor. Peki, hastalık nasıl ortaya çıkıyor. Hastalığı tetikleyen durumlar nelerdir? Nasıl tedavi edilir? İşte yanıtı…
Günlük yaşamı olumsuz etkileyen huzursuz bacak sendromu yaygınlaşmaya başladı. Hastalığa karşı uyarıda bulunan Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, erken dönemde tespit edilip tedavi edilmediği durumlarda ciddi sonuçları olabileceğini söyledi.
Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyen huzursuz bacak sendromunun toplumda oldukça yaygın görüldüğünü, düzensiz uyku, aşırı kafein tüketimi ve hareketsiz yaşamın şikâyetleri artırdığını ifade ederek erken teşhis ve tedaviyle hastalığın kontrol altına alınabileceğini belirtti.
Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Turgut Özal Tıp Merkezi'nde görev yapan Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, huzursuz bacak sendromuna ilişkin açıklamalarda bulundu.
10 kişiden birinde çıkıyor
Doç. Dr. Algül "Huzursuz bacak sendromu, özellikle geceleri bacaklarda meydana gelen huzursuzluk, uyuşma gibi hislerin varlığıyla birlikte hareket ettirme isteğinin olduğu bir santral sinir sistemi hastalığıdır. Toplumda çok sık gördüğümüz bir hareket bozukluğu hastalığıdır aslında. 10 kişiden birinde huzursuz bacak sendromu tanısı koyabilmekteyiz." dedi.
Hareket ettikçe azalıyor
Huzursuz bacak sendromunun en sık görülen belirtisinin bacaklarda huzursuzluk, uyuşma hissi ile birlikte hareket ettirme isteğinin varlığı olduğunu aktaran Algül "Hastalar özellikle bacakların içinde bir şey dolanıyormuş gibi bir rahatsızlık ve karıncalanma hissinden bahsederler. Önemli bir ayrıntı ise bu şikâyetlerin hareketle azalmasıdır. Bu nedenle hastalar yatakta hareket ettirme ya da odanın içinde dolaşma gibi davranışlarla rahatlamaya çalışırlar." ifadelerini kullandı.
Demir eksikliğine dikkat
Huzursuz bacak sendromunun en önemli risk faktörünün demir eksikliği anemisi olduğunu kaydeden Algül, şöyle devam etti:
“Bununla birlikte özellikle kadın hastalarda gebeliğin ikinci ya da üçüncü trimesterinde bu sendromla sıklıkla karşılaşırız. Parkinson hastalığı gibi sinir sistemi hastalıklarında, romatolojik hastalıklarda, romatoid artrit gibi durumlarda ve kronik böbrek yetmezliği gibi metabolik hastalıklarda da eşlikçi olarak karşımıza çıkabilir.”
Aşırı çay ve kahveden uzak durun
Genetiğin çok önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Algül "Bu hastaların çoğunda aile öyküsü pozitiftir. Yaşam tarzı doğrudan neden olmasa da semptomların kötüleşmesine yol açabilir. Özellikle fazla çay ve kahve tüketimi, uzun süre hareketsiz kalmak, düzensiz uyku, sigara ve alkol kullanımı şikâyetleri artırır." dedi.
Huzursuz bacak sendromunun uyku kalitesini ciddi anlamda bozduğunu belirten Algül "Hastalar gece uykuya dalmakta zorlanır ve sık sık uyanırlar. Bu durum gündüz uykululuk hali, yorgunluk ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe neden olur." ifadelerini kullandı.
Nasıl tedavi edilir?
Erken dönemde tespit edilip tedavi edilmediği durumda şikâyetlerin sadece geceleri değil, gündüz saatlerinde de ortaya çıkabileceğini ifade eden Algül, “Kronik uykusuzluk ise depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik sorunlara yol açabilir. Öncelikle altta yatan neden araştırılır. Eğer demir eksikliği anemisine bağlıysa demir tedavisi uygulanır. Gebelik gibi geçici durumlarda süreç buna göre planlanır. Altta yatan bir neden bulunamazsa idiopatik huzursuz bacak sendromu olarak değerlendiririz. Bu durumda dopamin agonisti dediğimiz ilaçlarla çok yüksek dozlara çıkmadan oldukça yüz güldürücü sonuçlar alabiliyoruz." diye konuştu.
Erken tanı gidişatı olumlu etkiler
Bu hastalığı yaşayan kişiler için düzenli yaşamın çok önemli olduğunu söyleyen Algül "Düzenli uyku, fiziksel aktivite ve spor yapılmalıdır. Akşam saatlerinde çay, kahve ve enerji içecekleri gibi kafeinli ürünlerden kaçınılmalıdır. Uzun süre hareketsiz kalınmamalıdır. Ayrıca düzenli kan tahlilleri yaptırılmalı ve şikâyetler başladığında gecikmeden bir nöroloji hekimine başvurulmalıdır." dedi.
Son olarak Algül "Erken dönemde tanı koymak ve tedaviye başlamak hastalığın gidişatını olumlu yönde etkiler. Bu nedenle hastalar bu şikâyetleri yaşadıklarında korkmadan en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı ve tedavi sürecine başlamalıdır. Böylece daha konforlu bir yaşam mümkün hale gelir." ifadelerini kullandı.
Bakmadan Geçme