Hani hatırlayacaksınız; ABD başkanı Joe Biden, Amerika’da yapılan son seçimler öncesi, “ben Türkiye’de (MUHALEFETİ) destekleyerek Erdoğan'ı devireceğim” diye bir açıklamada bulunmuştu? İşte Türkiye’de şu anda bazı siyasi çevreler, dolar ve para baronları ve bazı STK’lar tarafında bu operasyon milletimize MARKETLER üzerinde yapılmak isteniyor…
Çünkü Amerika Türkiye’de 2002 öncesi 80 yıl boyunca (Necmettin Erbakan'ın koalisyon hükümeti hariç, ) Türkiye’de gelip geçen diğer tüm iktidarları az veya çok bir şekilde kontrol etmeyi ve amaçları uğrunda yönlendirmeyi maalesef başardı. Aslında bu hikâye öyle 80 yıllık bir hikâye değil ve hatta bu hikâyenin asıl başlangıcı Osmanlının son 200 yılını kapsayan MASON odaklarının kapsamlı uzun bir hikayedir…
Fakat konu itibarı ile bugünkü bu yazımızda bütün bunlar değinme imkânımız maalesef yoktur.
İnşallah illeri bir tarihte bu konuyu bir yazımızda ele alırız. Biz Türkiye'nin son 80 yıllık tarihine baktığımızda; Türkiye'nin özellikle 1939’dan sonra adım adım nasıl ablukaya alındığını ve özellikle 1946’da (Amerika'nın Marshall) yardımları ile adeta Türkiye’nin gelişmesinin ve kalkınmasına nasıl bir ipotek konulduğunu genç nesillerimiz ve milletimizin mutlaka bilmesi lazım…
Evet, 2002’de yumuşak ve sabırlı bir hamleyle kurulan Ak Partinin tek başına iktidara gelmesi ve özellikle Erdoğan’ın milli savunma sanayinde, ekonomide, sağlıkta, altyapı ve ulaşımda adeta bir milli seferberlik boşaltırcasına büyük bir azimle hareket etmesi ve özellikle ABD ve Batı ile yavaş yavaş araya bir mesafe koyarak onlara hiç danışmadan ve onları dikkate almadan Türkiye'yi yönetmeye kalkması birden bire Amerika ve Batıyı şaşırttı..
Ve ABD hemen asıl yüzünü göstererek, (HOP DUR BAKALIM) Erdoğan; sen kimsin öyle Türkiye'yi tek başına yönetmeye kalkıyorsun? Ortadoğu ülkeleri ile ben de habersiz ilişkilere geliştiriyorsun ve sanki ben yokmuşum gibi davranıyorsun dercesine, 2005’ten itibaren asıl çirkin yüzünü Erdoğan’a göstermeye başladı Amerika...
Evet, gerçekten öyle veya böyle: Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümü 1938’den sonra İsmet paşa yönetiminde 1940’lardan itibaren Türkiye yavaş yavaş Amerika ve Batının güdümüne girmişti, Sovyet Rusya'nın yayılmacı politikaları bahanesi illeri sürülerek..
Evet, 1940’lardan itibaren, Türkiye’de gelip geçen tüm iktidarları bir şekilde dolaylı veya perde arkasında kendi amaçlarına hizmet ettiren Amerika; bölgede ve dünyadaki tüm çıkar ve menfaatleri için, (elbette ki Necmettin Erbakan’ın yetiştirdiği milli ve manevi değerlere sahip Erdoğan'a asla geçit vermeyecekti.)
Peki, bunu kiminle yapacaktı; elbette ki son yüz yıldır içimizde beslediği büyüttüğü yazılı basın, görsel medya, para baronları. bazı iş adamları ve bazı sözde satılmış kanat önderleri maskesi ile içimizde yıllardır perde gerisinde sahip çıktığı bazı kişiler ve çevrelerle elbette ki yapacaktı.
Daha düne Kadar çoğumuz; içimizde satılmış bu bazı insanların isimlerinin bizler gibi, Ahmet, Mehmet, Hasan, Ali, Veli olduğu için, biz bu insanları bizden birileri olarak biliyorduk. Fakat maalesef 15 Temmuz’da oyun bozuldu ve içimizdeki satılmış bu bazı insanların kendi çıkar ve menfaatleri için milyonlarca şehitlerimizin kanları ile sulanmış olan bu vatan toprağını nasıl Amerika’ya peşkeş çekmek istediklerini ve milletin meclisini ve milleti bombalayacak kadar nasıl aşağılık birer mahluk olduklarını milletçe çok geç öğrendik ve gördük maalesef…
İşte şimdi 2023 genel seçimlerine 15 ay kadar kıssa bir süre kalmışken; Amerika’nın şimdiye kadar içimizde besleyip büyüttüğü görsel medya, yazılı basın, belirli bazı STK’lar, bazı para ve dolar baronları, Fetöcü TÜSKON’UN gizli sermayesi ve açıktan açığa onların taşeronluğunu yapan çoğu (bazı ZİNCİR MARKETLER,) çeşitli sebeplerden dolayı dünyada yükselen petrol fiyatlarını bahane ederek, sanki bütün bunları ERDOĞAN İKTİDARI yapıyormuş gibi bir bahane ile sebze, meyve ve MARKETLERİN sattığı temel gıda maddeleri üzerinde fahiş fiyatlarla zamlar yaparak, ERDOĞAN iktidarını devirip, yine ipleri bir yüz yıl daha Amerika'nın eline verip, Amerika ile birlikte bu bazı kesimler, yine sömürü ve soygunlarına devam edeceklerini düşünüyorlar…
Çünkü asıl mesele ERDOĞAN değil, Türkiye'yi bir yüzyıl daha Amerika ile birlikte sömürme meselesidir.
Amerika; bu aynı oyunu, 2002 öncesi her 10 yılda bir perde gerisinde Türkiye’de darbelerle 1960’ta Adnan Menderese, 1970’te Süleyman Demirel’e, 1980 Türkiye'deki bütün siyasi partilere ve milletimize ve 28 Şubat 1997’de, aynı oyun ve tuzağı Rahmetli Necmettin Erbakan’a kurmadılar mı?
Evet, Aziz ve değerli milletimiz: Amerika için asıl mesele, bu mevcut konjonktürde Türkiye'de geçmişte diğer bütün siyasi liderlere yaptığı gibi, şimdi de Erdoğan’ı saf dışı bırakıp, Türkiye'yi, Amerika ve İsrail’in sömürüsüne bir yüz yıl daha teslim edip ve etmeme meselesidir
Aziz milletimiz için… Selam ve Saygılarımla.