Hamza Atlı

Celil Hoca Haklı!

Hamza Atlı

Harun Akkuş abi Celil Hoca diye hitap ediyor gıyabında.
Abdulcelal Kaçar Hoca'ya...
TİSAM'dan biliyor herkes.
Faaliyetleri ve fiilleri ile meşhur olmuş durumda.
Yurt içi ve yurt dışındaki hayır faaliyetlerinin yanında deprem zamanındaki gayretlerine de yakinen şahidiz.
Hatta birlikte Suriye'ya kadar gitmiş, oradaki üstün hizmet ve gayretlerine de şahitlik etmiştik.
Gönül koymuş bana. 
Nasıl koymasın?
Haklı adam...
Biri beni eleştirince kendimi haklı çıkarma gayretine asla girmem.
Meşru bir çerçevede her türlü eleştiriye açıktır kalemim.
Kelamım da aynı şekilde.
Nihayetinde ikisini de üreten insan.
Bilgisinin yanında bir de nefsi var ki sorma gitsin.
Bazen objektiflik iddiası taşısa da yazan adam biraz da subjektiftir.
Kalemine, yüreğindekileri, duygu ve sezgilerini mutlaka yansıtır.
Az veya çok.
Yazı yazarından izler taşır!
Bazen yazarı bile şaşırtır yazılar.
"Keşke" ile başlayan cümleler hepimizin hayatında.
Ciddi bir külfet, nahoş bir yük bu.
Ama tekrar düğüm gelip dayanıyor 'insan' olmaya.
İnsan bu...
Etten kemikten olduğu kadar nefisten de işte.
Neylersin.
Abdulcelal Hoca'ya döneyim.
Bazen istemsizce kalem farklı kulvarlarda yüzünce sitem ediyor Mehmet Erkut.
"Nerden nereye" diyor.
Daldan dala be Mehmet abi.
Haftada iki gün yetmiyor içimi dökmeye.
Bir yazı yazmıştım aylar önce.
Tepki telefonlarından ilki İrfan Yılmaz'dan, ikincisi Harun Akkuş'tan gelmişti.
Çünkü yazı ortak hassasiyetimiz olan Celil Hocamızı incitmişti.
Yazının içeriğini çok da hatırlamıyorum.
Tekrar dönüp bakmadım.
"Mahmutçular" ifademe çok gönül koymuş Hoca.
Bu ifadeyi Mahmut Efendi'ye karşı kullanan birine Mahmut Efendi "biz yeni bir ekol, yeni bir din mi kurduk ki bu ifadeyi kullanıyorsun" deyip sitemini iletmiş.
Menzilci, Mahmutçu, okulda dinci, sokakta fenci vs.
Bazen bu tarz yazılar veya hitaplar insanları incitebiliyor.
Hassasiyeti olanları üzüyor.
Abdulcelal Hoca "ümmet birbiri ile uğraşmaktan fırsat bulsa, küffar bu kadar tepinir mi" diye bir soru sordu.
Hepimiz birbirimizden razı olmamak adına müthiş gayret sarfediyoruz.
İthamlar, iftiralar, karalama adına gayretler vs.
Elimizden gelenin en kirlisi ile birbirimizle mücadele ediyoruz.
Ve batı ile batıl bunun farkında.
Savaşımız kendimizle.
Ortak noktalarda buluşamıyoruz.
Irak savaşı ile ilgili biri Mahmut Efendi'ye 'savaş olsa İran'a karşı Amerika'yı desteklerdim' deyince çıkışıyor efendi.
"Biz bir ümmetiz, farklılık ve ayrılıklarımız olsa bile Amerika ile İran'ın savaşında küffardan yana tavrımız olamaz" diyor.
Mahmut Efendi'yi hayatımda hiç araştırmadım desem yeri.
Cemaatine mensup birileri yanlış yaptı diye topyekün cemaati bir kefeye koymak ve yargılamak doğru olur mu sizce?
Mahmut Efendi'nin Şamil Basayev ile ilişkisine çok şaşırdım.
Şeyh Şamil.
Kafkas kartalı...
(Bir parantez açayım Şamil Basayev, Şamil ismini Şeyh Şamil'den almıştır, ikisi aynı kişi değildir ama aynı davanın yılmaz mücahitleridir)
Hayranı olduğum mümtaz şahsiyetlerden biri.
Çok fazla kitap okudum onunda ilgili.
Hayranıyım desem yeri.
Şehit Çeçen komutan Şamil Basayev'in fotoğraflarında elinde ve boynunda görülen bir tesbih var. Şehit olana kadar boynunda muhafaza etmiş bu tesbihi.
O tesbihi Mahmud Efendi hediye etmiş kendisine.
Celil Hocamdan duyunca çok şaşırdım.
Eve gelince biraz araştırdım.
Doğru bir bilgi.
Çeçenlere de, Afganlara da çok desteği olmuş Mahmut Efendi ve cemaatinin.
Elbette onlar da insan.
Eksiksiz değiller.
Cemaatine mensup her kişinin görüşünü de benimsemiyorlar.
Kabul etmedikleri, tasvip etmedikleri tipler de konuşmalar da oluyor.
Bizim hor gördüğümüzü onlar hoş bakıyor sanıyoruz ama aldanıyoruz.
Onlar da eleştiriyorlar.
Körü körüne itaat var sanıyoruz.
Ama öyle olmuyor işte.
Ne diyelim.
Rabbim ümmete birlik, dirlik, ümmet olma şuuru nasip etsin.
Hepimizi tevhid sancağı altında gölgelendirsin.
Hatalarımızı birbirimize düşman olmadan istişare ve edeple çözme şuuru ikram etsin.
Selametle...

Yazarın Diğer Yazıları