Güçlü durmak zorundayız
Enes Tarım
Depremin üzerinden elli gün geçti...
Neredeyse iki aya yaklaştı...
Şehrin merkezine girdiyseniz hayatın ne kadar felç olduğunu fark edersiniz...
Yaklaşık iki aydır ana arterlerin tüm kapalı...
Sıtma pınarından ta Kışla Caddesi’nin yukarısına Tekke camisine kadar olan kısma kadar hayat felç olmuş vaziyette...
Çarşı merkezine gelirken sağa ya da sola dönük yolların çoğu kapalı...
Merkezde mesela Fuzuli Caddesi kapalı...
Kışla caddesi önceleri açıktı oradaki bir binanın yıkılışı sebebiyle iki haftadır orası da kapalı...
Akpınar zaten hep kapalı...
Dönüyorsunuz bir tur atıp Emeksiz kavşağından çevre yoluna ineyim bari diyorsunuz orası da kapalı...
İlerliyorsunuz sadece ve sadece Dörtyol’dan aşağıya iniş var...
Orada da Niyazi Mısri kapalı...
Mecburen çevre yoluna iniyorsunuz...
Haliyle ile tüm yük bu kısacık trafik alanına binmiş vaziyette...
Peki, neden bu böyle?
İki ayda bu kadar mı olabiliyor?
Biliyoruz deprem beklenmedik zamanda geldi ve ağır yıkımlara yol açtı...
Ancak enkazın kaldırılması noktasında görevliler her kimse bunu acilen hızlandırmalı...
Ya da izah etmeli bir gerekçe açıklamalı...
Neden şehirdeki tüm onu arterler kapalı iki aydır...
Yeni bir deprem beklentisi var da yıkılacak olanlarda yıkılsın sonra tümünü birden mi kaldıralım diyorlar...
İki aydır Malatya'nın en merkez caddelerini trafiğe açamayanlar şehri nasıl imar edecekler...
Anlamıyorum..
Geçtiğimiz gün sosyal medyada bir paylaşım vardı eğer rakamlar doğruysa şöyleydi:
Yıkık ya da acilen yıkılacak ağır hasarlı bina sayısı ilimizde 42.821 gözüküyor...
Depremin 45 gününde enkazı kaldırılan bina sayısı 783...
Yani %0.018...
Günlük ortalama 17.4 enkaz kaldırılıyormuş...
Bu hızla giderse şehirdeki tüm enkazların kalkması 2.460 gün sürecek deniyor...
Yani ortalama yedi yıl...
E nasıl olacak peki...
Bu şehir nasıl yeniden imar olunacak?
On yıllar mı sürecek?
Şehir merkezindeki insanların büyük kısmı başka illere gitti...
Cadde ve sokaklar birer ölü şehri andırıyor...
Hele gece vakti bir çıkıp gezdiğinizde tüm evlerin ışıkları sönük...
Enkaz yığınları arasından geçerken terk edilmiş bir şehirde olduğunuzu anlıyorsunuz...
İnsanlar bırakıp gitti her şeyi olduğu gibi bırakarak...
Şüphesiz gidenlerin bir kısmı belki bir daha geri gelmeyecek...
Kolay değil insanımız çok ağır üç deprem yaşadı...
Bunun psikolojisi kolay kolay atlatılamaz...
O yüzden olsa gerek Malatya'da önemli bir meşgalesi olmayanlar büyük oranda başka illere yerleşecekler galiba...
Geri kalan şehre dönecek olanlar da sarsıntıların artçıların bitmesini bekliyorlar kaldıkları illerde...
Bir kısım bayrama dönmeyi planlıyor...
Öyle ya da böyle Malatya'da artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...
Hayat ne kadar sonra normale dönebilir Allah bilir...
Bizler şehirden ayrılmayanlarsa eli kalbinde yaşıyor...
Her sarsıntı her artçı kalbimizden bir şeyler koparıp alıyor sanki...
Hayat çok acı dersler verdi ve bu kadar kısa zamanda bizi yaşlandırdı..
Kimimizin evi gitti kimimizin işyeri...
Kimimiz her şeyini kaybetti en sevdiklerini...
Hayat devam ediyor ama...
Güçlü olmak güçlü durmak zorundayız...
Her şeye rağmen...
Selam ve dua ile...