Tuz kokarsa...
Ali Yiğit
Bir yerde adaletsizlik var denilerek bende adaletsiz davranır, çalar çırparım diyebilir miyiz?
Evet demek ancak kendi kendini temize çıkartmak anlamına gelir..
Trafikte ilerlerken şöyle sağa sola baktı MOBESE yoktur, kendisine yanan kırmızı ışığı kim bekleyecek diyerek kırmızı ışıkta bekleyen araçları sollayıp karşı şeritten yoluna devam etti.
Sonrada avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı bu ülkede hak hukuk nerede kardeşim dedi..
Kızı üniversiteyi yeni bitirmiş öğretmen olmuş atama bekliyordu..
Ataması ülkenin diğer ucunda bir köye çıkmıştı..
Önce atamanın olmasına sevindi.. Sonra hatırı sayılır birini buldu yerini değiştirdi..
Hani haksızlık yapıldığında da ilk avazı çıktığı kadar bağıranlardandı..
KPSS puanı yüksek olmasına rağmen bir işe yerleşemeyenler adalet ararken torpille işini halledenler..
Sabah işe giriş kartı 08.00'de basılır, sonra yarım saat kahvaltı, yarım saat telefon şekerlemesi ile işe başlanır yani mesaiden sabah sabah bir saat çalınmıştır.. Akşam çıkışa 30-40 dakika kaldığında kart basılır veya bir işi var diyerek erkenden çıkar sonra maaş azlığından uygulanan haksızlıktan dem vurulur..
Kendi yaptığı mesai hırsızlığını aklına getirmezken başkasının çalıp çırptığından bahseder.. Beş katlık ruhsat alıp 8 kat bina yapan müteahhitte belediyenin yaptığı haksızlıktan dem vurur, kolonları kesip dükkanını büyüten işyeri sahibine göz yuman denetçide adaletsizlikten bahseder..
Kendi partisinin bulunduğu belediyenin yaptığı haksızlığı ve hizmet eksikliğini görmeyip hep karşı tarafın haksızlığını görenler..
Adaleti kaim eylemek için mücadele verdiğini söyleyip kendi adaletsizliğini görmezden gelenler.. Yaşanılanları görünce insanın aklına gelen ilk atasözü sanırım şudur.. ''Tuz Kokarsa''
Bir şeyin kokmaması için tuz atılır. .Ama tuzda kokmuşsa..
Nefsimize yapılan haksızlık karşısında aslan kesilirken, komşumuza yapılan haksızlığa göz yumuyoruz.. Dünyayı değişmek istiyoruz ama ne hikmetse değişime kendimizden başlamıyoruz....Hani haksızlık kimden gelirse gelsin karşı çıkacaktık.. Bütün hesaplar dünya menfaati olunca kaybediyoruz.. Oysa hak ve hakikat için elif gibi olacaktık.. Haksızlıklar karşısında dik duracaktık..
Her kıssada vardır ibret alınacak dersler..
Kurdun biri aç kalınca kasabaya inmiş.
Sütçünün süt çanağını devirmiş içmiş, fırıncının tezgâhından ekmeğini almış yemiş, kasabın vitrininden bir but kapmış mideye indirmiş.
Kasabanın tüm köpekleri toplanmış ve kurdu yakalamak için ardı sıra koşturmuşlar.
Kurt önde köpekler arkada, amansız bir kovalamaca, koşuşturmacadır devam etmiş.
Sütçünün köpeği yorulmuş takibi bırakmış.
Bir müddet daha geçince fırıncının köpeği yorulmuş kurdu takibi bırakmış.
En son kasabanın çıkışına yakın kasabın köpeği de pes etmiş ve geriye dönmüş.
Kurdun arkasında kala kala bir tek demircinin köpeği kalmış.
Kurt önde demircinin köpeği arkada amansız ve ısrarlı bir kovalamaca devam ediyormuş.
Artık kasabadan çıkılmış, kırlara varılmış ve tepelere doğru çıkılmaya başlanmış.
Kurt dayanamamış, durmuş ve demircinin köpeğine öfkeyle seslenmiş;
“Yahu arkadaş, sütçünün sütünü içtim, fırıncının ekmeğini yedim, kasabın etini kaptım, buna rağmen bunlar bile pes etti peşimi bıraktı.
Lan ben demirciye ne yaptım da peşimi bırakmıyorsun”. der.. Demircinin köpeği menfaat peşinde değil, bi hakkı teslim etmek, Komşusuna yapılan haksızlığın karşılıksız kalmaması..
Yani adalet peşinde.. Seni cezalandırmam için bana zarar vermen şart değil. Sen komşuma, başkalarına zarar verdiğin için suçlusun.. Bu nedenle cezasız kalmaman gerekir..
Kalın sağlıcakla..