Ali Yiğit

Onlara öf bile deme..

Ali Yiğit

“Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına erişecek olursa, onlara sakın ‘Öf’ bile deme, onları azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara merhamet ve tevazu kanadını ger ve de ki: ‘Ey Rabbim, nasıl onlar beni küçükken besleyip büyüttülerse, Sen de onlara öylece merhamet buyur.” (İsra Suresi 23)

Resulullah (asm) da hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Anne-babasının yüzüne sevgi ile bakmak ibadettir.” bir başka hadislerinde de “Allah’ın rızası ana-baba rızasındadır” gibi daha birçok hadis-i şeriflerin de önemine işaret etmiştir.

Baş tacı yaşlılarımız..

18-24 Mart yaşlılar Haftası olarak kutlanır..

Kutlamalar genelde ''Huzur Evler'' inde gerçekleşir..

Adına Huzur evleri denir ancak ne kadar huzur verir yaşayanlara sormak gerekir..

TÜİK 2021 yılı yaşlılık oranlarını açıkladı buna göre gittikçe yaşlı nüfusumuz artıyor..

Buna göre, Türkiye’de 2016'da 6 milyon 651 bin 503 kişi olan 65 yaş ve üzeri nüfus, son 5 yılda yüzde 24 artarak 2021'de 8 milyon 245 bin 124 kişi olmuş..

Yaşlılık oranı arttıkça sanırım ''Huzur Evleri'nin sayısı da artacak.

Şehrimiz başta olmak üzere bir acı gerçeği itiraf etmek isterim..

Huzur evlerinde yer yok.

Ve sırada bekleyen bir çok  yaşlının olduğunu ne yazık ki belirtmek isterim..

Nasıl bu hale geldik demeyeceğim..

Çünkü çocukları kreşte büyüyen milletin dede ve babaannelerinin huzur evinde olması normaldir..

Hep çekirdek aileden dem vururuz ama  hep birlikte çekirdek ailenin ipini çektik..

Çalışan anne vurgusu hep ön plana çıkartıldı..

Hani neredeyse kadınlar ev hanımıyım demeye çekinir oldular..

Bayanlar bir araya geldiklerinde ilk sordukları nerede çalışıyorsunuz sorusu oluyor..

Dikkat edilirse kreş açma oranında çok büyük artışlar var..

Ana şefkatinden mahrum bırakılıyor çocuklar..

En çok ihtiyaç duyduğu “ana şefkatinden” mahrum ve sabah uyandığında annesinin güler yüzü, tatlı sesi ve annesinin kokusu yerine, kalabalık ve gürültülü bir kreşte büyüdüğünden, küçüklüğünde almadığı, tatmadığı şefkati, güler yüzü ve tatlı dili tabiî olarak ebeveynlerine de gösteremiyor.

Aradan geçen yıllar sonunda şefkat, hürmet ve merhamet duyguları gelişmeyen bu çocuk da annesini, babasını huzurevlerine teslim ediyor “ne ekersen onu biçersin”  sözüne atıfta bulunacak olursak. “Kreş ekiyor, huzurevi biçiyoruz”                  

Oysa evimizin has köşesinde, onlara baş tacı yaparak, hayat tecrübelerinden istifade edeceğimiz tatlı sohbetleri ile birlikte, torunlarını sevme, okşama, koklama zevkini onlara yaşatarak ömürlerinin son günlerinde mutlu olmalarına sebep olup onların dualarına muhatap olmak kadar güzel bir şey olmasa gerek.

Huzur evleri ne kadar huzur verir ki; torun ve evlat sevgisinden uzak bir yaşam insana huzur verebilir mi?

Yazarın Diğer Yazıları