Böyle Olacağı Belliydi!
Abdullah Ergün
Dokuz haftada ortaya çıkan tablo tesadüf değil. Mehmet Ak'ın futbol aklı, doğru transfer tercihleri ve sahaya yansıyan taktik zenginlik Malatya Yeşilyurtspor'u gol makinesine dönüştürdü. Şimdi sadece skorlar değil, oynanan futbolun görselliği de konuşuluyor.
Malatya Yeşilyurtspor'un deplasmanlarda aldığı farklı galibiyetler artık sürpriz sayıkmıyor. Dokuz hafta sonunda ortaya çıkan tablo, bu takımın tesadüfen gol atmadığını, sahada ne yaptığını bilen, oyun planı olan ve her geçen hafta üzerine koyan bir takım kimliğine büründüğünü gösteriyor.
Sezonun ilk haftalarında Enes Nalbantoğlu ve Tayyip Kanarya'nın sırtladığı gol yükünün zamanla diğer futbolculara da dağılacağını yakın arkadaşlarıma söylemiştim. Futbol sohbetlerinde bu takım gerçek anlamda ritmini bulduğunda farklı skorların artarak devam edeceğini anlatıyordum.
Çünkü Malatya Yeşilyurtspor'un hücum potansiyeli iki futbolcuyla sınırlı değildi.
Muhammed Enes Yılmaz ve Kadir Can Gündoğdu'nun hücum organizasyonlarına daha fazla katılmasıyla rakip savunmaların işi zorlaşacaktı. Nitekim bu takımda sahaya çıkan hemen her futbolcunun gol pozisyonuna girme becerisi var. Üstelik hücumun nereden, nasıl ve hangi oyuncuyla gelişeceğini kestirmek rakipler açısından giderek zorlaşıyor.
Peki, Malatya Yeşilyurtspor nasıl oldu da kısa sürede kusursuz işleyen bir futbol makinesine dönüştü?
Bunun cevabını öncelikle hazırlık döneminde aramak gerekiyor. İyi değerlendirilen kamp süreci, ardından Teknik Direktör Mehmet Ak'ın futbol mantalitesine uygun oyuncu tercihleri... Birbirini tamamlayan bu iki hamle, takımın bugünkü kimliğinin temelini oluşturdu.
Kolay değil! Yeniden yapılanan bir takımla kısa sürede bu kadar belirgin bir oyun anlayışı ortaya koymak ciddi bir futbol aklı gerektiriyor.
Mehmet Ak'ın en önemli başarısı ise takımını tek bir sisteme mahkûm etmemesi.
Karşılaşmalara 4-2-3-1 dizilişiyle başlayan Yeşilyurtspor, oyunun gelişimine ve rakibin durumuna göre 3-4-3 veya 3-5-2 düzenine geçebiliyor. Skoru koruması gereken bölümlerde ise 4-1-4-1 sistemiyle daha kontrollü bir görüntü ortaya koyuyor.
Bir gazeteci olarak değil, futbolun içinden gelen ve taktik ayrıntılardan keyif alan biri olarak bu değişimleri izlemek bana ayrı bir heyecan veriyor.
Savunmanın merkezindeki Koray Uzun ve Fadil Kocaoğlu'nun geriden oyun kurması, orta sahada Aykut Sarıdoğan ve Mustafa Alşimşek'in hücuma katılmasıyla birleşince Malatya Yeşilyurtspor'un hücum gücü farklı bir boyuta ulaşıyor.
Kenar savunmacıları Oktay Gürdal ve Eren Şimşek'in hücuma verdiği destek de bu sistemin önemli parçalarından. İçeriye kat eden Muhammed Enes Yılmaz ve Enes Nalbantoğlu için boş alanlar yaratılırken rakip savunmanın dengesi bozuluyor. Kenar oyuncularının yaptığı ortalar ve hazırladığı pozisyonlar, gol kadar değerli asistlerin de önünü açıyor.
Günümüz futbolunda asistin en az gol kadar önemli olduğu düşünüldüğünde Oktay ve Eren'in performansını ayrıca değerlendirmek gerekiyor. İki futbolcu da takımın hücum zenginliğine önemli katkı sağlıyor.
Aykut Sarıdoğan ve Mustafa Alşimşek ve Ahmet Yağız Mengi her geçen hafta üzerine koyarak ilerlemesi de Malatya Yeşilyurtspor adına sevindirici. Bu gelişim devam ederse ilerleyen haftalarda yalnızca farklı galibiyetleri değil, uzun süre hafızalardan silinmeyecek jeneriklik golleri de konuşabiliriz.
ARTIK SADECE SKOR DEĞİL, FUTBOL DA KONUŞULUYOR
Malatya Yeşilyurtspor'un ortaya koyduğu futbolun en önemli özelliği, sadece sonuç odaklı olmaması.
Hücumda cesur, savunmada organize, top rakibe geçtiğinde ise takım bütünlüğünü korumaya çalışan bir anlayış var. Futbolun günümüzde ulaşmaya çalıştığı modern oyun anlayışının önemli parçaları bunlar.
Ancak bugün için sahada izlediğimiz futbolun hakkını teslim etmek gerekiyor.
Farklı galibiyetler elbette güzel. Fakat beni asıl mutlu eden, bu skorların arkasında bir oyun aklının bulunması. Futbolseverler artık yalnızca golü değil, o golün nasıl hazırlandığını, hangi koşuyla alan açıldığını, hangi pasla savunmanın aşıldığını da izleyebiliyor.
Malatya Yeşilyurtspor, futbolun sadece mücadeleden ve skordan ibaret olmadığını gösteriyor. Savunma organizasyonundan hücum çeşitliliğine, oyuncuların birbirini tamamlamasından taktiksel değişimlere kadar izleyenlere futbolun görsel güzelliğini sunuyor.
Dokuz haftalık tablo bize önemli bir gerçeği gösterdi: Bu takımın potansiyeli henüz tükenmedi.
Böyle olacağı belliydi. Çünkü sahada doğru futbol aklı varsa, goller de galibiyetler de futbolun güzelliği de beraberinde geliyor.