Sedef hastalığında yeni dönem! Yüzde yüz kontrol altına alınabiliyor…
İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Dermatoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Enes Güner, güncel tedaviler sayesinde bazı hastalarda sedef yaralarını artık yüzde 100 kontrol altına alabildiklerini belirtti.
Yalnızca bir deri rahatsızlığı olmanın ötesinde yarattığı damgalanma korkusuyla hastaları yıllarca utanç ve kaygıya mahkûm eden sedef hastalığı, gelişen modern tedavi yöntemleri, yeni nesil biyolojik ilaçlar sayesinde artık kontrol altına alınabiliyor. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi bünyesinde yeni açılan Sedef Polikliniğinde görevli Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Enes Güner, sedef hastalığına dair çok kritik bilgiler paylaşırken, yeni hizmete giren sedef polikliniğin hastalara sağladığı kolaylıklara da değindi.
Sedef hastalığı nedir? Nasıl tanımlayabilirsiniz?
Sedef hastalığı, aslında toplumda %1-2 civarında görülen ve pek de nadir olmayan bir hastalıktır. Vücutta kızarıklıklar ve kepekli yaralarla; özellikle diz, dirsek ve saçlı deri bölgelerinde kızarık, pullanan ve kabuklanan lezyonlarla kendini gösterir. Genellikle ailesel ve çevresel etmenlerin bir arada rol oynadığı, uzun süreli takip gerektiren kronik bir rahatsızlıktır. Bu nedenle hekim ve hasta ilişkisinin en güçlü tutulması gereken hastalıklardan biridir.
Hastalık bulaşıcı mı? Toplumda böyle bir algı varsa nasıl düzeltebiliriz?
Sedef hastalığın en önemli yönlerinden biri, toplum tarafından bilinmesini istediğimiz en önemli yönlerinden biri bulaşıcı olmaması. Bir tokalaşmayla, ortak bir malzeme kullanmayla, ortak bir havlu kullanmayla, beraber yaşamayla, beraber vakit geçirmeyle asla bulaşmayan bir hastalık. o yüzden sedef hastalarına yaklaşırken en azından bu bilinçle iletişim kurmamız gerekiyor. Bu durum hem sedef hastalarımız için hem de onun etrafındaki insanlarımız için çok önemli.
Peki sadece ciltte mi yoksa saç, tırnak gibi yerlerde de mi oluyor?
Sedef hastalığı sadece cildimizde olan bir hastalık değil. Hem eklemlerimizde hem tırnaklarımızda bulgu verebiliyor. Örneğin sedef yaraları olan bir insanda sabah uyandığında yarım saat kadar süren bel tutukluğu, belde hareket etmekte zorlanma, parmaklarda şişlik, topukta şişlik, topukta ağrı gibi şikayetler sedef romatizması dediğimiz bir hastalığa işaret edebiliyor. Yani romatolojik hastalıklarla beraber olabiliyor. Bu nedenle yani sadece deri üzerinde deri olarak görmemek lazım. Deri hastalığı olarak görmemek lazım. Hastalığın tedavi ve kontrol altında olması ileride farklı hastalıklara çevirmeyi önlemek açısından da önemli hale gelebiliyor.
Sedef hastalığını neler tetikliyor?
Sedefi biraz kişisel bazlı değerlendirmek lazım. Hastaların en çok şikâyet ettiği durum stres olabiliyor. Bazen enfeksiyonlardan özellikle boğaz enfeksiyonlarından sonra sedef yaraları ortaya çıkabiliyor. Bazen mevsimsel değişikliklerle, özellikle kış aylarında cilt kuruluğuna bağlı olabiliyor. Bazı ilaçlar tetikleyebiliyor. Duygu durum düzenleyici dediğimiz bazı psikiyatrik ilaçlar yine kalp ritmini düzenleyen bazı kardiyolojik ilaçlar sedef hastalığını arttırabiliyorlar. O yüzden hasta bazlı değerlendirmek ve tetikleyicileri tespit etmek hastalığın yönetimine de çok önemli hale geliyor.
Bugün hangi tedaviler uygulanıyor Türkiye'de?
Sedef hastalığı eskisine göre daha kontrol edilebilir bir hastalık haline geldi. Daha önceden lezyonlar iyileşsin yeter boyutunda bir tedavi beklentisi varken artık tamamen lezyonsuz deri yani vücutta herhangi bir sedef yarası olmama gibi bir hedefimiz var. Lezyonları %100 kontrol altına alabiliyoruz tedaviyle ama burada da yine kişi bazlı değerlendirme yapıyoruz. Bazı hastalarımıza sadece krem tedavileri yeterli olabiliyor. Bazı hastalarımız haplarla iyi olabiliyor. Biyolojik ajan dediğimiz güncel tedavilerimiz var. Bu biyolojik ajanların günlük hayatımıza girmesiyle biz lezyonları %100'e yakın hatta çoğu hastada uzun yıllar boyunca %100 kontrol altına alabiliyoruz. Bu nedenle bir 3. basamak dermatoloji polikliniklerinde hastalarımızın sıkı takip altında olması artık önerdiğimiz bir durum.
Ciltte hiç görünmeyecek %100 iyileşme durumu var mı?
Sedef hastalığını yüzde %100 kontrol altında tutabilecek tedavilerimiz şu an mevcut. Çoğu tedaviyle bunu başarabiliyoruz. Kesin bir çözüm olmasa bile hastalarımız çok uzun bir dönemde lezyonsuz ve konforlu bir şekilde yaşayabiliyorlar. Ama mutlaka bir doktor gözetiminde bu tedavilerin olması gerekiyor.
Sedef hastalığı başka hastalıklarla ilişkili mi?
Sedef hastaları takip altında olması gereken hastalık grubunda. Derideki yaraları bazı hastalarımız kabullenmiş oluyorlar. ‘Ben artık bununla yaşamaya alıştım. Herhangi bir tedavi almak istemiyorum’ diyorlar ama yapılan çalışmalarda sedef yaraları var oldukça metabolik hastalıklar dediğimiz kalp damar hastalıkları, obezite gibi hastalıklara yatkın olabiliyor. Uzun süre tedavi almayan sedef hastalarında metabolik hastalıklar ve kalp damar hastalıkları daha yüksek oranda gelişebiliyor. Aynı zamanda sedef hastalığı eklem hastalıkları oluşturmaya da eğilimli. Sedef romatizması dediğimiz durum da bu. Özellikle hastalarımızın parmaklarında şişlik varsa, sabah uyandıklarında yarım saat boyunca doğrulmakta zorlanıyorlarsa, eklem hareketlerinde kısıtlılık varsa mutlaka sedef romatizması aklımızda olmalı ve ona yönelik de bir tedavi almalıyız.
Bitkisel ürünler ve internetten öğrenilen tedaviler ne kadar etkili ya da ne önerirsiniz bu konuda?
Sedef hastalarına ‘Sana bir ilaç vereceğiz ve bir daha sedef hastalığına yönelik lezyon çıkarmayacaksın’ diyemeyiz. Böyle bir durum modern tıpta yok. Bitkisel tedavilerle ilgili bazı kişiler tarafından yönlendirmeler yapılabiliyor. Çoğunun henüz bilimsel olarak kanıtlanmış bir mekanizması yok ama doktor gözetimi altında, yine bir dermatoloji doktoru gözetimi altında uygun bitkisel tedavilerin kullanılmasında bir sakınca yok. Ancak bunu kendi başımıza, internetten gördüğümüz bilgiler üzerinden değil de bir hekim gözetiminde kullanmamız daha sağlıklı olacaktır. İnternette gördüğümüz kür veya tedavi yöntemi tam tersi etki de yaratabilir. Tedavilere bağlı lezyonları daha da kötüleştirebilir. Bazı takviye gıdalar böbrek ve karaciğer üzerinde ciddi hasarlar oluşturabiliyorlar.
Malatya'da sedef hastalığı görülme oranı nedir?
Malatya popülasyonu üzerinde yapılmış bir sedef hastalığı görülme sıklığı çalışması yok ama Türkiye'nin çoğu yerinde benzer oranda gözüküyor. %1 ile 2 arasında görünüyor. Bu bilgi üzerinde Malatya'da yaklaşık 1000 tane sedef hastası olduğunu öngörebiliriz. Bunların bir kısmının henüz hekime başvuru yapmadığını tahmin ediyoruz. Bu hastalarımıza da mutlaka bir doktor gözetiminde tedavi olmalarını öneriyoruz.
Malatya’da yeni hizmete giren sedef polikliniğinin avantajları neler?
Malatya'da sedef hastalığına özel bir poliklinik yoktu. Hastalarımız normal polikliniklere gidiyordu. Turgut Özel Tıp Merkezi bünyesinde açıldı. Hastalarımıza tedavi konusunda kolaylık sağlıyoruz. Onların da özel bir polikliniklerinin olması hastalıkların takibi açısından da çok faydalı olacak. Çok güncel tedavileri uyguluyoruz kliniğimizde. Hastalarımız dünyada uygulanan bütün güncel tedavilere bizim polikliniğimizde ulaşabilmekte ve haftanın 5 günü açık olması nedeniyle hasta takiplerimizi çok sıkı bir şekilde yapabiliyoruz. Hastalarımızın bunları bilmesini istiyoruz. Hasta takiplerimizin kolay olacağını bildirmek istiyoruz. Aynı zamanda sadece Malatya değil çevre illerdeki vatandaşlarımız da gönül rahatlığıyla polikliniğimizde tedavi olabilirler.
Sedef hastalarına ve yakınlarına ne tavsiyede bulunursunuz?
En önemli şey aslında bir doktor gözetimi altında takipli olmak. Biz biliyoruz ki bazı sedef hastalarımız bu hastalığı kabullendiği için tedavi arayışında olmayabiliyorlar. Mutlaka hastaların ileride kalp damar hastalıklarının oluşmaması için metabolik hastalıkların oluşmaması için mutlaka lezyonlarının bir dermatoloji polikliniğinde kontrol altında tutulmasını istiyoruz. Bu bulaşıcı bir hastalık değil. Bu tedavi edilebilir, kontrol altında tutulabilir bir hastalık. Çaresiz bir hastalık değil kesinlikle. O yüzden haftanın 5 günü açık olan sedef polikliniğimize hastalarımızı bekliyoruz.
Bakmadan Geçme






