Malatya kayısısının arkasındaki ağır ekmek mücadelesi: Sirkelemeden patiğe….
Dünyanın kuru kayısı ihtiyacının yüzde 85'ini tek başına karşılayan Malatya ovasında, yılın en hummalı hasat dönemi başladı. Yaklaşık 20 bin mevsimlik işçinin ter döktüğü bu süreçte, meyvenin daldan sofraya uzanan zorlu yolculuğu, çalışanlar için hem zamana karşı amansız bir yarışa hem de sınırları zorlayan bir fiziksel dayanıklılık sınavına dönüşüyor.
İslim süreci başlıyor
Bahçeden toplanan kasalar dolusu kayısı, taze olarak tüketilmeyecekse kurutulma işlemine tabi tutuluyor. Bu noktada işçileri en çok zorlayan aşamalardan biri olan “islim” süreci başlıyor. Kayısıların sarı rengini muhafaza etmesi ve böceklenmesini önlemek amacıyla ürünler, islim damı adı verilen beton odalara dolduruluyor ve içeride kükürt yakılıyor. İşçiler, kükürt dumanının tahriş edici etkisine maruz kalmamak için maskelerle çalışmak zorunda kalıyor. İslim odalarında belirli bir süre bekletilen kayısılar, daha sonra geniş kurutma sergilerine taşınarak güneşe seriliyor. Güneş altında birkaç gün bekleyen ve kıvama gelen kayısıların çekirdeklerinden ayrılması işlemi olan patik aşaması ise akşam saatlerinde başlıyor. İşçiler, gün batımından gece geç saatlere kadar sergi alanlarının etrafında bağdaş kurarak binlerce kayısının çekirdeğini elle çıkarıyor. Günlerce süren bu sürekli hareket, işçilerin parmak uçlarında yaralara ve kayısı asidinden kaynaklanan derin kararmalara yol açıyor.
Bakmadan Geçme