Vahdettin Yiğitcan

Sosyal Çöküşün Dibi

Vahdettin Yiğitcan

Değerli okurlar,

İçimiz el vermese de olanı olduğu gibi anlamak ve anlatmak iktiza eder.

Baş döndürücü bir hızla her yeni güne bir öncekinden daha vahim olaylar yumağıyla uyanıyoruz. Yetişmenin ve algılamanın imkânı yok.

'Neler oluyor' bile diyemeden bir gün önce gündemi sarsan operasyon gündemden düşüp yepyeni bir pespayelikle  karşılaşmamız sıradanlaştı, şaşırtmaz oldu.

Uyuşturucu, yasadışı bahis, fuhuş, kumar, astrolog siteleri, sahte içki tesisleri, hapçı torbacılar, fetöcüsü, deaşçısı, organize suç örgütleri hayatımızın olağan akışı içerisinde baş köşeye kurulmuş, günlük yaşantımızın ayrılmaz parçası olmuşlardır.

Sabah haberlerini takip ederken televizyonlarda, kahvaltı sofralarında koç başı ile kırılan kapıların ardında yüzüstü yatırılan örgüt mensuplarına ters kelepçe takılmasını çayımızı yudumlarken izler olduk.

Güvenlik güçlerimiz ve kolluk kuvvetlerimiz mütemadiyen bizlerin huzur ve güvenliğini sağlamak için 7/24 görev başında olmalarına rağmen yine de sonunu getiremiyorlar bu alçak soysuzların.

Sosyal Çöküşün Dibi

Dün bir gazeteciye itiraf gibi bir açıklama yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya:

"Halkımız bilsin ki ileri teknolojik araç ve gereçle donatılmış jandarma ve polisimiz canla başla çalışıyor. Uyuşturucuya geçit vermiyorlar. Her şüpheli araç, her gemi hareketini rota rota çıkarıp takip ediyoruz.

Son iki buçuk yılda uyuşturucu operasyonlarında tutuklananların sayısı: 100 bin 509.

2025 yılında ise uyuşturucu operasyonlarında tutuklananların sayısı: 43 bin 524"

Evet, Sayın Yerlikaya'nın samimi ifadelerini anlıyoruz, durum aynen böyleyse korkunç ve vahim demektir.

Ancak sormak gerekmez mi, yerden biter gibi artan bu uyuşturucu ordusunun artış hızı neden durdurulamıyor?

24 yıllık AK Parti iktidarının son iki buçuk yıl öncesinin uyuşturucuyla mücadele yıllarında neler yapıldı yada neler eksik bırakıldı?

Gün geçmiyor ki, yeni, yepyeni bir uyuşturucu operasyonu yapılmasın, bu mudur uyuşturucuyla yapılan, geçit verilmeyen mücadele.

Sosyal Çöküşün DibiReyting Uğruna Katledilen Değerler

Televizyon dizilerinde özendirilen yapay dünyalar.

Bunların tamamı bir takım merkezlerin planlı programlı projeleri olarak karşımıza getiriliyorlar.

Saftirik insanlarımızın bilinçaltı böylece iğdiş ediliyor.

Türk aile yapısıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, hatta batıda da örneği bulunmayan mafyatik göz kamaştırıcı kerameti kendinden menkul, hiçbir değer tanımayan hatta kutsalı da olmayan hesapsız, kitapsız, zengin bir yaşam tarzı parlatılıyor.

Erkeklik güç, silah ve acımasızlıkla özdeşleştirilirken, kadın cinsel obje çerçevesi içerisinde iradesiz saksı çiçeği veya düzenbaz fitneci muamelesi görüyor.

Liseli gençlik hikâyeleri tamamen birebir hayattan kopuk, kendi başına buyruk gayesiz örnekliklerle işleniyor.

Gündüz kuşağı kadın programları akla hayale sığmayacak iğrençliklerle dolu... Akıl sağlığı yerinde insanların midesini bulandıracak çirkef olaylar dizisi anlatılıyor...

Bu yayınlara maruz kalan ergenlik dönemindeki genç ve toy insanlarımızın gözünde normalleşen muhayyel bir dünya.

Sonrası, şöhret hevesi, özenti bir hayat özlemi, uyuşturucu, batakhane, zorbalık, sosyal çöküşün dibi...

Bir yanda üst yapı diline pelesenk ettiği aile, aile, aile derken...

Diğer yanda ailenin köküne kibrit suyu döken projelere ses çıkarmayan üst iradeye ne demeli?

Sosyal Çöküşün Dibi

Çocuklarını, çocukluk ruh ikliminde yetiştirmeyen toplumsal yapılar gelecek inşasında baştan kaybetmeyi göze almış veya ıskalamış demektir.

Her yönüyle toplumsal çözülmenin yaşandığı bir ortamda büyüyen çocukların davranışlarını yetiştiği ortama göre şekillendirmesi gayri iradi olarak gerçekleşir. Cennet mekân Rahmetli Annem " Çocuk kalkar büyüğe bakar" derdi.

Çocuklarımızın gözü önündeki mevcut tabloyu değiştirme kudretini gösterebiliyor muyuz?

Uyuşturucu ağının çocuk çeteleri seviyesine inmiş olması sosyal çöküşümüzün en yakıcı fotoğrafı.

Yazarın Diğer Yazıları