Vahdettin Yiğitcan

Kayısının Geleceği Çok Parlak

Vahdettin Yiğitcan

Değerli okurlar,

Malatya'nın havası, suyu, toprağı öylesine zengin ve öylesine mümbit ki, iklim koşullarına uygun hangi meyveyi, hangi sebzeyi, hangi çiçeği ekseniz türünün en kaliteli ürününü almanız mümkün oluyordu. Şimdi o çeşitlilik, o zenginlik hayal oldu.

Sizlere 1960'lı yıllardaki çocukluğumdan aklımda kalanları örnek vereyim. Zaviye Mahallesinde otururduk, Paşa Köşkü'nde de Ziya ve Paşa dayımla Anneannem otururlardı. Paşa Köşkü'nün bahçesi yaklaşık 8 dönümdü ve bahçenin kenarındaki harıkta günün yirmidört saati pırıl pırıl buz gibi sular akardı., Zaviye Mahallesindeki evimizin bahçesi ise 3 dönüm civarındaydı bu bahçemizin de suyu yanıbaşındaydı. Evimizin ortasında soğutma havuzları vardı, peynir, yoğurt, tereyağı, yazın kavun, karpuz bu havuzlarda soğutulurdu. Her iki bahçemizde de iklim koşullarımızda yetişebilen aklınıza gelebilecek hemen hemen tüm meyveler vardı. Gerçek yarma şeftalinin tadını, aşı vişnenin rengini, iriliğini ve mayhoş tadını, horum dutunu, keten köynek cevizini, can eriğini, ekmek ayvasını, leymun armutunu, illede o alacalı kirazını, çeşit çeşit mişmişini, hocamuz armutunu, sonbaharda olgunlaşan kızılcığını, Malatya'ya özgü yeşilimtrak şam "çeftelisi"ni inanın ismini sayamadığım daha nice nice meyvesinin tadlarını unutmak şöyle dursun, daha dün gibi o lezzetli rayihaları damağımda hasretle burnumda tütüyorlar.

Kayısının Geleceği Çok Parlak

Malatya Kayısı Araştırma Enstitü Müdürü Yüksek Ziraat Mühendisi Abdullah Erdoğan; Kayısı ağaçlarının bodurlaştırma gerekçelerini anlattı.

…………………………………………………………………..

Rahmetli Halk Şairi Aşık Ali Kızıltuğ'un Almanya'ya işçi olarak giden köylülerin ardından yaktığı "Asri Gurbet Harap Etti Köyümü" türküsünü biz de şehir ahalisi olarak ufuksuz, karacahil yöneticilerimiz eliyle harap edilen şehirlerimizde aynı akıbete duçar olduk. Bu saydıklarım bahsi diğer konular. Gelelim asıl günümüzde olanlara...

Kayısının Geleceği Çok Parlak

Malatya herşeyden önce verimli topraklarıyla bir tarım şehri. Malaya sanayisinin Malatya ile organik yanı sadece istihdam mesabesindedir. Teşvikler nedeniyle gelmişler ve yönetim stratejilerini genellikle İstanbul'da belirlemektedirler.

Malatya yetiştirdiği kayısı meyvesiyle "Dünya Kayısı Başkenti" ünvanını kazanmış, sonuna kadar hak edilmiş bir şöhrete sahip. Buradan hareketle Malatya'nın hemen hemen her yeri kayısı bahçesine dönüştürülmüş.

Malatya yegâne ümidini kayısıya bağladığı için doğal olarak kayısı ile yatıp kayısı ile kalkıyor.

Geçen yıl yaşanılan zirai don Malatya ekonomisini tabir caizse felç etti.

Kayısı her ne kadar çok değerli bir ürün olsa da, meyvenin yetiştirilmesi, bakımı, ürünün işlenme süreci çok emek ve zaman isteyen meşakkatli aşamalardan sonra elde edilebiliyor mamülat.

'Kayısıda Devrim! Verim artacak, görüntü değişecek'

Alıntıladığım cümle, bizim, Malatya nethaber.com.tr internet haber sitemizin muhabirlerinden Merve İnan'ın Malatya Kayısı Araştırma Enstitü Müdürü Yüksek Ziraat Mühendisi Abdullah Erdoğan'dan aldığı kayısı üzerine açıklamalardan yaptığı haberin başlığıydı.

Kadim bir Malatyalı olarak 'Kayısıda Devrim' ifadesi ilgimi çekti ve haberi heyecanla okudum.

Haber taşıdığı başlıkla yüzde yüz örtüşüyor ve zerrece abartı yoktu.

Kayısının nasıl ve hangi merhalelerden geçerek nihai tüketiciye ulaştığını bizzat bilen biri olarak söylüyorum. Az islim yakmadım, az islim boşaltmadım kanter içinde.

Ağaçların bakımı, hastalık ve zararlılarla mücadele işçilik ve maliyet hesapları vs vs.

Malatya Kayısı Araştırma Enstitü Müdürü Yüksek Ziraat Mühendisi Abdullah Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar ve kayısı üzerine yapılan hummalı çalışmalar dilerim tasarlanan hedefler doğrultusunda gelişir ve sonuçlanır.

Kayısının Geleceği Çok Parlak

Haberden Alıntılarla, Neler Değişecek?

Bodurlaştırma çalışmasındaki temel amaç birim alanda daha fazla bitki yerleştirebilmek.

İşçiliği en aza indirmek.

Bakım, sulama, ilaçlama, hasat gibi işlemleri kolaylaştırmak, maliyeti düşürmek.

Şu an tohumdan yetişen çöğürler üzerine aşıladığımız fidanlarla kurduğumuz bahçelerde ortalama 10 metre -12 metre yüksekliğe çıkabilen ağaçlarımız var. Hasat sırasında meyve düşerken, meyve hasat sırasında dallara çarpmak suretiyle bir de yüksek bir mesafeden düştüğü için parçalanmalar oluyor. Bir defa hasat sırasında meyve zarar görüyor. Artı ilaçlama sırasında her bölgeye yeterince ilaç ulaşmayabiliyor.

Son yıllarda sofralık tüketime giden kayısımızın hasadının elle yapılması lazım. Yüksek ağaçlarda bunu yapamıyoruz.

Bodur ağaçlarla verim artışı sağlanacak.

Su kullanımı ve ürün kaybı azalacak. budama, ilaçlama işlemleri kolaylaşacak.

Mevcut ağaçlarda en tepedeki meyvelere ulaşmak için ya makine kullanmanız ya da uzun sırıklarla uğraşmanız gerekiyor. Yeni sistemde ise kasalarınızı traktör römorkuna koyup sıra aralarından meyve toplanabilecek.

Ağaçlar bodur olduğu için ürünün tümü değerlendirilmiş olacak.

Görünüm şu an yıllardır gördüğümüz kayısı bahçesinin biraz dışına çıkacak. Daha kısa, daha düzenli sıralar oluşacak. Belki daha güzel bir görünüm olacak.

Bodur dikimle birim alana daha fazla fidan yerleştirilebileceğini, bu sayede verim de artacak

En önemlisi de ilkbahar geç donları ve zirai don gibi riskli dönemlerde örtü veya tünel uygulamalarıyla ürünlerin ve ağacın korunabileceği mümkün olacak.

Yazarın Diğer Yazıları