Süleyman Keskin

ÖLÜM VAR HACI!

Süleyman Keskin

Ölüm nedir biliyor musun diye sordu geçen hafta gittiğim bir taziye ortamında yaşlı bir amca.

Yutkundum, ölüm verilen nefesin yeniden alınamamasıdır dedim. Baktı beni inceden süzer bir şekilde yüzüme. Sonrasında evlat dedi bak bizler bir nefeslik hayat sürüyoruz şu dünyada. Dün Ömer Bey vardı, bak bugün bu dünyadan gitti. İşte bir nefesliktir sadece ömür dediğimiz şey. Buna rağmen bitmez tükenmez bir hırs ile sarılırken dünyaya hep daha fazla, daha iyi derdindeyiz. Bu hırs bazen gözümüzü kör etmekte, geçici dünya menfaatleri uğruna başkalaşım geçirmemize sebep olmaktadır. Bak bir çevremizdekilerin haline. Makam, mevki sahibi olmak isteyenlerin insanları bir gözlemle.

Hele ki bu makam, mevki aşıkları o yerin hakkını veremeyecek kapasitede ise hepten unutur gider ölümü. Ne son nefes gelir aklına ne de hak hukuk ve hesap günü. Hele adaletli bir yönetici değil ise kahreder herkesi ardı sıra. Bir de bunu o insanların menfaatine yaptığına inanır ya işin en ilginç tarafı da bu aslında.

Hele sonradan görme bazı tipler vardır ya evlat makam sahibi olur emrindekilere kök söktürür. Güç eline geçer ilk başta kendisiyle yol yürüyenleri ezmeye başlar. Bilmez ki kendisi de bir zamanlar ezilen taraftaydı. Ne kadar hızlı değişti, ne kadar hızlı farklılaştı yakınındakiler bile anlamaz. Gün gelir devran döner; ömür dediğimiz şey çok hızlı geçer. Bir de bakar ki Azrail kapıya dayanıvermiş. Kendisine cennet bahçelerinden bir bahçenin gösterileceğini umarken gözleri fal taşı gibi açılıverir. Zulmettikleri belki kendisine beddua eylememiştir ama çektirilen zulüm gayretullaha dokunmuştur. İşte evlat bu dünyada ne ekersen ahiretten onu biçeceksin diye boşa demiyorlar. Bak Al-i İmran Suresinde ‘Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur.’ İşte Hakk yolda ayrılma, ölümü unutma asla evlat diye bir takım nasihatlerde bulundu.

Tabii ki taziye evinde herkes hüzünlü, aile yakınlarının ise gözü yaşlıydı. O sıra ben yaşlı amcaya peki hangi yol bizi Allah’a götürür dedim. Evlat “Kuran-ı Kerim” dedi ve başladı anlatmaya.

Yolunuzun doğruluğunu test etmeyi- sorgulamayı bütün yüreğinizle gerçekten istiyorsanız; başucunuzda duran kutsallığına inandığınız fakat anlamaya çalışmadığınız Allah’ın kitabı olan Kuran-ı Kerim yeterlidir. Onunla gittiğiniz yolun güvenirliliğini sorgulayabilirsiniz. Allah’ın kitabına baktığınızda dosdoğru yolun(sırat-ı müstakim) sadece Allah’ın göstermesiyle mümkün olabileceğini çok açık biçimde görebiliyorsunuz. Yani doğru yol tek bir yol ve o doğru yolu göstermek sadece Allah’a aittir. Allah kendisine ulaşan ilahi yolu yine kendisi göstermektedir ayetlerde bunun adresi açık şekilde gösterilmiştir:

Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru yola iletir;(İsra-9)

Elif. Lam. Ra. Bu (Kur’an) Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yüce ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. (İbrahim-1)

Kuran kendisini rehber edinenleri “dosdoğru yola” iletir. Şirkin, küfrün karanlığından sıyrılıp aydınlık erdemliğin doğruluğun yoluna gitmek ancak Allah’ın gösterdiği şekilde mümkündür. İbrahim ve İsra surelerindeki gösterilen ayetlerde Kuran’ın kendisini rehber edinenleri dosdoğru yola ilettiğini anlayabiliyoruz. Demek ki yol göstermek ancak Allah’a aittir.

 De ki: ‘Gerçek yol gösterme Allah’ın yol göstermesidir. Evrenlerin Rabbine teslim olmakla emredildik.’ (Enam-71)

Yolun doğrusunu göstermek Allah’a aittir. (Yol’un)bazıları da eğridir. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi. (Nahl-9)

Ben şimdilik sohbeti buradan kesiyorum, haftaya görüşmek üzere. Vesselam…

Yazarın Diğer Yazıları