İslam, Allah tarafından peygamberimiz, HZ. Muhammed (SAV) aracılığıyla gönderilen, kitabı Kur’an olan bir dindir. Bu dini kabul edenlere Müslüman denir. Bu dine, la ilahe illallah Muhammedün resülullah, denilerek girilir. Amentü ile tüm şartlar kabul edilir. Müslüman olunup, dinin mensubu olunur.
Müslüman olduktan sonra, dinin kuralları başlar. Bu kurallar Kur’an ve sünnetle kaimdir. Kur’an ve sünnetele amel edilir. Kur’an, Allah kelamı olan kitaptır. Sünnetse, Peygamberimiz (SAV) sözleridir. Hadis adını alır.
İman İslam dininin giriş kapısıdır. Girdikten sonra bu kapıyı mazbut tutmak lazım. Peygamberimiz (SAV) bir hadiste: iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de, iman etmiş olamazsınız, buyurmuştur. Biz bu hadisin neresindeyiz? Maazallah, imanımız gider de hiç haberimiz olmaz.
Bir gün hoca kürsüde hitap ederken: Cuma namazını kılıp da vakit namazını kılmayanlar imansızdır, dedi. Cemaat olarak hepimiz kızmış hatta, cami çıkışında hocayı değmeyi bile tasarlamıştık. Hoca tavrımızı anladı ve gülümsedi, sözlerine açıklık getirdi. İman, inanmak demektir. Bir fatura borcunuz geliyor, son tarihinden önce yatırıyorsunuz. Geç yatırırsanız, cezası var değil mi? İmanımız gereği, Allah’a karşı sorumluluğunuzu, yerine getirin ki, cennete giresiniz, dedi. Bu söz üzerine hocaya öfkemiz dindi.
Dünyada 46’dan fazla Müslüman devlet var. Dünya nüfusunun bir bölü 4’ü Müslüman. Müminler birbirlerinin acı ve sevincini paylaşmakta, bir vücudun azaları gibidir. Hadisinin Müslümanlar neresindeler? Müslüman devlet Filistin, Lübnan, İran, ABD ve israil’in saldırılarına uğruyor. Müslüman devletlerden çıt ses yok, üstelik bir de İran’ı kınıyor.
ABD ve İsrail dünyada üstünlüğün kendilerinde olmasını, İslam aleminin zelil, kendilerinin aziz olmasını hedefleyerek, İslam devletlerine saldırı başlatmışlarıdır. Allah (cc) alçaltıp rezil edecektir, inşallah.
Bu zulmü Müslümanlara reva gören israil’in eski başkanlarından birine, sunucu mikrofon tutup soruyor: Gün gelecek, Müslümanlar galip gelecek, sizi kovalayacaklar. Taşların ve ağaçların arkasına saklanacaksınız. Ağaç ve taşlar dile gelip: arkamda bir Yahudi saklı, öldür diyecekler, diyor. Başbakan: Bu Müslümanlar mı, diyor. Bu söz pek de yabana atılacak bir söz değil. İslam’ı tam anlamıyla yaşamıyoruz da bu söze maruz kalıyoruz.
ABD ve İsrail devlet yetkililerinden bazıları, bu zulme destek vermiyorlar. Buna karşın, ABD ve israil’ın İran’a saldırılarına İslam devletleri destek vererek Trump’un övgüsüne mazhar oluyorlar. Hani müminler, bir vücudun azaları gibiydi? Dünyada bu ayıp, kendilerine yettiği gibi, Allah’ın azabı da kendilerine yeter.
Müslümanların, hal ve ahvali böyle iken, Allah’ın tecellesi, şüphesiz tekerrür edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bunu Yahudilerde biliyor. Korkusu yüreklerini sardı. Verha çevrelerine Gargad ağaçı dikiyorlar, gizlenmek için.
Ne yaparlarsa yapsınlar, çırpınızları beyhude, Allah Müslümanları hidayete erdirecek, inşallah. Nemrut ve ordusunun sivrisinekle, Kabe’yi yıkmaya giden Kafir Ebrehe ve ordusunu Ebabil kuşlarıyla perişan ettiği gibi, Müslümanları da yardımlarıyla muzaffer edecektir, inşallah.
Ebabil, Kırlangıç büyüklüğünde bir kuştur. Aynı zamanda Allah’ın (cc) yakıtsız, pilotsuz bombardıman uçağı görevini üstlenmişlerdir. Konuyla ilgili şiirimi paylaşıyorum:
İSLAM DÜŞMANLARI
ABD’yle Yahudi
Yaptılar, şer ahidi.
İran, Lübnan, Gazze’de,
Olanın, Rabb şahidi.
İslam’a hücum emri,
Veriyor, Netanyahu.
Trump, destek vererek,
Alırlar, mazlum ahı.
Kadın, çocuk, ihtiyar.
Vurup, katlediyorlar.
İslam’da yok bu kural.
Gerçeği, tarihte gör.
Müslümana, dünya dar.
İslam’a hücumdalar.
Sanıyorlar, ederiz kar.
Allah’ın hesabı var.
Biz, İslam’ı yaşarsak,
Allah verecek destek,
ABD’yle Yahudi.
Boy ölçüsün görecek.
Sivrisinek, Ebabil,
Bilirler, derler kabül,
Ders alıp, uslanmazlar.
Bekleyin, bela yakın.
Aksoy, ders almaz bunlar.
Kuruluyor, oyunlar,
Son pişmanlık, kabulsüz,
Olur Firavun, sonlar.
Yaradan, zor yargılar.