Siz ne iseniz ben de oyum!
Hamza Atlı
Kıymetli dostlar.
Gerek gündelik sohbetlerimde, gerekse yazılarımda her daim insanın "layıkıyla" idare olunduğunu, bu nedenle eleştirinin dozunun her yerde kaçtığını ve insanların siyaset üzerinden birbirini kırdığını ifade ederim.
Şahsen, eleştiriyi dozunda bırakıp, "yahu bize müstehak bu" deyip kenara çıktığım çoktur.
Zira gerçekten de öyle.
Her toplum müstehak olduğu idare tarafından yönetilir. Hatta bazen Allah onlara bu anlamda ikramda dahi bulunur, hak ettiğinden daha iyisi ile imtihan eder.
İnanın toplumların çoğu bu şekilde...
Sistem yerine nefsimizi eleştirirsek gerçekleri göreceğiz de...
Herkes "en iyisi benim" derdinde...
Hikâyeyi iyi okuyun!
Bir zamanlar bir ülkede halk hükümdara karşı ayaklanır.
Haklılardır...
Ne adalet, ne de düzen kalmıştır ülkede.
Hükümdar, ayaklanan halkı meydandaki devasa bir havuzun etrafında toplar.
Bir konuşma yapar;
"Eğer isterseniz benden çok kolay bir şekilde kurtulabilirsiniz. Böyle isyan etmenize gerek yok. Şimdi ben bu havuzu boşalttıracağım üzerini de kapattıracağım, Sizden tek isteğim, bu havuzu sabaha kadar süt ile doldurmanız. Herkes gece yarısından sonra bu havuza bir kova süt dökecek. Herkes tek başına dökecek, döktüğü sütü hiç kimse görmeyecek. Güneş doğarken hepiniz burada olun. Havuz süt ile dolduğunda ben tahtı bırakıp gideceğim…”
Ertesi gün sabah olur herkes sevinçle toplanır havuzun başına.
Öyle ya artık bu düzenbaz hükümdardan kurtulacaklardır.
Hükümdar da gelir ve üzeri kapalı havuz açılır.
Bir de ne görsünler!
Havuz, suyla doludur.
Çünkü herkes aynı şeyi düşünmüştür, “onca sütün içinde, benim döktüğüm bir kova suyu kim fark edecek?”
Hükümdar, gülmekten kırılmaktadır.
Gülmesi geçince der ki; "Gördünüz mü ey halkım? Siz ne iseniz, ben oyum.
Siz düzenbaz olduğunuz için içinizden kimi seçerseniz seçin, sonuç hiçbir zaman değişmeyecek. O yüzden ben tahtımda kalıyorum. Siz de layık olduğunuz sistemin içinde kalacaksınız…”
Hasılı mesele bundan ibaret.
O yüzden çok da şey etmeyin:-)