Sinirlenme Orhan Abi!
Hamza Atlı
Bilal Akçin abiyle gitmiştik yanına.
Ziyarette Bilal abinin oğlu Tayyip, Mehmet dayım ve dayım oğlu Huzeyfe'de vardı.
Epeydir görmüyordum Orhan abiyi.
Öyle bir adam ki müstesna.
Farklı, heyecanlı.
İslam davasına karşı oldukça duyarlı.
Çizgisini beğenmeyen de çok, kendisini takdir edende...
Lakin ben derdini seviyorum adamın.
İslam söz konusu olunca dertlenen, Rabbi'nin davasını dert eden her kim olursa olsun seviniyorum.
Epeydir görmemiştim dedim ya...
Son görüşmemiz Ramazan Keskin Hoca'nın sağlığındaydı.
"Eski mücahitler, şimdi müteahit" oldu diye bir ifade geçmişti yazımda.
Tevhid davasından vazgeçenler, paraya, siyasete, makam ve şöhrete gönül vermişti.
"Oy kullanmak şirktir" diyenler oy topluyordu!
Nasıl yazmayayım?
Bu ne yaman çelişki.
Tabi gazetede okuyorlar yazımı.
Ramazan Keskin hocayı arıyor Orhan abi.
Sesi hararetli...
Bak "Hamza ne yazmış" diyor.
Keskin Hoca meseleden haberdar.
Gazeteyi düzenli takip ediyor.
Bir araya geliyorlar meşhur mescitte.
Ramazan Keskin Hoca ve yaklaşık 7-8 kişi.
Yazımı analiz ediyorlar.
"Hamza haklı" diyor Orhan abi.
Eskiden mücahitken, oy kullanmak şirktir diyen bizlere ne oldu, diye soruyor ötekilere...
Haklı bir serzeniş var içinde.
Neden öyle dedik eskiden?
Niye şimdi tam tersi istikamette seyrimiz?
Ramazan Keskin Hoca iyi bir müfessir.
Bence ilmi de kalemi de soyadı gibi Keskin!
Hatipliği herkesçe malûm...
Zor zamanların güçlü adamlarından.
Şevket abinin ifadesiyle "diz çökmeyen adam"...
Açıklama yapıyor bize.
Eskiden hata ettik, şimdi çark diyor kısaca.
Yani hataydı ve döndük desede ekip pek de tatmin olmuyor...
İyi de ya sunduğumuz, sığındığımız güçlü deliller?
Ya Orhan abi gibi dava erleri?
Bu adamlar gibi bu uğurda bedel ödeyenler?
Tevhid davası için içeride çürüyenler?
Bunlar boşuna mıydı dedik Ramazan Hoca'ya.
İlminden, bilgisinden, eskilerden, örneklerden girdi konuya...
Yani müthiş bir derya...
Kendisini yakinen tanıyanlar bilir.
İlmi karşısında konuşmak için onun kadar bilgili olmak gerekir.
Ben yine de kendisini sıkıştıran bir iki soru yönelttim.
Cevaplar uzun ve sıkıcı gelmişti bana.
Bilmiyorum ama belki Orhan abi de benimle hemfikirdi.
Sonra hararetli bir tartışma.
İrfan Yılmaz geldi o anda.
Elinde bir poşet mandalina.
"Hararetinizi alır" dedi bana.
İkram etti orada hazır bulunanlara...
İşte Orhan abi böyle bir adam...
Bir köşe yazısına istinaden rahatını bozuyor.
Kalkıp taa mescide kadar gidiyor.
Mescitte arkadaşlarını toplayıp yazımı istişare ediyor.
Beni de bu istişareye davet ediyordu.
Şimdi aynı Orhan abi benden yana muzdarip...
Kalemin tevhidden güç alsın, gündemin evvela Allah'ın davası olsun diyordu.
"Güzel bir çizgin vardı, bozma".
"Kalemini dünyaya satma" diyordu...
Eleştiriyi severim.
Haklı serzenişlere eyvallah ederim.
Eyvallah Orhan Alan abi...
Bu arada Ramazan Hoca "kendisinin yine oy kullanmadığını" lakin oy kullanan bir insana bundan dolayı "müşrik" diyemeyeceğini ifade etti.
Vesselam...