ÜMMET BİR EBUZER’İNİ YİTİRDİ 2
Ramazan Hoca’mızın vefat ettiği andan itibaren dikkatimi çeken bir şey oldu. Ölüm haberi gelir gelmez Hoca’mın ismi değişti. Yeni ismi neydi biliyor musun? Cenaze…
İnsan denen varlık ne kadar acımasız… Mevcut duruma uyum sağlamada ne kadar mahir… Ölür ölmez adın cenazeye çıkıyor. Başladılar konuşmaya: “Cenaze şehir mezarlığı morguna gönderilecek.” , “Cenaze namazı yarın öğle namazını müteakip kılınacak.” , “Cenaze Ebuzerler Mescidinde defnedilecek.” vs. Ramazan Keskin Hoca denen çınardan şimdi cenaze olarak bahsediliyor. Hayat bu işte… Önem verdiğimiz, peşinden koştuğumuz hayat işte bu…
Ramazan Hoca’mı kime sorsan ilk tepkisi şöyle olurdu: “Çok sert biri”
Vallahi sevgili dost, 12 senedir kendisini yakînen tanıyorum. Son iki seneyi Hoca’mın rahatsızlığı ve öncesindeki covid 19 sebebiyle bir kenara bıraksam bile 10 sene boyunca kendisinin çok yakınında bulundum. Hiç görüşmesek bile haftada bir kez sohbetlerimiz vesilesiyle görüşürdük. Sözü nereye getireceğim? Hani çok sert olduğunu söylüyorlar ya, vallahi beni bir kez olsun kırmadı. Bir sert sözüne muhatap olmadım. Bir keresinde çocuklarından biri gülerek “Babamdan çekiniyorum.” deyince ben de gülerek “Ben hiç çekinmiyorum. Söyleyeceklerimi gayet rahat söylüyorum.” demiştim. Hakîkaten öyleydi. İnsanların düşünceleri ne olursa olsun rahatça konuşabilmeleri için imkân tanır, ortam oluştururdu. Özgür düşünceye öyle önem verirdi ki kimi densizlerin, düşünceyi özgürce ifade etmekle saygısızlık etmeyi ayırt edemeyip Hoca’ya saygısızlıkta bulunduklarına defalarca şahit oldum.
Bana sorarsan Ramazan Keskin Hoca, içinde bulunduğu ortamın insanı değildi. O, kendisini asla anlamayan ve 1000 sene de geçse bu kafayla anlayamayacak olan bir toplumun içinde maalesef heba olup gitti… O, iki toplum arasında yapayalnız bir yiğitti. Bu iki toplumdan biri, Hoca’mla birlikte vakit geçirdi ama onu anlayamadı. Hoca’m onlar için on beden büyük gelirdi. Diğer grup ise Hoca’yı anladı fakat plan ve programlarını sekteye uğratır, engel olur endişesiyle Hoca’mı görmezden gelip yok saydı. Çünkü Hoca’m minnetsizdi. Onun cesareti, gözü karalığı, kimseye eyvallahının olmayışı da işte bu minnetsizliğinden gelirdi. Çok defalar şahit oldum ki onun hiçbir çıkar kaygısı yoktu.
Osmanlı Devleti kurucusu Osman Bey’in kayınbabası Şeyh Edebali’nin damadına nasihatleri vardır. Bazı evlerin duvarlarında da asılıdır. Belki görmüşsündür. İşte o nasihatlerin bir yerinde der ki: “Ey oğul! Cahiller içinde kalmış âlime acı.” Hoca’m kendini hiçbir zaman acındırmadı ama Allah şahit, ben kendisine çok acıdım. Çünkü o, cahiller içinde kalmış bir âlimdi… Fırsat bulabilse ülkenin dinî ve siyasî alanlarına ciddi katkılar sunabilecek kapasiteye sahip bir adam, böyle heba edilmemeli diye kendi kendimi paraladığım çok zamanlar olmuştur. Eğer şimdi bile gözyaşlarıma engel olamıyorsam, buğulu gözlerle yazmaya çalışıyorsam Hoca’mın hak ettiği değeri göremeden bu dünyayı terk edişindendir. Cumhurbaşkanı, telefonla arayarak çocuklarına baş sağlığı diledi. Kemal Kılıçdaroğlu, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Fatih Erbakan gibi parti başkanları telefonla baş sağlığı dilediler. Şehrin valisi, belediye başkanları ve milletvekilleri bizzat taziye evine geldiler. İşte böyle tanınan bir simadan bahsediyorum. Bu dünyada hak ettiği değeri bulamadı. Tesellim odur ki vardığı yerde, bıraktığı yerdeki gibi nankörler yok. Orada her hak sahibi hakkını tastamam alır.
Yalnız kaldı ama kendini bir yerlere asla yamamadı. Bize sohbetlerinde sık sık ifade ettiği gibi ortada bir pasta vardı. Ya pastadan bir dilim de kendisi alacak ve kendisine pastayı sunanlara teslim olacaktı ya da Ebuzerce bir yol tutturacaktı… O, Ebuzer olmayı tercih etti. Ebuzer olmak kolay değildir kıymetli dost. Yürek ister… Bedel ödetir… Acı çektirir…
Ebuzer’i Rebeze’ye sürmüşlerdi. Hoca’mın Rebeze’si de Ebuzerler Mescidi oldu. Görünüşte Hoca’m kendisi keyfi olarak Ebuzerler Mescidi projesini devreye koydu. Kimse zorlamadı. Fakat “Bütün peygamberler şehir merkezlerine gönderilmişlerdir. Bizler de merkezlerde olmalıyız.” diyen bir adam ne diye durup dururken bir dağ başına çekilsin?
Hoca’mı sevdiğini söyleyenler, mirasına sahip çıkacağını iddia edenler bu sorumun üzerinde birazcık tefekkür ederlerse belki o zaman sağken anlayamadıkları Hoca’mı anlayabilirler.
Vesselam…