Hakan Ertürk

Dost Mektupları

Hakan Ertürk

SÖZ, SİHİRDİR

Enîs-i ruhum,
“Söz, sihirdir.” demişti bilge bir zat. Söz, sihirdir…

Kullanmasını bilen için her kilidi açan bir anahtar, her zihni kuşatan bir ordu, her yüreği fethetmeye muktedir bir kumandandır söz…

O söz ki Yunus Emre’nin deyişiyle savaşı da keser, başı da… Ve o söz ki ağulu (zehirli) aşı, yağ ile bal eder.

İnsanoğlu, bazen bir sözle bir gönlü fetheder. Bazen de bir sözü, bir kalpten kovulmasına yeter…

Belki de Allah azze ve cellenin, Âdemoğluna bahşettiği en büyük yetenek, sözü etkili kullanma kabiliyetidir. Şayet birbirimize laf yetiştirmek yerine, sözün gücünden istifade etmesini bilsek meselelerimizin kahir ekseriyetini halletmiş oluruz. Zira can sıkıcı meselelerimizin asıl müsebbibi sözü tesirli kullanmaktan uzak oluşumuzdur. Biz konuştuğumuzu zannediyoruz. Oysaki çoğu zaman dilimizden dökülenler laftan öteye gitmiyor. Vaktimizin çoğu, malayani laflarla heba olup gidiyor maalesef… 

Dikkat et! Sözü kullanmayı becerebilen kişi, onu güçlü bir silaha dönüştürür. Dilerse kitleleri harekete geçirebilir, dilerse koca bir toplumu uyutabilir.

Allah azze ve celle, Musa aleyhisselamı Firavun’a göndereceğini söylediğinde Musa aleyhisselamın şöyle mukabelede bulunduğunu Kur’an bize haber veriyor:
“Rabb’im! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır ve dilimden düğümü çöz ki sözümü anlasınlar.”

Şu zarâfete, şu hikmet dolu duaya bakar mısın? Her hitabımıza bu duayı girizgâh kılmamız yararımıza olur inancındayım.

Şairler, edipler ve hatipler az sözle çok şey söylerler. Onların silahı kelamdır ve çoğu zaman en keskin nişancıdan daha iyi iş çıkarırlar. 

Kanaatim odur ki bir toplumun medeniyet seviyesini de bu zümreler tayin eder. Bir toplumun şairi, edibi ve hatibi ne kadar fazlaysa o toplum o ölçüde ilerlemiş demektir. 

“Yanlış üslup, doğru sözün celladıdır.”  derken Şirazlı Sâdi, sözü edebince kullanmak gerektiğine vurgu yapar. O vakit, merhum Mehmet Âkif’in “Sözüm odun gibi olsun, hakîkat olsun tek.”  sözünü maalesef kabul edemeyeceğim. Zira sözün doğruluğu kadar, sunumu da önem arz eder. Yüce kitabımız, bize Firavun’a bile gitsek ona yumuşak söz söylememizi emreder. (Taha 44)

Tatlı dilin, yılanı bile deliğinden çıkarmak gibi çok güçlü bir tesiri olduğu ataların tecrübesiyle de sabittir. “Gücün sözü” tüm cihanda saltanat sürüyor olsa da “sözün gücü”nün muhatap üzerinde âdeta sihir etkisi yaptığını unutmadan bu güçlü silahı kullanmaya devam etmek gerek.

Sözün gücüyle ilgili şöyle bir hikâye anlatılır: “Bir bahar günü kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin üzerindeki tabelada ise büyük harflerle “DOĞUŞTAN KÖR” yazılı imiş. İnsanlar, bu acıklı manzaraya rağmen dilenciye para vermeden köprüden geçip giderken birisi dilencinin dizleri üzerindeki tabelayı almış ve arkasına bir şeyler yazdıktan sonra tekrar dilencinin dizelerine bırakmış. Köprüden geçen ve tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes dilencinin önündeki şapkaya para atmaya başlamış. Bir tek söz, dilencinin şapkasının para ile dolup taşmasını sağlamış. İnsanları büyüleyen o söz, şu imiş:

"GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ AMA BEN BAHARI GÖREMİYORUM..."

Enîs-i ruhum,
“Onlar ki sözü dinlerler de onun en güzeline uyarlar.”
Rabb’imiz, Zümer suresi 18. ayette buyuruyor. Rabb’im bizlere sözün en güzeline uymayı ve sözün gücüyle kuşanmayı nasip etsin.

Vesselam…

Yazarın Diğer Yazıları