Hakan Ertürk

Dost Mektupları

Hakan Ertürk

BİR YOLCUNUN SERENCAMI -3-

Muhabbet o kadar koyuydu ki vaktin nasıl geçtiğini ikimiz de anlamamıştık. Otobüs dinlenme tesisine giriş yaptığı sırada her ikimiz de saatimize baktık. Yemek ve ihtiyaç molası için otobüsümüz tesisin önünde durunca birlikte aşağı indik. Sefer arkadaşım abdest alıp namaz kılmak için benden müsaade istedi. Ben, kendisini lokantada bekliyor olacağımı söyledim.

Bir süre sonra yanıma geldi. Yemeği birlikte yemek için onu beklemiştim. Kalkıp yemeklerimizi aldık. Hesap ödemek için kasaya geldiğimizde ısrarla ısmarlamak istediğini söyledi ve hesabı ödedi. Bakışlarındaki derinlik ve güleç yüzünün ardındaki gizli hüznü bir türlü çözemesem de kalbim ona çok ısınmıştı. Alelacele yemeklerimizi yedik, çünkü otobüsün hareket saati gelmek üzereydi.

Mola vakti dolup otobüsteki yerlerimize yerleşince otobüsteki görevli arkadaş içecek ikramında bulundu. Kahvelerimizi yudumlarken ben, lokantada beklerken aklıma takılan bir soruyu yol arkadaşıma sormak istedim. Dedim ki: “Madem biz Müslümanlar her işimizde Allah’ın elçisini örnek almak zorundayız; o zaman merak ediyorum doğrusu, Rasulullah’ın(sav) Kur’an ile ilişkisi nasıldı?”. Sefer arkadaşım her zamanki sakinliğiyle cevap verdi:

“Rasulullah(sav), Kur'an'ı iyice anlaşılsın diye tane tane okurdu. Ayrıca Rasulullah(sav), üç günden daha az bir zamanda okunan hatimden, sahibinin hiçbir şey anlayamayacağını söylerken de Kur'an okumaktan asıl maksadın, onu anlamak olduğunu vurgulamıştır.

Sahabeden de bazıları bu hususta Rasulullah’ı(sav) çok iyi anlamışlardı. Mesela bunlardan biri Hz. Ömer’dir. Hz. Ömer, Kur'an ezberleyen hafızlar için maddî yardım isteyen Basra valisi Ebu Musa el Eşari'ye yazdığı mektubunda şöyle diyerek Kur'an'ı anlama işini ihmal edenleri tasvip etmediğini ortaya koyuyor:

"ONLARI KENDİ HÂLLERİNE BIRAK. KORKARIM Kİ İNSANLAR, KENDİLERİNİ KUR'AN'I EZBERLEME İŞİNE KAPTIRIRLAR DA ONU ANLAMA İŞİNİ İHMAL EDERLER."

Ebu Zer'in bildirdiğine göre Rasulullah(sav) "EĞER KENDİLERİNE AZAP EDERSEN ŞÜPHESİZ ONLAR, SENİN KULLARINDIR. EĞER ONLARI BAĞIŞLARSAN ŞÜPHESİZ SEN, İZZET VE HİKMET SAHİBİSİN."(MAİDE-118) ayetini sabaha kadar tekrarlamıştır.

Yine, Ebu Zer'in bildirdiğine göre Rasulullah(sav) "KİM ALLAH'TAN KORKARSA ALLAH ONA BİR ÇIKIŞ YOLU İHSAN EDER."(TALAK-2) ayetini uykusu gelene kadar tekrar tekrar okumuştur.

O, yürüyen Kur’an’dı. Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş hâliydi. Her işi, her sözü, her tepkisi Kur’an’ın izlerini taşırdı.

Aişe annemize sahabe, Rasulullah’ın(sav) ahlâkını sorunca Aişe annemiz şu özlü cevabı verir: “Onun ahlâkı Kur’an’dı.”

Yol arkadaşım, Rasulullah’ın(sav) Kur’an ile olan münasebetini anlattıkça soruyu sorduğuma pişman oldum. “Bilmiş bilmiş konuşup Kur’an’a dair sorular soruyorsun ama daha Kur’an’ın emri olan namazı bile ikame etmekten acizsin ey nefsim!” diyerek kınadım kendimi…

Hem Kur’an’a iman edeceğim hem de Kur’an’ın ahlâkından uzak gezeceğim. Hem Peygamber’i kabul edeceğim hem de hayatımı onunkine benzetemeyeceğim. Atalar bir kez daha haklı çıktı: “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?”

(Devam edecek inşallah)

Yazarın Diğer Yazıları