BİR YOLCUNUN SERENCAMI -2-
Duyduğum şeyler zihin dünyamda volkanik patlamalara sebep olmuştu. Oysa etrafımda günahlara dalan kişileri gördükçe kendimi Müslüman olarak çok iyi bir durumda görüyordum. Lakin bu işittiklerim beni ürkütmüştü. Yine de savunma pozisyonunda kalıp bir soru ile rakibimi alt etmeyi düşündüm: “Gelen rivayetlere göre Kur’an’ı Arapça okumak bile okuyana büyük sevaplar kazandırıyor. Bunu görmezden gelemezsiniz değil mi?” diye sordum rakibinin sırtını yere sermiş bir güreşçi gururuyla...
Benden sadece birkaç yaş büyük olduğunu tahmin ettiğim sefer arkadaşım tatlı bir tebessümle cevap verdi:
“Salih bir amel ne kadar küçük olursa olsun onu görmezden gelmekten Allah’a sığınırım. Bununla birlikte "Müslüman'ım" diyen çoğunluğun Kur'an'a yaklaşımını da komik buluyorum.
Şöyle bir düşünelim: Bir doktor, hastasına bir ilaç reçetesi yazıp verse bu adamın ne yapması gerekir? Bu reçeteyi bir şeye güzelce sarıp boynuna assa yahut bir bardak suya batırıp o suyu içse bu adam hakkında ne derdin?
Bir de şöyle düşünelim: Hastalıkların tedavi yöntemlerinin içinde yer aldığı bir tıp kitabını, hasta birine versek ve desek ki "Hastalığının tedavi yöntemleri bu kitapta var.". Hasta, bu kitabı alsa ve döne döne defalarca okusa bu kişinin hastalığı iyi olur mu?
ÖNEMLİ OLAN, TEDAVİ YÖNTEMLERİNİ SADECE OKUMAK MIDIR, YOKSA BU YÖNTEMLERİ UYGULAMAK MIDIR?”
Bugüne kadar Kur’an’ın mânâsı üzerinde böyle bir tefekkür yoluna gitmenin aklıma gelmediğini; belki de whatsapp, facebook, instagram aracılığıyla yoğun bir ayet paylaşımının yapılmasının beni bundan uzak tutmuş olabileceğini söyledim. Kur’an’a, Allah’tan gelen bir mektup gözüyle hiç bakmamıştım.
Sefer arkadaşım sanki zihnimi okumuştu. Tam bu noktadan hareketle şu açıklamayı yaptı:
“Farz edelim ki bir mektup aldık ve bu mektup bilmediğimiz bir dilde yazılmış. Ne yaparız? Mektupta neler yazdığını öğrenene kadar rahat edebilir miyiz? Alelade(sıradan) bir mektup için bu kadar telaş ettiğimize göre, âlemlerin Rabb'i olan Allah tarafından bize bir mektup gelse o zaman ne yaparız? MEKTUP(KUR'AN) ELİMİZİN ALTINDA VE DURUMUMUZ DA ORTADA...
Kur'an'ın kendisi, onu anlayarak okumanın gerekliliğini bildiren ayetlerle doludur. Sadece birini hatırlatmakla yetineyim:
"ANDOLSUN Kİ BİZ, KUR'AN'I ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK. YOK MU ÖĞÜT ALAN?" (KAMER-17,22,32 ve 40. ayetlerde tekrar edilen bir ayet)
Kur'an'ı okumayan, anlamayan ve gereği üzere amel etmeyenleri de Peygamber’in, Allah'a şikayet edeceği şu ayette ifadesini bulmaktadır:
"PEYGAMBER DER Kİ 'YA RAB, GERÇEKTEN BENİM KAVMİM, BU KUR'AN'I TERK ETTİ." (FURKAN-30)
Şu soruyu kendimize sormamız gerekmez mi?
Kur'an, bunca ayetiyle bizi kendisi üzerinde durup düşünmeye ve ayetlerinden öğüt almaya çağırıyorken biz nelerle zamanımızı tüketiyor, hangi gereksiz meşguliyetler içerisinde bocalayıp duruyoruz?”
(Devam edecek inşallah)