Çok değil, 3 yıl önce bu zamanlar Sevgili Fatih Kerimoğlu’nun idealist bir teklifiyle kalemimi kınına sokup, basın kartımı teslim etmiştim.
Şehrimiz için bu kez masanın diğer ucuna geçip, eleştiren değil düzelten tarafta karınca kararınca bir şeyler yaptık.
Hamdolsun!
‘Belediye gibi bir yerden…’ Diyeyim, siz devamını kendi dünyanızda doldurun. “Hırsız, çaldı, şurayı batırdı, bu ahlaksızlığa karıştı” gibi yaftalara adımız karışmadan bem beyaz bir a4 kağıdı gibi daha kalemimin mürekkebi kurumadan yeniden döndüm aranıza.
Bu süreçte bize belediyeciliği, bürokrasiyi, devletin işleyişini öğreten Büyükşehir Belediye Başkanımız Selahattin Gürkan’a teşekkür ediyorum.
NEDEN NET HABER?
Hala bu gazeteden ne kadar para alacağımı bilmiyorum.
Ahmet Keskin ile para dahi konuşmadık.
Kendime ve aileme ayırdığım süre içerisinde yakın ilgisi, gün gün eriyen Malatya için ne yapabiliriz kaygısı ve gazeteyi ticarethane gibi görmeyip iletişim fakülteli gençlerle bir şeyler yapma çabası burada olmam için yetti de arttı bile.
Sizlerle dertleşeceğimiz, sorunlarınızı dile getireceğimiz, A’dan Z’ye herkesi özgürce eleştirebileceğimiz bu güven ortamını oluşturan Hacı Baba’ya teşekkür ediyorum.
MALATYA’YA GELECEK OLURSAK...
*Malatya’nın suyu sert, insanı ‘mert’tir derdik.
O su 5 Şubat’ta, ‘Mert’lik isim, soy isimlerde kaldı artık!
*Malatya’nın havası derdik, kapımızı penceremizi açamaz olduk.
*Simgemiz Yeni Camimiz var mı? Yok!
*Y.Malatyaspor nerede desem, hani futbol şehriydik?
*Peki, kayısının durumunu konuşan var mı?
Hani şu sezona 160 TL’den giriş yapıp her şey üç katı pahalanmışken şimdi 110 liralara düşen kayısıdan…
*İş yeri, ekmek teknesi yıkılmış 25 bin esnaf, banka borçlarını ödemeye devam ederken gözleri önünde evleri yıkılan 100 bine yakın vatandaş desem.
*İlk defa konteyner kentlerde kış geçirmeye hazırlanan on binlerce insan…
Şehrimize ait tüm değerlerimiz bir bir yok olurken tek suçlu 6 Şubat depremi mi?
Her şeyi ‘90 saniyede yıkıldık’ kaderciliğiyle mi açıklayacağız.
Fazladan ranta müsaade edenin, sağlam yapmayanın, denetlemeyenin, deprem sonrası şehri rayına sokamayanların hiç mi suçu yok?
Vekillerimizi, bürokratlarımızı, belediye başkanlarımızı dinlediğinizde, kendinizi dinamitlerle yok oluşuna şahit olduğumuz bir şehirde değil, Prenses Şehrazad’ın Binbir Gece Masalları’ndaki bir hikâyenin içinde yaşıyor sanabilirsiniz.
SİZE SÖZ VERİYORUM!
Bu köşede haysiyet cellatlığına soyunmadan, itibar suikastı düzenlemeden, basın yayın ilkelerine bağlı bir şekilde memleketimizin her sorununu kişi ve kurum ayrımı görmeksizin gündeme taşıyacağım.
Vekillerin ‘kendilerine yakın’ olsun diye atadıkları çapsız bürokratların bu şehre verdikleri zararları, belediyelerin hizmet değil, sidik yarışında paraları nasıl çar-çur ettiklerini, STK’ların mesleki sorunlara çözüm yerine, çoluk çocuklarına iş bulmak için nasıl kullanıldığını, parti il yönetimlerinin ve genel merkezlerinin Malatya’yı yönetecekleri belirlerken kamu vicdanıyla mı kendi cüzdanlarıyla mı hareket ettiklerini ve daha fazlasını bu satırlardan okuyacaksınız.
Güzel işler yapanları da alkışlamak boynumuzun borcu olsun.
Tüm okurlara, bir sonraki yazıyı iple çekenlere selam olsun…