Enes Tarım

Modern bedevilik

Enes Tarım

Bundan yaklaşık 1300 yıl önce Tarık b. Ziyâd komutasında İber Yarımadasına adım attığımızda en önemli özelliğimiz farklı dinsel ve kültürel kimliklere saygılı olmamızdı.

Endülüs coğrafyasında kurduğumuz devlet diğer dinlerden, inançlardan olanların hak ve hukuklarını İslam devleti olarak korumaya almış; her farklı inanç sahibini istediği gibi inanmakta, ibadet etmekte özgür kılmıştı.

Ve biz güçlü olduğumuz o günlerde onlar gibi davranmadık.

O en güçlü olduğumuz asırlarda fethedilen bölgelerde yaşayan gayrimüslim halkı ötekileştirilerek farklılık ve çeşitlilikleri yok etmedik.

Aksine çoğulcu bir İslam düşüncesi ve kültürü inşa etmiştik.

Bu dönem Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanların bir arada yaşadığı bir medeniyet tecrübesi olmuştu.

Endülüs Haçlı ordularınca işgal edilince bu çok inançlı kültür yapısı tarumar edildi.

Birlikte yaşama kültürü yok edildi...

***

Hz Peygamberin ölümü müteakip İslam toprakları hareketli günler yaşadı.

Yeni fethedilen bölgelerden insanlar gelip şehirlere yerleşiyor, küfe gibi sonradan fethedilen yeni şehirlere de Mekke Medine’den insanlar gidip yerleşiyor, mahaller kuruyor ve bu mahallerde çok farklı düşünce ve anlayışlara sahip gruplar bir arada yaşıyordu.

Bir arada yaşamak zorunda kalan bu kesimler arasında diyaloglar, gerilimler ve etkileşimler oluyor, ilahiyat içerikli tartışmalar yaşanıyor her din mensubu İslam’ın bu erken dönemlerinde karşılıklı ilişki ve etkileşim içerisinde özgürce inandıklarını savunabiliyordu.

Yaşanan bu etkileşimler ve fikir teatileri, İslam dünyasını her alanda ilerletiyor; güneş barış ve kardeşlik dolu bu toplumun üzerine doğuyordu.

O kutlu elçinin rehberliğinde ve sonrasındaki asrısaadet döneminde her şeye o kadar güzel başlamıştık ki.

Sonra mı?

Muaviye’nin iktidar hırsı ile yanıp tutuşarak halife olma çabası beraberinde kendisinin Müslümanların başına halife olmasının Allah’ın kaza ve kaderiyle meydana geldiğine inanması, bu fikri yaygınlaştırmak amaçlı Cebriye mezhebini desteklemesi belki tüm kötülüklerin ilk işaret fişeği idi.

İslam’ın ilk dönemlerinde etkileşim ve bir arada yaşama tecrübesi, Emevilerin cahiliyeden kalma kavmiyetçi hamleleri yüzünden akamete uğradı.

Üstüne üstlük bir de türlü hile ve desise ile Yezid’in iktidara gelmesi zulmün tavan yaptığı zamanları yaşattı bu ümmete.

Ve sonraki yüzyıllar artık İslam ümmeti için krallar çağı idi.

Özgürlüklerin kısıtlandığı, hakkın adaletin yok edildiği asırlar…

Müslümanlar arasında hoşgörü ve toleransın bitip; öteki olana yırtıcı aslanlar gibi saldırıldığı farklılıklara tahammülü olmayan kavgacı empati yoksunu nesiller çağı başlamıştı.

Ve o günden bugüne önceki nesillerden süzülüp gelen bedevilik bizi hırçın, kavgacı, şiddet yanlısı bir figüre dönüştürdü.

Artık maalesef sevgisiz bir toplumuz.

Yaşadığımız toplumlarda ötekine tahammül edemiyor, yok etmek için elimizden geleni yapıyoruz.

Bir arada yaşamayı beceremiyor; herkesi kendi dinimize, mezhebimize, etnik kimliğimize, partimize uydurmak, tıpkımız yapmak için saldırıyor, dahası öldürüyoruz.

Ve aslında tüm bu kavgalarımızın kökeninde bu geçmiş yaşadıklarımız var…

***

Hoşgörü kabaca yanlış olduğunu düşündüğümüz bir fikre ya da yaşam tarzına katlanmak demek.

Yani katlanılması bizim için oldukça zor bir dünya görüşüne, yaşam tarzına veya fikre karşı sabrederek tahammül göstermek…

Tasvip etmediğimiz halde aynı toplumda yaşıyor olmamız hasebi ile diğer insanların inançlarını, yaşam tarzlarını ve dünya görüşlerinin yaşamasına izin vermek demektir.

Yani farklı bir inancı, dünya görüşünü, yaşam tarzını veya fikri onaylamak değil; yanlış olduğunu düşündüğümüz bir seçime tahammül göstermektir.

Öteki olarak kabul ettiğimiz kişilerle gerçek ve verimli bir ilişki kurmak istiyorsak öncelikle sahip olduğumuz üstünlük iddialarından kaynaklanan her türlü geleneksel önyargılarımızı ve

klişeleşmiş kabullerimizi gözden geçirmemiz gerekmekte.

Toplumda öteki gördüğümüz farklı dinden, ırktan, mezhepten, partiden, fikirden insanları olduğu gibi kabul etmek ve anlamaya çalışmak ve empati yapmak bedevilikten kurtulduğumuz bir milat olacaktır…

Selam ve dua ile…

Yazarın Diğer Yazıları