Kutsala Olan Meylimiz
Enes Tarım
Genlerimizden gelen bir özellik olsa gerek kutsalı seviyoruz.
Hükmetme ve egemen olmayı sevdiğimiz gibi…
Bu istek bizi, yaşadığımız belde ya da ülkede yönetme ve iktidarı ele geçirme yönünde kuvvetli bir isteğe teşvik ediyor.
Muktedir olmak, egemenliğimizi sürdürebilmek, yönetebilmek için can tende durdukça çabalıyoruz.
Hedefe ulaşma isteği kimimize soyumuzun ya da genlerimizin kutsallığı ile ilgili nesiller boyu mitler ürettirirken; kimimize de ilham aldığımızı, rüyada Allah’ın elçisi ile konuştuğumuzu ya da gaipten bir sesle uyarılarak seçildiğimizi anlatıp ilgi görmemizi sağlıyor.
Nihayetinde bu saplantıyı kimimiz politik-dini bir figür olmak için kullanırken bazılarımız da soylu olmak ve bir ailenin seçkin bir ferdi olarak değer görmek istiyoruz.
Bazen de bu amaç için bizden daha kabiliyetli daha zeki birini kutsal etiketlerle “insanüstü” tanımlamalarla öne çıkarıyoruz.
Tarih boyu bu böyleydi.
Yaşadığımız topraklarda hep masalımsı efsanelerle, ölmüş atalar soylu, kabile, kahraman akrabalar ya da daha ilerisi tanrının kutsadığı nesillerle tanımlanmak istedik durduk.
Bir nebinin, şeyhin ya da efendinin soyundan olmak övünç kaynağı oldu bizim için.
Ondan el almış olmak, seçilmiş olmak bir referans kaynağı oldu hep.
Oysa Hz. Peygamber’e kutsallık atfedildiğinde onun: “Ben de sizin gibi bir insanım...” demesini emreden ayet henüz inmişti.
Ve bizlerde o ayeti ezberleyip duruyorduk…
***
Uzak geçmiş tarihlerde imparator, kral ya da şah gibi şahsiyetlerin bazen ilâh, bazen de yarı ilâh gibi insanüstü vasıflarının bulunduğuna inanılırdı.
Bu kutsallık hükümdarın tebaa üzerinde sınırsız şiddetini ilahi bir şal ile örter, kudretini büyütür, sorgulanamaz lığını artırırdı.
Böylece ilkel toplumlarda toplulukların inanç şekillerini ve dinlerini bu yarı ilah sayılan krallar belirlerdi.
Bazense peygamberleri tanrının kendisi ya da oğlu kabulleri ile tanımlardı insanoğlu.
İslam düşüncesinde de peygamberin ölümünden sonra “levlaka levlak” benzeri hadisler üzerinden uyduruk rivayetlerle Nebi (as) ye yarı tanrı hüviyeti verilmek istenmesi aslında eski pagan ilkel kabilecilik günlerine dönme isteğinin bir neticesi idi şüphesiz.
Bu rivayetler üzerinden mevcut yöneticilere itaati teşvik etmek, onları meşrulaştırmak, tarih boyu zalim idarelere kaynak sağlamaktı.
Yenilmezlik, masumiyet, kutsallık, günahsızlık gibi vasıflar insanları cezbeder.
Böylece tebaa, yöneticiyi kutsallaştırır ve yüceltir.
Uzun yıllar halk arasında ağızdan ağıza dolaşan mitler, efsaneler ve uyduruk rivayetler de bu konuda yardımcı olur.
***
Hz peygamber hayatta iken kendisine kutsallık atfeden sıfatları hiç kabul etmedi aslında.
Sahabeler de keza…
Hz peygamber kendisine bu şekilde yaklaşılmasını yasaklamıştı.
Onun ölümünü müteakip saltanat sahipleri uyduruk rivayetlerle gayri İslami hükümranlıklarını mukimleştirip kendilerini kutsallaştırma üzerinden politikalar yaptı.
Böylece İslam dünyasında lider merkezli bir din ve dünya görüşü şekillendi.
Adına halife denen ucubeler yüzyıllar boyu İslam dünyasına tasallut etti durdu.
Ve bu, İslam’ın siyasallaştırılması sürecini getirdi.
Günümüz yansımalarına baktığımızda kutsallaştırma isteğinin her alanda karşımıza çıktığını görüyoruz.
Belki yarı tanrı olmasa da bugünkü mübarekler; peygamberin ruhani varlığı ile görüşüyor, istişare ediyor, öğütlerini alıyor ve takdirine şayan kalıyorlar.
Bazen peygamber as onların yurtlarını geziyor, üstü açık yatan şakirtlerin üstünü öpüp alnına şefkat öpücüğü bile konduruyor.
Ya da” meleiala” da Cebrail ile buluşup dünya ile ilgili işlerde geçmiş peygamberlerin ruhları beraberinde şehitler ve sıddıklarla istişare edip yeryüzü için ortak kararlar alabiliyorlar.
Ya da kilometrelerce uzaktan müritlerini görüp kollayabiliyor, hastalıklarını iyileştirip Allah’la kul arasında yardımcı görev görüp şefaatleri ile cennete götürebiliyorlar.
Ya da yanmaz kefenlerle kabir azabından cehennem ateşinden kulu kurtarıp cennetlerde ağırlanmasını sağlayabiliyorlar.
Allah’la haşa buluşup konuşup dertleşebiliyorlar.
Binaenaleyh o kutlu elçinin ölümünden beri bu kutsal istismar alanı her geçen gün katlanarak büyüyüp duruyor…
Selam ve dua ile…