Enes Tarım

İslami Dayanışma Oyunlarının İslamiliği

Enes Tarım

İslami Dayanışma Oyunları çoğumuz adını yeni duymuş olsak ta aslında eski bir organizasyon.

Dünya olimpiyatlarından esinlenerek 2005 yılından beri İslam ülkeleri arasında işbirliği ve dayanışmayı geliştirmek amaçlı düzenleniyor.

Ve İslam konferansına üye ülkeler katılıyor.

İlk oyun 2005 yılında Cidde, Suudi Arabistan'da düzenlenmiş.

İkincisinin 2009 Ekiminde İran'da yapılması planlanmış ama sonrasında siyasi problemlerden ötürü iptal edilince 2013'te Endonezya'da üçüncüsü gerçekleştirilmiş.

Dördüncü oyunlar 2017'de Bakü'de yapılırken son organizasyon olan beşinci oyunlar da ülkemizde; Konya’da devam ediyor…

***

Belki öncekilerde olduğu gibi basın yayın organlarında müsabakalar hakkında yoğun eleştirel mülahazalar yapılmasaydı organizasyondan çoğumuz yine haberdar olamayacaktı.

Bir süredir özellikle İslami camialardan insanlar sosyal ortamlarda hararetli tartışmalar gerçekleştiriyor.

Özellikle kadın sporcuların kısa bikini benzeri şortlarla yarışıyor oluşu yadırganıyor.

Organizasyonun adının başında “İslami” kelimesinin oluşu beklentileri artıran bir etmen galiba.

Anlıyoruz ki çoğumuzun siyah çarşafları ile yarışan bayan sporcular ve uzun geniş haşemalarla koşuşturan erkeklerin katıldığı bir olimpiyat fantezisi var.

Belli ki müsabakaların dünya şampiyonalarda gördüğümüz profilden farklı olmayışı mütedeyyin kesimleri abandone etti…

***

Şüphesiz İslam gerek giyim kuşam gerekse sosyal hayatta bir takım standartlar getiriyor.

Kur’an genel anlamda kadınlar için tüm vücutlarını örtecek giysiler beraberinde başörtüsünü emrediyor. 

Ama göz önünde tutmamız gereken husus bunun zorlama olmaksızın kişinin dindarlığı ile sınırlı kalması değil mi?

Ve hali hazırda bu olimpiyatlara katılım gösteren İslam konferansına üye ülkelerde kılık kıyafetin bir standardizasyonu da yok.

Kimse nasıl giyinmesi gerektiği hususunda zorlanmıyor.

Suudi Arabistan, Afganistan ve İran istisna olabilir.

Diğerlerinin hiçbirinde sosyal hayatta tesettüre uyma zorunluluğu yok.

Bilakis bir batılı gibi giyinip gezen kadınlar çoğunluğu teşkil ediyor. 

Ve bizler bunu benimsemiş durumdayız.

Şuna inanıyoruz; din, Allah ile kul arasında gerçekleşen bir samimiyet bağıdır ve insanlar dinin hükümleri uygulamak zorunda değiller.

İnsanlar dindar olmak için zorlanamazlar.

Dindarlık bir zorunluluk değil bilakis keyfiyettir. 

Dindarlık Allahtan bir sakınıştır.

Bazı insanlar daha dindardır ve Allah’ın sınırlarına çokça riayet eder.

Bazı insanlar da fazla dindar değildir.

Hiç kimse (velev ki şeriatla yönetilen bir ülkede yaşıyor olsun) ortak ahlaki hükümlerde mutabık olma kaydı ile gerek ibadet boyutunda gerekse giyim kuşam alanında zorlanamaz.

Yine hiç kimse İslami hükümlerin anayasa sayıldığı beldelerde yaşasa dahi neye inanıp neye inanamaması gerektiği konularında hiç kimseye hesap vermek zorunda değil.

Bunun harici zorbalıktır, zulümdür…

***

O halde adının başında İslami kelimesi de olsa Müslümanların düzenlemiş oldukları organizasyonlarda giyim kuşam gibi dinin özel alanına ait bir kural beklentisine girmek gereksiz değil mi?

Yaşadıkları ülkelerde Müslümanlar istedikleri gibi giyinme hakkına sahipken ve hiç kimse tesettürlü olmak için zorlanmazken müsabakalara katılan gençlerden tesettür kurallarına uymalarını istemek abesle iştigal etmiş olmak sayılmaz mı?

Laik ülkelerde batılılar gibi yaşayan batılıların hukuk kuralları ile yönetilip halinden memnun dolaşıp duran Müslümanların İslami olimpiyatlarda” istemezük” çığırışları şımarıklık değilse nedir…

Ya da fantezi…

Selam ve dua ile…

Yazarın Diğer Yazıları