Enes Tarım

İsevi Şiddet

Enes Tarım

“…Yahudilerin Fısıh bayramı yakındı. İsa Kudüs’e gitti. Tapınağın avlusunda sığır, koyun ve güvercin satanlarla orada oturmuş para bozanları gördü. İpten bir kamçı yaparak hepsini koyunlar ve sığırlarla birlikte tapınaktan kovdu; para bozanların paralarını döktü ve masalarını devirdi. Güvercin satanlara: ‘Bunları buradan kaldırın, Babamın evini Pazar yerine çevirmeyin!’ dedi.” (Yuhanna 2: 12-17)

İsa davetine ilk başladığında dönemin din anlayışına verdiği ilk tepki bu idi… 

O bir barış elçisiydi. 

Vaazlarında her türlü zulüm kötülük ve şiddete karşı çıkarak insanlara kardeşliği öğütlüyordu.
Mesajları tüm dünyada karşılık bulmuş olsa gerek; İsevilik bugün en çok müntesibi olan din konumunda.

Gerçekten de İncillere bakıldığında İsa’nın sevgiye dair sözleri o kadar çok ki.

O, dağdaki vaazında: “Düşmanlarınızı sevin ve size eza edenler için dua edin ki göklerde olan Babanızın oğulları olasınız; zira o güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine doğdurur…” (1) demişti.

“Göze göz, dişe diş dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin.” (2) sözü ile şiddeti lanetlemişti.

“Sezar’ın hakkının Sezar’a Tanrı’nın hakkının Tanrı’ya verilmesini” (3) emretmiş kendisini tutuklamaya gelenlere karşı kılıç çeken havarilerini engellemişti: “İsa’yla birlikte olanlardan birisi, ani bir hareketle kılıcını çekti, baş kâhinin kölesine vurup kulağını uçurdu. O zaman İsa ona, ‘Kılıcını yerine koy!’ dedi.” Kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek…” (4) 

Bu minvalde mesajları çokça görmek mümkün ve İncil, yaşamın her ayrıntısında Tanrı’nın sükûnetini taklit etmeyi, doğru oturup, sakin konuşmayı, şiddetten ve hatta katılarak gülmekten dahi kaçınmayı öğütler. 

Mesela Hristiyanlığın erken dönem kilise babalarından “Origen” (d. 185) şunları söylüyordu: 

“Başka bir millete silahlarımızı yöneltmeyeceğiz, savaş sanatını icra etmeyeceğiz, çünkü İsa Mesih sayesinde barışın çocukları olduk. Silahlı çatışmalarda bir Hristiyan, imparatorun ordularında, imparatorun zoruyla olsa bile savaşamaz…”

Yine erken dönem önemli ilahiyatçılardan “Tertullian” (d.160) :” Barışın çocuğu muharebeye nasıl katılabilir?” diye soruyordu.

Bütün bu ifade ve görüşler gerçekten de tüm semavi dinlerin mesajının özünüdür. Savaş ve şiddet sadece savunma/ korunma eksenlidir.

Ancak madalyonun öteki yüzü gerçekten öyle mi?

İddia edildiği gibi Hristiyanlık gerçekten de insanlığa sevgi, barış ve merhameti öğütleyen bir barış dini midir?

Hristiyanlık İsa’dan bugüne şiddetten uzak durarak tarih boyu kardeşliği, hak ve adaleti mi savundu?

O halde topraklarımız neden onların istilası altında?

Sömürgeci güçlerin tümü neden İsevi?

Sonradan ne değişti de şiddet kültürü galip geldi?

Böyle sorular sormak hakkımız değil mi?

Haçlı seferleri, engizisyon mahkemeleri, savaşçıların kutsanması, şehitlik anlayışı, savaşçı papalar, idam cezası, köleliğin desteklenmesi, sömürgecilik faaliyetlerini nereye koyacağız?

Tamam, İsa “Düşmanlarınızı bile seviniz.” diyor ve din adamlarının savaşmasını dahi yasaklıyor; pekâlâ yüzyıllardır bu yaşananlar nedir?

Yoksa sevgi sözcükleri sadece kendi taraftarları için mi?

*** 

Aslında, Ortaçağdan itibaren büyük bir değişime şahit olduk.

Bu tarihe kadar Hristiyanlar şiddete yönelmemiş, eylemsizlik sergilemiş ve sadece inancın yayılması için çalışmışlardı. 

Ancak Roma İmparatorluğu 380 yılında resmî din olarak Hristiyanlığı kabul edip Kilise güçlü bir devletçe temsil edilmeye başlanınca dinsel şiddet çağı başladı.

Bu tarihten itibaren kilise, çıkarları için savaşa onay vermiş; sadece meşru kabul edilmekle kalmayıp kutsal savaş adı altında teşvik eder olmuştur.  

Kilisenin bekası için öldürülen herkes şehit sayılmış, günahlarının affolunacağı ilan edilmiştir.

Bütün bunlara bağlı olarak gelişen şövalyelik, azizlik ve şehitlik kültleri tamamen Hristiyan savaş geleneğinin sonuçlarıdır.

Nitekim 11. Yüzyıla gelindiğinde Haçlı seferleri çağrısında Papa II. Urban’ın kullandığı slogan “Deus vult” idi. Türkçesi “ Tanrı böyle istiyor!” olan bu slogan, bilahare Haçlıların meydanlarda savaşırken motivasyon aracı olarak kullandığı yaygın bir söyleme dönüştü.

Papa yanılmazdı ve bunu Kutsal Ruh aracılığıyla söylemişti…

Beraberinde kiliseler arası savaşların meşru addedilmesi, mezhep savaşları ve heretik olan herkesin öldürülmesi cevazı geldi.

Heretiklerin tek günahı Katolikler gibi inanmamaları idi…

Devam edecek

Yazarın Diğer Yazıları