Enes Tarım

İran İslam İnkılabının Karne Notu Kırıklarla Dolu

Enes Tarım

İran’da yaşanan son olayları nasıl değerlendirmek gerek?

İslam’ın hoşgörüye dayalı irfani yönünün fıkıh ve hukuk kurallarına kurban edildiğini düşünüp özgürlükçü talepleri haklı göstererek mi?

Yoksa inkılabın her türlü kişi hak ve hürriyetinden üstün olup halklara devredilemez yetkilere sahip olduğunu savunarak mı?

***

Öyle ya da böyle siyasal İslamcılığın uç noktasının yaşandığı İran’daki 43 yıllık devlet serüveni uzun analizler yapmayı hak ediyor.

İnkılabın seyri, niteliği, sonrasında yaşananlar, mezhep taassubu, anayasal zorunlulukların dine uygunluğu, geçmiş fıkhın modernite eşliğinde bugüne uyarlanışının getirdiği sıkıntılar gibi yığınla şey üzerinde çalışmak lazım.

***

Teorik Şia fıkhının modern zamanlarda devlet olduğunda gerçekleştireceği performansı oldukça merak konusu idi.

On iki imam, masumiyet, imamet, velayeti fakih, beklenen imam, anayasanın mezhebi yönü gibi konuların pratiğe aktarımı önemli idi. 

Tüm bu konular Sünniliğin referansını almamış olsa da…

Beraberinde bugün İran İslam cumhuriyetinin şura sistemi, meclis yapısı, seçim sistemi vb. uygulamalar adeta İslami bir devletin bugün referans olmada adeta bir laboratuvar işlevi ehemmiyeti taşımakta.

Modern zamanlarda İslam devriminin nasıllığını gösterebilecek bir pratik önemli…

Ve tüm bunlar aslında ayrı müstakil uzun yazıları hak ediyor…

***

Şüphesiz asrısaadetteki ilk İslam devleti modellerinin üzerinden çok uzun zamanlar geçti. 

Bugünlerde İslam’ın devlet olma iddiasının 21. yy dünyasında ne derece geçerliğinin olmasının temel referans kaynakları Suudi Arabistan ve İran gibi devletler…

Ve maalesef referans olma noktasında pek te iç acıcı bir temsiliyet görünümü arz etmemekteler.

Suudi Arabistan krallık yönetimi zaten eşitlikçi adil yaşana bilirlik kategorisinde bir sınıflamaya dahi giremeyecek içler acısı bir yönetim modeli arz etmekte.

Tüm dünyada İslam devrimi rüzgârları estirerek Sünni ve Şii tüm kesimlerin desteğine mazhar olan İran İslam devrimi de bugün geldiği noktada tüm İslam dünyasına büyük hayal kırıklıkları yaşatmakta.

Uzun zamandır İran’da yönetimsel sıkıntılar var ve bu durum kriz zamanlarında patlamalara dönüşerek değişik eyaletlerde/ şehirlerde isyan hareketlerine yol açmakta.

Son olarak irşad devriyeleri tarafından başörtü kurallarına uymadığı için gözaltına aldıktan sonra hayatını kaybeden 22 yaşındaki Jîna (Mehsa) Emini’nin ölümünden sonra yaşanan olaylar, son iki haftadır dünya gündemini meşgul etmeye devam ediyor. 

Yaşananlara özelikle İran içerisinden de ve dışından her kesimden çok sayıda tepki var ve gösteriler hala sürüyor. 

Gelen resmi haberler olaylarda yüze yakın insanın hayatını kaybettiği yönünde…

Özellikle ölen kız çocuğunun Kürt kökenli olmasından mütevellit başta Kürt şehirleri olmak üzere çoğu eyalette tepkiler protestolarla devam ediyor.

Yaşananlara tepki gösteren çevreler içerisinde geleneksel din anlayışına sahip bazı muhafazakâr muhalif çevreler de var.

Yani yönetime tepki sadece seküler çevrelerle sınırlı olmayıp yaşanan sıkıntı İran’ın sadece seküler çevrelerle yaşadığı sorunlar değil.

Devrimin kendi çocukları ile de sorunları var ve en az seküler çevrelerle yaşadığı problemler kadar eskiye dayanıyor.

Muhafazakâr muhalif çevrelerin devrimin ilk gününden itibaren sisteme yönelttikleri çok ciddi eleştirileri var.

Yaşanan son olaylarla birlikte rejim karşısında konumlanmış muhalif dinî çevrelerin sesi olarak kabul edilen dinî entelektüeller de artık rejimin halk üzerindeki baskısına karşı seslerini daha fazla yükseltmiş durumdalar.

***

Siyasal İslam’ın, dünyanın neresinde olursa olsun şapkayı önüne koyarak düşünmesinde sonsuz faydalar var. 

İran da uzun bir süredir iktidarı ve muhalefetiyle tükenmişlik sendromu yaşayan umudu kesilmiş bir toplum var.

Din adına topluma hükmeden istibdatçı bir yönetim anlayışı 40 yıldır ülkeyi baskı ile yönetiyor ve bir iç savaşa doğru sürüklüyor. 

Eleştirileri kulak arkası edip uyarıları dikkate almayan, hiçbir zaman halkı hesaba katmayan, ülke yönetimine dair aldıkları kararların uygulanabilir olmadığını gördüklerinde de her seferinde zor ve baskı ile çözmeye çalışan yönetim anlayışı maalesef İran da İslam devriminin sonunu getirmek üzere…

Her türlü muhalif söylemi şiddetle bastıran ve 40 yıldır hala devrim ideallerini gerçekleştiremeyen Şii kadrolar İslam dünyasına kötü yönetim örneklerinden bir diğeri olmaktan başka bir şey sunmuyor…

***

İslam ve Müslümanlığın içini boşaltarak din devleti iddiası ile ortaya çıkan modeller insan hakları ve adil yönetim derslerinden kırık notlar alarak hayal kırıklığı yaratmaktan başka bir değer üretmiyor.

İslam’ın örnek modeli olması beklenen İran bugün kan ve barut fıçısına dönmüş durumda ve küçük bir kıvılcımla volkana dönmesi yakın gibi. 

O volkan bir patlarsa biten sadece İran değil; İslam dünyasının gelecek umutları da olacak.

İslam’ın başarısız modellerinin gelecek nesiller için bir ölü doğuş mahiyetinde olduğunun hepimiz farkındayız. 

İslam’ın uzlaşı, sevgi ve şefkat kültürüyle gönülleri birbirine yakınlaştıran sapasağlam bir ipe topluca tutunmayı öngören bir sevgi kardeşlik dini olduğu iddiası tükenmeden acilen bir şeyler yapmak lazım.

Allah bizi sınamaktadır. 

Şunu unutmayalım; halkın bugünkü öfkesi yaşında başörtüsünü düzgün takmadığı için dövülerek öldürülen bir genç kızın naaşı üzerinden alevlenen bir öfke değildir. 

Kötü yönetim ve baskı rejimleri her vesile ile şiddet üretirler…

Selam ve dua ile…

Yazarın Diğer Yazıları